Gönül Telinden Geleceğe Uzanan Bir Anadolu Ozanı: Turgut Yörükoğlu
Gönül Telinden Geleceğe Uzanan Bir Anadolu Ozanı: Turgut Yörükoğlu
SEÇKİNHABERTV-(Haber: Mahmut Çiçekdağı)-Âşıklık geleneğini günümüzde yaşatan şair ve Türkçe öğretmeni Turgut Yörükoğlu, kaleme aldığı eserleri ve köklü şiir anlayışıyla kültür-sanat dünyasında dikkat çekmeye devam ediyor.
SEÇKİNHABERTV-(Haber: Mahmut Çiçekdağı)-Âşıklık geleneğini günümüzde yaşatan şair ve Türkçe öğretmeni Turgut Yörükoğlu, kaleme aldığı eserleri ve köklü şiir anlayışıyla kültür-sanat dünyasında dikkat çekmeye devam ediyor.
SEÇKİNHABERTV-(Haber: Mahmut Çiçekdağı)-Âşıklık geleneğini günümüzde yaşatan şair ve Türkçe öğretmeni Turgut Yörükoğlu, kaleme aldığı eserleri ve köklü şiir anlayışıyla kültür-sanat dünyasında dikkat çekmeye devam ediyor.
Çocukluk yıllarından itibaren şiire gönül veren, şiire olan tutkusunu Türk Dili ve Edebiyatı eğitimiyle taçlandıran 26 yıllık Türkçe öğretmeni Turgut Yörükoğlu, edebiyat yolculuğunu ve “Murat Türküsü” isimli eserini anlatıyor. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşamını sürdüren şair; halk şiiri, vatan sevgisi, millî değerler ve tasavvufi derinliği buluşturduğu dizeleriyle edebiyat severlerin ilgisini çekiyor.
"Şiir Benim İçin Antidepresan Gibidir"
Şiir yazmaya henüz ortaokul yıllarında bir rüya sonrasında başladığını belirten Yörükoğlu, zamanla âşık edebiyatına yöneldi. Sanat yolculuğunda Ozan Dertli Polat ve Âşık Feymani gibi usta isimlerin rahlesinden geçen ve kendisi de çıraklar yetiştiren şair, yazma sürecini şu sözlerle ifade ediyor:
"Biz âşıklama şiir yazanlar sebep aramayız. Hayat bize ne sunduysa şiir olarak dökülür dilimizden. Şiir benim için antidepresan ilaçlar gibidir. Gönül ne yaşıyor ise dünyaya haykırıyorum ve içimde bir tane dert kalmıyor."
Şiiri demlenen bir çaya benzeten Yörükoğlu, duygularını tam olarak ifade edene kadar eserlerini beklettiğini ve olgunlaşmasını sağladığını vurguluyor.
Bir Kültür ve Ülkü Şiiri: "Murat Türküsü"
Yörükoğlu’nun öne çıkan eserlerinden “Murat Türküsü”, Anadolu'nun fedakârlıklarla vatan oluşunu ve milletin ortak geleceğini konu alıyor. Şiirinde Edirne'den Kars'a uzanan gönül coğrafyasını işleyen şair; Karacaoğlan’ın sözünü, Hacı Bektaş Veli’nin özünü ve Yunus Emre’nin közünü aynı potada buluşturuyor.
Öğretmenlik kimliğinin verdiği sorumlulukla gençliğe de seslenen şair, "Tarihe bak gör öyküyü / Öykülerden al ülküyü" dizeleriyle geçmişin tecrübesini geleceğe bir ideal olarak taşımanın önemini hatırlatıyor. Dörtlükler hâlinde yükselen ve "muradı var" nakaratıyla kenetlenen eser, halk şiirinin sade ve akıcı söyleyişiyle adeta bir hafıza şiirine dönüşüyor.
"Şair Dert Satar, Derdi Alan Derman Bulur"
Günümüzde sosyal medyada çok fazla şair olduğunu ancak iyi şiir yazanların azaldığını belirten Yörükoğlu, yayın dünyasının şiire hak ettiği değeri vermediğine değinerek okurlara çağrıda bulunuyor: "Siz değer verirseniz onlar da kıymet vermek zorunda kalırlar. Şair, âşık, ozan dert satar; derdi alan derman bulur. Şiirlerimiz dertlerinize derman oluyorsa ne mutlu bize."
Turgut Yörükoğlu ile şiir serüveni, usta-çırak ilişkisi, edebiyat dünyasına dair eleştirileri ve hayatına dair tüm ayrıntıları konuştuğumuz bu özel söyleşinin tamamını okumak için sizleri Röportaj Sayfamıza bekliyoruz.
Osmaniye HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


