Başarı artık sadece bir hedef değil, aynı zamanda bir baskı.
Hep daha fazlasını yapmamız, daha çok kazanmamız ve daha görünür olmamız bekleniyor.
Peki bu beklenti ne kadar gerçekçi?
Bu beklenti gerçekten bizim beklentimizle uyumlu mu?
Çoğu zaman fark etmeden başkalarının çizdiği bir başarı tanımının peşinden gidiyoruz.
Sosyal medyada gördüğümüz hayatlar, aile beklentileri, ailelerin “doğru yol” dediği kalıplar…
Hepsi kendi isteklerimizin önüne geçebiliyor.
Kendi istediğimizden ziyade başkasının isteğini gerçek isteğimize tercih ediyoruz.
Oysa başarı herkes için aynı şey olmak zorunda değil.
Kimi için enerjik bir yaşam, kimi için sevdiği işi yapabilmek, kimi için de sadece "mutlu hissediyorum" diyebilmek bile başarı sayılabilir.
Ama biz bunları çoğu zaman görmezden geliyoruz.
Asıl sorun şu: Kendi hayatımızı mı yaşıyoruz, yoksa başkalarının onayını almak için mi çabalıyoruz?
Belki de gerçek başarı, kimsenin onayına ihtiyaç duymadan kendi yolumuzu seçebilmekte gizlidir.