İklim Krizi Konuşulurken Görmezden Gelinen Dev Kirletici: Savaş Endüstrisi
İklim Krizi Konuşulurken Görmezden Gelinen Dev Kirletici: Savaş Endüstrisi
SEÇKİNHABERTV- İklim değişikliğiyle mücadelede sanayi, enerji ve ulaşım sektörlerinin karbon salımı yoğun şekilde tartışılırken, askeri faaliyetlerin yarattığı çevresel etkiler çoğu zaman küresel iklim politikalarının dışında kalıyor.
SEÇKİNHABERTV- İklim değişikliğiyle mücadelede sanayi, enerji ve ulaşım sektörlerinin karbon salımı yoğun şekilde tartışılırken, askeri faaliyetlerin yarattığı çevresel etkiler çoğu zaman küresel iklim politikalarının dışında kalıyor.
SEÇKİNHABERTV- İklim değişikliğiyle mücadelede sanayi, enerji ve ulaşım sektörlerinin karbon salımı yoğun şekilde tartışılırken, askeri faaliyetlerin yarattığı çevresel etkiler çoğu zaman küresel iklim politikalarının dışında kalıyor. Araştırmalar, askeri faaliyetlerin küresel karbon emisyonları içinde önemli bir paya sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre askeri faaliyetlerin barış zamanındaki emisyonları küresel sera gazı salımının yaklaşık yüzde 5,5’ini oluşturuyor. Bu oran, sivil havacılık sektörünün karbon ayak izinin yaklaşık iki katına denk geliyor.
Savaşların Ekolojik Yıkımı
Askeri faaliyetlerin çevresel etkisi yalnızca yakıt tüketimiyle sınırlı değil. Savaşlar sırasında yaşanan patlamalar, büyük yangınlar ve altyapı yıkımı da ciddi miktarda karbon salımına neden oluyor.
Örneğin Ukrayna’da savaşın ilk 18 ayında yalnızca muharebe kaynaklı faaliyetlerden yaklaşık 77 milyon ton CO₂ eşdeğeri emisyon oluştuğu tahmin ediliyor. Bu miktar, sanayileşmiş bazı ülkelerin yıllık karbon salımıyla karşılaştırılabilecek seviyede.
Uzmanlar, geçmiş savaşların ekosistemler üzerinde uzun vadeli etkiler bıraktığını da vurguluyor. Vietnam Savaşı’nda kullanılan kimyasalların doğaya etkileri hâlâ tartışılırken, Irak’ta yakılan petrol kuyuları ve çeşitli bölgelerde çıkan büyük yangınlar savaşın çevresel sonuçları arasında gösteriliyor.
Uluslararası Anlaşmalarda Tartışmalı Alan
İklim politikaları üzerine çalışan araştırmacılar, askeri emisyonların uluslararası anlaşmalarda çoğu zaman sınırlı şekilde ele alındığını belirtiyor.
1997’de kabul edilen Kyoto Protokolü ve 2015 tarihli Paris İklim Anlaşması kapsamında askeri emisyonların raporlanması bazı ülkelerde gönüllü uygulamalar çerçevesinde gerçekleşiyor. Bu durum, askeri faaliyetlerin çevresel etkisine ilişkin küresel verilerin sınırlı kalmasına yol açıyor.
Birçok ülkede askeri emisyonların “ulusal güvenlik” gerekçesiyle ayrıntılı şekilde açıklanmadığı ifade ediliyor.

Küresel Askeri Harcamalar
Küresel askeri harcamalar ile iklim finansmanı arasındaki fark da dikkat çekiyor. Uluslararası raporlara göre 2022 yılında dünya genelindeki askeri harcamalar 2,24 trilyon dolar seviyesine ulaştı.
Aynı yıl iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında gelişmekte olan ülkelere sağlanan finansmanın yaklaşık 100 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
Uzmanlara göre askeri bütçelerin yalnızca küçük bir kısmının dahi çevresel dönüşüme yönlendirilmesi, iklim politikalarında önemli bir fark yaratabilir. Örneğin askeri harcamaların yüzde 10’una denk gelen yaklaşık 224 milyar doların yenilenebilir enerji yatırımlarına ve ekosistem onarımına ayrılması, küresel enerji dönüşümünü hızlandırabilecek bir kaynak olarak değerlendiriliyor.
“Gerçek Güvenlik” Tartışması
Araştırmacılar, iklim kriziyle mücadele ile küresel güvenlik politikalarının birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini belirtiyor. Gıda güvenliği, temiz suya erişim ve sağlıklı ekosistemlerin korunması gibi unsurların uzun vadeli güvenliğin temel bileşenleri olduğu ifade ediliyor.
Bazı çevre ve barış hareketleri ise iklim politikalarının askeri faaliyetlerin çevresel etkilerini de kapsayacak şekilde yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.
İklim Politikalarının Yeni Tartışma Alanı
Bilim insanları ve çevre kuruluşları, askeri emisyonların daha şeffaf biçimde ölçülmesi ve uluslararası iklim anlaşmalarına dahil edilmesi gerektiğini dile getiriyor.
Uzmanlara göre savaşın ekolojik etkilerini hesaba katmayan çevre politikaları eksik kalabilir. Bu nedenle askeri faaliyetlerin karbon ayak izi, iklim değişikliği tartışmalarında giderek daha fazla gündeme geliyor.
(Haber: İsmet Papila/ https://www.ekolojipolitik.com/)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.