EGEÇEP’ten ÇED Yönetmeliği Uyarısı: “Çevre Hakkı Zayıflatılıyor”
EGEÇEP’ten ÇED Yönetmeliği Uyarısı: “Çevre Hakkı Zayıflatılıyor”
SEÇKİNHABERTV- EGEÇEP Hukuk Kurulu, 5 Mart 2026 tarihli ÇED Yönetmeliği değişikliğine ilişkin yayımladığı değerlendirmede, yeni düzenlemelerin çevresel denetimi zayıflattığını, halkın katılımını daralttığını ve çok sayıda projeyi ÇED sürecinin etkili denetiminden çıkardığını savundu.
SEÇKİNHABERTV- EGEÇEP Hukuk Kurulu, 5 Mart 2026 tarihli ÇED Yönetmeliği değişikliğine ilişkin yayımladığı değerlendirmede, yeni düzenlemelerin çevresel denetimi zayıflattığını, halkın katılımını daralttığını ve çok sayıda projeyi ÇED sürecinin etkili denetiminden çıkardığını savundu.
SEÇKİNHABERTV- EGEÇEP Hukuk Kurulu, 5 Mart 2026 tarihli ÇED Yönetmeliği değişikliğine ilişkin yayımladığı değerlendirmede, yeni düzenlemelerin çevresel denetimi zayıflattığını, halkın katılımını daralttığını ve çok sayıda projeyi ÇED sürecinin etkili denetiminden çıkardığını savundu.
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Hukuk Kurulu, 5 Mart 2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” hakkında kapsamlı bir hukuki değerlendirme yayımladı.
Kurul, söz konusu değişikliklerin ÇED süreçlerini etkisizleştirdiğini, çevresel denetimi daralttığını ve anayasal güvence altındaki sağlıklı çevrede yaşama hakkı açısından ciddi riskler taşıdığını belirtti.
Yasal dayanak: 7554 sayılı kanun
EGEÇEP Hukuk Kurulu’nun değerlendirmesine göre, yönetmelik değişikliğinin dayanağını 24 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun oluşturuyor. Bu kanunla Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda, bazı projeler için ÇED olumlu kararı alınmadan teşvik, onay, izin ve ruhsat başvurularının yapılmasının önü açıldı.
Hukuk Kurulu, bu durumun özellikle EK-1 ve EK-2 listelerinde yer alan projeler açısından ÇED sürecinin fiilen zayıflatılması anlamına geldiğini ifade etti.
“ÇED gerekli değildir” kaldırıldı, “ÇED olumlu” genişletildi
Değerlendirmede en dikkat çekici başlıklardan biri, EK-2 listedeki projelerde daha önce kullanılan “ÇED Gerekli Değildir” kavramının kaldırılması oldu. Bunun yerine, bazı projeler için ÇED raporu hazırlanmadan ve halkın katılımı toplantısı yapılmadan “ÇED olumlu” kararı verilebileceği belirtildi.
EGEÇEP Hukuk Kurulu, bu değişikliğin “ÇED olumlu” kavramının içini boşalttığını ve çevresel etki değerlendirme sürecinin asli unsurlarını devre dışı bıraktığını savundu.
Yeni “muafiyet” kapısı eleştirisi
Kurulun dikkat çektiği bir diğer düzenleme ise “muaf” kavramının tanımlara eklenmesi oldu. EGEÇEP’e göre, daha önce “kanunen muafiyet” başlığıyla düzenlenen alanlarda “kanunen” sözcüğünün çıkarılması, bundan böyle yalnızca yönetmelik değişikliğiyle de yeni muafiyetler getirilebilmesinin yolunu açıyor.
Hukuk Kurulu, bunun ÇED’in istisna değil esas olması gerektiği yönündeki çevre hukuku yaklaşımını zayıflattığını belirtti.
Komisyonun işlevi azaltılıyor iddiası
Yönetmelikteki “İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu” ifadesinin yalnızca “Komisyon” olarak değiştirilmesine de değinilen metinde, bunun basit bir kelime değişikliği olmadığı, komisyonun değerlendirme işlevini azaltmaya dönük bir yaklaşım olduğu ileri sürüldü.
Turizm yatırımlarına özel uygulama eleştirisi
EGEÇEP Hukuk Kurulu, yönetmelikte yapılan bir başka değişiklikle kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, turizm merkezleri ve bazı turizm tesislerinin ÇED süreçlerinin Bakanlık takdirine bırakıldığını belirtti.
Kurula göre bu değişiklik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yönetmelik hükümlerine bağlı kalmaksızın daha geniş bir takdir alanı tanıyor ve çevresel değerlendirme sürecinde keyfiliğe yol açma riski taşıyor.
Madencilik, yollar, enerji ve depolama tesislerinde kapsam daralıyor
Hukuk Kurulu’nun değerlendirmesine göre yönetmelik değişiklikleriyle çok sayıda proje türü için ÇED zorunluluğu sınırları daraltıldı. Özellikle şu alanlarda kapsam daraltmasına dikkat çekildi:
- Madencilik tesisleri
- Karayolu ve demiryolu projeleri
- Petrol, doğalgaz ve kimyasal madde depolama alanları
- Güneş enerji santralleri
- Bazı gıda ve işleme tesisleri
- Mikronize öğütme tesisleri
EGEÇEP, bu değişikliklerle çok sayıda çevresel etkisi yüksek projenin ÇED kapsamı dışına çıkarıldığını savundu.
“Önleme ilkesi zedeleniyor”
Metinde, ÇED’in çevre hukukunun en temel araçlarından biri olduğu vurgulandı. Hukuk Kurulu, ÇED mekanizmasının “önleme ilkesi” kapsamında çevreye zarar verebilecek faaliyetlerin daha en başta değerlendirilmesi ve olası zararların önlenmesi amacı taşıdığını hatırlattı.
Değerlendirmede, yeni düzenlemelerin bu önleme işlevini zayıflattığı ve bilgiye erişim, karar alma süreçlerine katılım ve adalete erişim gibi çevre hakkının temel unsurlarını sınırladığı kaydedildi.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırılık iddiası
EGEÇEP Hukuk Kurulu, yönetmelik değişikliğinin yalnızca çevre mevzuatına değil, aynı zamanda Anayasa’nın 17. ve 56. maddelerine de aykırılık taşıdığı görüşünü dile getirdi.
Kurul ayrıca;
- Stockholm Deklarasyonu,
- Rio Deklarasyonu,
- Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi,
- Bern Sözleşmesi,
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları,
- Anayasa Mahkemesi’nin çevre hakkına ilişkin içtihatları
ışığında, sağlıklı çevrede yaşama hakkının hem bugünkü kuşaklar hem de gelecek nesiller açısından korunması gerektiğini vurguladı.
“ÇED süreçleri etkisiz hale getiriliyor”
EGEÇEP Hukuk Kurulu sonuç bölümünde, 7554 sayılı kanun sonrasında yapılan bu yeni yönetmelik değişikliğiyle ÇED kapsamı dışı kalan projelerin arttığını ve ÇED süreçlerinin etkisizleştirildiğini savundu.
Kurul, düzenlemelerin çevre hakkını zayıflattığını ve çevresel koruma mekanizmalarını geri çektiğini belirtti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.