Aynadan seyrettim âlemin cümlesini…
Meğer gördüğüm ne dünya, ne insanlar imiş.
Hepsi içimde bir gölge, bir iz, bir nokta.
Aynam nokta.
Sırrım nokta.
Söyleyemediklerim, sustuklarım, içime attıklarım hep bir noktanın içinde saklı.
Umduğum kadar büyük değilmiş dünya.
Büyüttüğüm ne varsa avuçlarımda küçülmüş.
Dünya nokta.
Ben nokta.
Öyle uzaklaşmışım ki menzilden,
yol sandığım yorgunlukmuş meğer.
Sıla nokta.
Gurbet nokta.
Hasretle kavuşma arasında ince bir çizgi,
o da bir nokta.
Döndüm baktım aldığım yol…
Ne kadar övündüysem, ne kadar sitem ettiysem,
hepsi bir nokta kadar yer kaplıyormuş ömrümde.
Sağım nokta…
Solum nokta…
Peki şehir kime ait diye sordum kendime…
Ne sokaklar cevap verdi, ne duvarlar.
Anladım ki;
şehir de bir nokta…
içinde kaybolan biziz.
Varlık dedim, sarıldım,
yokluk geldi omzuma dokundu.
Anladım ki ikisi de aynı kapının eşiğinde bekler.
Kapı dar…
Geçit dar…
İnsan bir nokta.
Bir de baktım, menzile varmış erenler,
yürümüşler sabırla, eksilerek çoğalmışlar.
Söyleyen yok…
Susan nokta…
Ve şimdi anlıyorum:
Hayat dediğin, varlıkla yokluk arasında asılı duran
ince bir cümle.
Sonuna konulan işaret ise,
koskoca bir hikâyeyi bitiren
küçücük bir nokta.
Saygılarımla...
Kemal Yazar