Kumar Bağımlılığında Beynin Yapısı Bozuluyor: Beyin Aktivasyonu Yüzde 30 Düşüyor!
Kumar Bağımlılığında Beynin Yapısı Bozuluyor: Beyin Aktivasyonu Yüzde 30 Düşüyor!
SEÇKİNHABERTV- Kumar bağımlılığı yalnızca bireysel bir tercih ya da maddi bir kayıp değil, beynin yapısını değiştiren ve tüm aileyi etkileyen ciddi bir hastalık. Uzmanlar, toplumsal damgalamanın iyileşme umudunu azalttığına ve bağımlılığın "bir aile hastalığı" olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
SEÇKİNHABERTV- Kumar bağımlılığı yalnızca bireysel bir tercih ya da maddi bir kayıp değil, beynin yapısını değiştiren ve tüm aileyi etkileyen ciddi bir hastalık. Uzmanlar, toplumsal damgalamanın iyileşme umudunu azalttığına ve bağımlılığın "bir aile hastalığı" olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
SEÇKİNHABERTV- Kumar bağımlılığı yalnızca bireysel bir tercih ya da maddi bir kayıp değil, beynin yapısını değiştiren ve tüm aileyi etkileyen ciddi bir hastalık. Uzmanlar, toplumsal damgalamanın iyileşme umudunu azalttığına ve bağımlılığın "bir aile hastalığı" olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Son dönemde kamuoyunu meşgul eden olaylar ve toplumsal gündem, kumar bağımlılığı konusundaki farkındalık ihtiyacını bir kez daha gözler önüne serdi. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi uzmanları, kumar bağımlılığının nörobiyolojik boyutlarını ve psikososyal etkilerini değerlendirerek hayati uyarılarda bulundu.
"Konu Kazanmak Değil, Kazanma İhtimali"
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel, kumar ve bahis bağımlılığında beynin önceliklerinin tamamen değiştiğini belirtti. Bireylerin kaybedeceklerini bile bile neden oynadıklarını açıklayan Prof. Dr. Ögel, sürecin nörobiyolojik arka planını şu sözlerle aktardı:
"Beyin yanlış olsa da her şeyden önce kumar ve bahise önem vermeye başlar. Bunun en önemli nedeni beynin dopamin beklentisidir. Yani konu aslında kazanmak değil, kazanma ihtimalidir. Dopamin beklentisi diğer tüm önceliklerin önüne geçer; beyin artık hesaplayamaz, plan yapamaz ve muhakeme edemez. Bilimsel olarak striatumda dopamin beklentisi artarken prefrontal kortekste öncelikleri belirleme işlevi bozulur. Kumar bağımlılarının yüzde 90’ında görülen bu durum, testlerde yüzde 40 daha fazla bozulmaya ve beyin aktivasyonunda yüzde 30 düşüşe yol açar."
Bağımlılık geliştikten sonra kişinin tek başına iradesini kullanmasının çok zor olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ögel, verilen sözlerin tutulamayabileceğini, bu nedenle tedavide ilaç kullanımı, psikoterapi ve zorunlu kısıtlamaların şart olduğunu ifade etti.
"Bağımlılık Bir Aile Hastalığıdır"
Kumarın yol açtığı zararların yalnızca finansal kayıplarla sınırlı olmadığını belirten Klinik Psikolog Elif Sena Özata ise Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine de dikkat çekerek bağımlılığın geniş bir etki alanına sahip olduğunu söyledi.
Bağımlılığı bir "aile hastalığı" olarak tanımlayan Özata, şunları kaydetti: "Kumarın sonuçları eşler, çocuklar ve ebeveynler üzerinde görünmeyen dalgalar halinde yayılır. Güvenin bozulduğu, duygusal krizlerin yaşandığı bu süreçte aile bütçesi ve geleceğe dair planlar doğrudan etkilenir. Bu yüzden tedaviye yalnızca kumar oynayan bireyin değil, etkilenen yakınlarının da katılması gerekir. İyi niyetle de olsa kişiyi her defasında bağımlılığın sonuçlarından korumaya çalışmak döngüyü sürdürebilir; bu noktada net sınırlar koymak hayati önem taşır."
"Kumarbaz" Etiketi İyileşme Umudunu Kırıyor
Toplumsal dilde kullanılan damgalayıcı ifadelerin yardım arama sürecini ertelettiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Özata, bireyi doğrudan hastalığıyla tanımlamanın yanlış olduğunu vurguladı:
"Bireyi 'kumarbaz' gibi ifadelerle tanımlamak, sorunu bir kişilik özelliği veya 'iflah olmazlık' olarak göstermek iyileşme umudunu azaltır; suçluluk ve utanç duygularını artırır. Kişiler damgalanma korkusuyla yaşadıklarını gizler. İnsan merkezli bir dil kullanmak ve ol olası nüksleri (yeniden oynamaları) bir başarısızlık değil, tedavi planının gözden geçirilmesi gereken durumlar olarak görmek gerekir."
Uzmanlar, kumar bağımlılığında iyileşmenin sadece oyunu bırakmakla sınırlı olmadığını; riskli durumlarla baş etme becerilerini geliştirmeyi ve yaşamı yeniden yapılandırmayı hedefleyen profesyonel bir desteğin şart olduğunu belirtiyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.