Latmos’un Kalbine Kimyasal Tehdit: Şirket Tasarruf Etsin Diye 222 Dönümlük Fıstık Çamlığı Kül Deposu Olacak!
Latmos’un Kalbine Kimyasal Tehdit: Şirket Tasarruf Etsin Diye 222 Dönümlük Fıstık Çamlığı Kül Deposu Olacak!
SEÇKİNHABERTV- Aydın’ın Söke ilçesinde kurulu Batı Kipaş kâğıt fabrikası ve enerji santrali, her gün çıkan 384 tonluk zehirli kül atığını çimento fabrikasına taşımaktan vazgeçip, tarihi Latmos Dağları’nın dibindeki orman arazisine gömmek istiyor. Şirketin nakliye maliyetini düşürme hedefi; binlerce yıllık kaya resimlerini, Bafa Gölü havzasını ve bölge halkının sağlığını geri dönüşsüz bir felaketle baş başa bırakacak.
SEÇKİNHABERTV- Aydın’ın Söke ilçesinde kurulu Batı Kipaş kâğıt fabrikası ve enerji santrali, her gün çıkan 384 tonluk zehirli kül atığını çimento fabrikasına taşımaktan vazgeçip, tarihi Latmos Dağları’nın dibindeki orman arazisine gömmek istiyor. Şirketin nakliye maliyetini düşürme hedefi; binlerce yıllık kaya resimlerini, Bafa Gölü havzasını ve bölge halkının sağlığını geri dönüşsüz bir felaketle baş başa bırakacak.
SEÇKİNHABERTV-SÖKE – Aydın’ın Söke ilçesi, sanayi atıklarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seren devasa bir çevre davasıyla karşı karşıya. Kipaş Holding’e ait Batı Kipaş Kâğıt Fabrikası ve Enerji Santrali’nde her gün oluşan 384 ton uçucu kül ve dip külü, bugüne kadar yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki OYAK Çimento fabrikasına gönderilerek bertaraf ediliyordu. Ancak artan nakliye maliyetlerini öne süren şirket, bu devasa atığı taşımak yerine, Söke’deki kendi parselinde depolamak için Bakanlığa "Kül Düzenli Depolama Tesisi" başvurusunda bulundu.
Şirket bilançosundan silinmek istenen bu maliyet, kamusal bir varlık olan ormanın, havza sularının ve kültürel mirasın üzerine yıkılmak isteniyor.
"Orman" ve "Önemli Doğa Alanı" Statüsündeki Arazi Tehlikede
Projenin uygulanmak istendiği 222 dönümlük arazi, resmi kayıtlarda sıradan bir toprak parçası değil. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda "Orman Alanı" ve "Önemli Doğa Alanı" olarak tanımlanan parsel, tapu kayıtlarında ise aktif bir "Fıstık Çamlığı" olarak geçiyor.
Daha da önemlisi bu alan, antik adıyla Latmos olarak bilinen Beşparmak Dağları kütlesine bitişik konumda. Neolitik döneme kadar uzanan, 170'ten fazla belgelenmiş kaya resmiyle Anadolu'nun en önemli tarih öncesi yerleşimlerinden biri olan Latmos, uzun süredir milli park ve jeopark adayı olarak korunmayı bekliyor. Bölge, halihazırda maden ve taş ocaklarıyla delik deşik edilmişken, kümülatif (toplam) etkiyi artıracak böyle bir tesis Latmos’un idam fermanı anlamına geliyor.
2,63 Milyon Metreküp Zehir Havzaya Sızabilir
Uçucu kül; kâğıt ve kömür kökenli yanma atıklarından oluştuğu için bünyesinde arsenik, kurşun, krom ve kadmiyum gibi tehlikeli ağır metalleri ve yüksek oranda sülfatı barındırıyor. Proje dosyasındaki 2,63 milyon metreküplük toplam kapasite, bu alanın onlarca yıl boyunca aktif bir zehir sahası olarak kullanılacağını gösteriyor.
Eğimli orman zemininde kurulacak bir depoda, geçirimsiz taban tasarımının ve sızıntı suyu (leachate) yönetiminin ömür boyu kusursuz sürdürülmesi teknik olarak çok güç. En ufak bir sızıntı ya da denetim eksikliği, zehirli ağır metallerin yüzey ve yeraltı sularına karışmasına yol açacak. Yapılan tampon zon analizine göre:
-
0–2 km (Çok Yüksek Risk): Doğrudan Latmos sırtlarının kuzeybatı eteklerini vuruyor.
-
5–10 km (Geniş Etki Alanı): Tarımsal üretimin kalbi olan Büyük Menderes havzasını ve Bafa Gölü sulak alan koridorunu tehdit ediyor.
Ayrıca uçucu küllerin rüzgâr yardımıyla taşınması; çevredeki orman, mera ve tarım arazilerinin üstünü kaplayarak toprak kimyasını bozma ve tozlaşmayı durdurma riski taşıyor.
Kadın Emeği ve Halk Sağlığı Tehdit Altında
Havzada yaşanacak bir su ve toprak kirliliği, kırsal yaşamı kökten sarsacak nitelikte. Kırsal bölgelerde su, gıda ve bakım emeğinin yükünü orantısız biçimde sırtlayan kadınlar, tarımın ve hane geçiminin darbe almasıyla bu kirliliğin sosyal faturasını en ağır ödeyen kesim olacak. Temsil edilmedikleri karar masalarında kadınların emeği bir kez daha görünmez kılınıyor.
Bunun yanı sıra, ince partikül maddeler (PM2.5 ve PM10) içeren bu tozlar, yakın yerleşimlerdeki insanların ciğerlerine dolacak; uzun vadede kanser ve kronik solunum yolu hastalıkları riskini tırmandıracak.
Şeffaflık Sorunu: ÇED Toplantısının Yeri ve Saati Gizleniyor mu?
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı anayasal bir hak iken, projeye dair kamuoyu denetiminin en kilit anı olan 5 Ağustos 2026 tarihindeki ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) halkın katılımı toplantısının yeri ve saati henüz net olarak ilan edilmiş değil. Etkilenecek yerel toplulukların bilgilenme, katılım ve itiraz haklarını kullanabilmesi için sürecin acilen şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekiyor.
Çevre örgütleri, yöre halkı ve akademisyenler, 5 Ağustos’a kadar projenin taban geçirimsizlik tasarımını, sızıntı izleme planlarını ve dosyadaki eksiklikleri yakından takip edeceklerini belirtiyor. Latmos’un milli park ilan edilmesi istenirken, dibine kül barajı kurulması kabul edilemez.
KAYNAK HABER: EKOLOJİ İZLEME COM- https://ekoloji-izleme.com/dosya/latmos_risk_raporu.html
Aydın HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.