Seçkin Haber TV Editörü Cengiz Çetik, hem eğitim hem sanat alanında yıllardır emek veren Öğretmen–Yönetmen Hızır Emir Abdulcelil Aslan ile öğretmenlik serüvenini, tiyatro tutkusunu ve iki mesleğin kesişimindeki yaratıcı gücü konuştu.
ÖĞRETMENLİK TARAFI
1-Öğretmenlik mesleğine başlama hikâyeniz nedir? Sizi sınıfa çeken şey neydi?
CEVAP: Hayatımda öğretmenlik mesleğine başlamamda iki önemli dönüm noktası olmuştur. Birincisi ilkokulu bitirdikten sonra babam ikinci hanımıyla evlendiğinden eve para getirmek amacıyla beni demircinin yanına çalışmak üzere verdi. Burada işlerin bir çocuk için ağır ve gözlerime kaynak alması, çapak kaçması ve en sonunda ayağımın ispiralle kesilip yaralanması sonucu üç yıl çalışmış olduğum işten ayrılıp okula gitmek istedim, fakat bu isteğimi önce kabul edilmedi, çok ciddi olup evden kaçma girişimim oldu. Sonra Adana Karşıyaka Cumhuriyet Ortaokuluna kaydım yapıldı. Çok ilginçtir ki, ben ortaokul 1 kayıt yaparken ilkokul arkadaşlarım ortaokuldan mezun olup diplomalarını alıyorlardı. Okumayı özlemiştim. İkinci olayda ortaokulda Fen Bilgisi öğretmenimiz Aynur Goncagül ve Matematik öğretmenimiz Ömer Goncagül ile karşılaşmış olmam ve öğretmenlik mesleğini sevmem nedeniyle öğretmen olmak istedim...
2-Eğitimci kimliğiniz tiyatroya bakışınızı asıl etkiliyor?
Sadece girmiş olduğum sınıfta değil, geniş kitlelere ulaşmamı sağlayan tiyatro sanatı, her yaştan, her konumdan sanatseverlere tiyatro ışığının öğretmenlik mesleğiyle yoğurup aydınlatma imkânı sunuyor. Tiyatro sanatını eğitim için bir avantaj olarak görüp, eğitimin daha kalıcı hala gelmesini sağlamaktadır.
3 -Sahnede öğrendiğiniz disiplin ve yaratıcılığı sınıf ortamına nasıl taşıyorsunuz?
Tiyatrodaki sahne duruşları, diksiyon, ses tonu, jest ve mimikler ders ortamında hem öğrencilerimin dikkatini çekmekte hem de dersi daha iyi anlamaları noktasında bana yardımcı oluyor. Bir öğrencinin yaşadığı problemi canlandırarak doğru ve yanlışlıkların neler olduğu konusuna ışık tutup olumlu davranışlar kazandırmakta fayda sağlamaktadır.
TİYATROCU TARAFI
4-Tiyatroya yönelmenizin başlangıç noktası neydi? İlk sahne deneyiminizi hatırlıyor musunuz?
Farkına vardığım başlangıç noktası Ortaokul Türkçe dersinde okuduğumuz Nasrettin hoca fırkasını sınıfta canlandırmaya başlamamdır. Üst düzey anlamda Gaziantep Kültür Müdürlüğünde tiyatro eğitimimi tamamladım. Hüseyin Akkaya Yönetmenliğinde “Kanlı Nigar” Tiyatro oyununda İstinyeli Deli Eşref karakteriyle Onat Kutlar Tiyatro sahnesinde seyirci karşısına çıktım. Bunu takip eden birçok oyunda rol aldım. Daha sonra Mustafa Nogay Kesimin Pişti oyunuyla ilk yönetmenliğime başladım.
Kanlı Nigar tiyatro oyunu
5-Öğretmen kimliğiniz yönetmenliğinizi nasıl besliyor, ya da bazen zorlaştırıyor mu?
Öğretmen kimliğim yönetmenliğimi olumlu anlamda besleyip geliştiriyor. Ben bir sınıf öğretmeniyim Ülkemin değişik mezralarında, köylerde, ilçelerde ve şehirlerde yaşama fırsatı bulduğumdan değişik olayları, insan davranışlarını, şiveleri gözlemleme imkânım oldu. Ayrıca Öğretmen kimliğim kitap okuma alışkanlığımın olmasını sağlıyor, hayatın farklı kesimlerindeki yaşam ve olayları gözlemleme imkânı sağlıyor. Öğretmen arkadaşlarımızın engin bakış açılarından yararlanma fırsatı sunuyor. Dolayısıyla öğretmenlik kimliğim yönetmenliğimin beslenmesine katkı sağlamıştır.
Gaziantep sınıf sıralarından sahne oluşturup oynadığımız oyun...
İKİ MESLEĞİN KESİŞMESİ
6-Sizce eğitim ve tiyatro arasında nasıl bir bağ var? Biri diğerinin tamamlayıcısı olabilir mi?
İkisi de toplum yararı düşünülerek yapılan sanatlardır. Tiyatro bir okuldur gibidir eğitir, geliştirir yeni hayallere götürür. Sınıf, öğretmenin ve öğrencinin sahnesidir. Tiyatro salonu tiyatro oyuncusunun sahnesidir. İkisinde de toplumu aydınlatma kaygısı vardır. Eğitim ve tiyatro birbirini besleyen ve geliştiren sanatlardır...
William Shakespeare'in dediği gibi, "Bütün dünya bir sahnedir ve bütün kadınlar ve erkekler sadece birer oyuncu. Her insan kısa ömrü içinde çeşitli roller oynar.”
KİŞİSEL VE SANATSAL GELİŞİM
7-Sanatın toplumdaki yerini nasıl görüyorsunuz? Bu günün öğrencileri tiyatroya ne kadar yakın?
Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün dediği gibi ''Sanatsız kalmış bir toplumun hayat damarları kopmuş gibidir'' Tiyatro sanatı toplumun kendisine ayna tutmasını, yanlışlık ve eksikliklerini bazen güldürerek bazen ağlatarak farkındalık oluşmasını sağlar. Öğrencileri nasıl yönlendirirsek öyle yol alırlar. Tiyatro toplumda, okullarda değer gördüğü oranda öğrencilerde tiyatroya yaklaşırlar...
GELECEK VE HEDEFLER
9- Önümüzdeki dönemde sahneye koymak istediğiniz bir proje yada hayaliniz var mı?
İki yıldır Akdeniz Üniversitesi Finike Meslek Yüksekokulu Hayat Sahnesi Tiyatro ekibini çalıştırıyorum. Geçen yıl “Deli Para” ve “Dikkat Yalan Çıkabilir” oyunlarını sahneledik. Bu yıl “Aklını Okurum” ve “Kiraya Verilmek Üzere” oyunlarını çalışıyoruz. Bu yıl Cengiz Çetik hocamla kısa filim çekim projelerimizde devam etmektedir.
10-Hem öğretmen hem tiyatrocu olmak isteyen gençlere ne tavsiye edersiniz?
Hayallerinin peşinden gitsinler. Her büyük oluşum tek bir hayalden başlar. Hem öğretmenlik hem tiyatro oyunculuğu yapmak isteyenler mutlaka öğretmenliği ve oyuculuğu sevmeleri gerekiyor. Sevgi olduğunda bütün zorlukları kolaylaşıyor. Her insanın en az bir sanat dalıyla ilgilenmesi onu ruhen ve zihnen besler. Yaşamındaki stres ve olumsuzluklarından daha kolay kurtulup pozitif olmasını sağlar...
Yaşasın sanat…
Yaşasın Tiyatro…

