15 Yaş Altına Sosyal Medya Yasağı Tartışılıyor: “Çocukları Korurken Toplumu Gözetlemeyin”
15 Yaş Altına Sosyal Medya Yasağı Tartışılıyor: “Çocukları Korurken Toplumu Gözetlemeyin”
TBMM’ye sunulan yeni teklif, 15 yaş altına sosyal medya kullanımını yasaklamayı öngörüyor. Uzmanlar ise çocuk güvenliğinin, kimlik ve biyometrik veri toplayan bir gözetim sistemine dönüşmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
TBMM’ye sunulan yeni teklif, 15 yaş altına sosyal medya kullanımını yasaklamayı öngörüyor. Uzmanlar ise çocuk güvenliğinin, kimlik ve biyometrik veri toplayan bir gözetim sistemine dönüşmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
SEÇKİNHABERTV- Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) 4 Mart 2026’da sunulan kanun teklifi, 15 yaş altındaki çocukların sosyal ağ hizmetlerinden yararlanamamasını öngörüyor. Teklifte ayrıca 15 yaş üstü kullanıcılar için ebeveyn kontrolü ve yaşa uygun içerik modelleri geliştirilmesi de yer alıyor.
Düzenleme kapsamında sosyal medya platformlarının yaş doğrulama sistemleri kurması ve kurallara uymayanlara yaptırım uygulanması planlanıyor.

“Mesele çocuk güvenliği değil, yöntemi”
Konuyu değerlendiren siber güvenlik uzmanı Mehmet Tolga Ertürk, çocukların korunmasının gerekli olduğunu ancak yöntemin kritik olduğunu vurguladı.
Ertürk, “Asıl mesele çocuk güvenliğine karşı çıkmak değil. Bu süreçte tüm toplumu kimlik göstermeye zorlayan ve merkezi veri havuzları oluşturan bir sisteme dönüşmemek gerekiyor” dedi.
Dünyada tek model yok
Ertürk’e göre dünyada yaş doğrulama konusunda tek tip bir sistem bulunmuyor.
-
Avrupa Birliği, minimum veri ile yaş doğrulama modelini benimserken
-
Fransa anonim doğrulama yöntemlerini öne çıkarıyor
-
İngiltere ve Avustralya ise daha sıkı kontrol sistemleri uyguluyor
Bu örneklerin ortak noktası ise tam kimlik paylaşımı olmadan doğrulama yapılması.
Teknoloji hatasız değil
Yaş tahmini ve yüz tanıma sistemlerinin kusursuz olmadığını belirten Ertürk, özellikle 13-17 yaş aralığında hata payının yüksek olduğunu söyledi.
Yanlış sınıflandırmaların hem çocukları hem yetişkinleri mağdur edebileceğine dikkat çekti.
Asıl risk: Veri birikimi
Uzmanlara göre en büyük tehlike teknolojiden çok verinin kendisinde yatıyor.
Kimlik, selfie ve biyometrik verilerin toplanması;
-
veri sızıntısı
-
kötüye kullanım
-
hedefli saldırı risklerini artırıyor
2025’te yaş doğrulama süreçleriyle bağlantılı kimlik görsellerinin sızdırılması da bu riskin somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
“Biyometrik veri geri alınamaz”
Ertürk, biyometrik verilerin sıradan veri olmadığını vurgulayarak,
“Şifre değiştirirsiniz ama yüzünüzü değiştiremezsiniz. Bu yüzden kitlesel biyometrik sistemler ciddi risk taşır” ifadelerini kullandı.
Çözüm yasak değil, dengeli model
Uzmanlara göre çözüm tamamen yasaklamak ya da tamamen serbest bırakmak değil.
Daha sağlıklı bir model için:
-
Platformların güvenli tasarım yapması
-
Varsayılan gizlilik ayarlarının güçlendirilmesi
-
Ebeveyn kontrol araçlarının geliştirilmesi
-
Dijital okuryazarlığın artırılması gerekiyor
“Kimliği değil, sonucu gör”
Ertürk’e göre en doğru yaklaşım, platformların sadece sonucu görmesi:
“Kullanıcının yaşı yeterli mi değil mi, bunu bilmek yeterli. Kimlik bilgisi, fotoğraf ya da biyometrik veri paylaşımı gerekmemeli.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.