“Doğaya sahip çıkmak, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak ve çevre farkındalığını birlikte güçlendirmek için sizleri de Dünya Çevre Günü etkinliğinde aramızda görmekten mutluluk duyarız.” Bu davet, Finike Kaymakamı Sayın Musa Kazım Çelik imzasıyla sosyal medya platformunda paylaşıldı. Ayrıca bu davetin ilçedeki ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile STK’lara da gittiği anlaşılmaktadır. Çok anlamlı bir girişim. Emeği geçenleri kutlamak, biz çevrecilerin yapması gereken küçük bir nezaket olacaktır.
Ancak! Doğaya sahip çıkmak ve çevre bilincini geliştirmek öyle bir etkinlikle sağlanamaz. Bu, çok boyutlu bir eylem planı gerektirir ve bu eylemi sağlıklı bir şekilde yürütmek için eğitim gerekir. Ayrıca eylem ve söylemlerin de tutarlı olması gerekir ki halk nezdinde inandırıcılığı olsun. İki örnekten hareketle şehrimizin yöneticilerine bir özeleştiri yapmayı teklif ediyorum.
Birincisi; Finike ve çevresindeki ormanlık alanlar ile yerleşim yerlerine çok yakın açılan veya açılmak üzere olan mermer/taş ocaklarının, yukarıdaki davette bahsedilen amaçlarla ne kadar bağdaştığının gözden geçirilmesidir. Bunların çevre ve insan sağlığı için neler ifade ettiğini samimiyetle öğrenmek isteyenler, birkaç tıkla öğrenebilir. Öyle günlerce, haftalarca, aylarca çalışma da gerektirmez.
İkincisi; Finike şehir ve plaj yapılaşmasının yine davetiyede anılan amaçlarla nasıl bağdaştığını sorgulamalarıdır. Geçtiğimiz yıl sahildeki eski derme çatma yapıların yıkılıp yerlerine daha düzenli ve planlı yapıların yapılacağını öğrenince, birçok arkadaşımın aksine oldukça umutlanmıştım.
Nihayet sahil bir düzene girecekti! Ama maalesef beklenen olmadı ve birçoğu düğün salonu olmak üzere gelişi güzel bir sürü işletme, kafalarına göre bir şeyler yapmaya başladılar. Valilik tarafından yapılan kulübemsi yapıların yetersiz olduğunu düşünen kiracı işletmeler, kendileri alanı genişletip yeni yapılar eklediler. Kimisi suni çim, kimisi taş döşeyip kendilerince işlerine uygun bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.
Hâlbuki böylesi uzun ve çok yönlü bir sahil, öyle gelişi güzel bir şekilde değil, bir plan dâhilinde ele alınmalıydı. Spor, yeme içme, eğlence ve park alanları, kamp ve karavan parkları gibi sahile uygun planlar olmalıydı. Maalesef tren yine kaçırıldı!
Şehrin yapılaşması ise kronik bir sorun hâlini aldı. Eski sorunlar aynen korunurken yeni sorunlar da günden güne ortaya çıkmaktadır. Keşke övüne övüne sahiplenilen Cittaslow etiketinin kriterlerinden birazını da olsa uygulayabilselerdi ama maalesef bu konuda en ufak bir umut belirtisi görünmüyor. Sadece kentsel dönüşüme odaklansalardı bile ortaya çok ciddi iyileştirmeler çıkardı. Kentsel dönüşümden anlaşılan, küçük binayı yıkıp yerine daha büyük bir bina yapmak olmuş maalesef.
Kısacası, çevre bilinci öyle bir iki etkinlik yapmayla oluşmaz. Eylemle söylemin bir olması gerekir. Her şeyden önce iyi bir örnek olmayı gerektirir.
Ahmet Suat Arı
4 Haziran 2026