Türkiye kamuoyunda bir dönem "Suriye’nin 82. veya 83. vilayetimiz olacağı" yönündeki söylemler havada uçuşurken, bugün geldiğimiz nokta bu beklentilerin çok uzağında kalmış görünüyor. Dışarıdan bakıldığında samimiyet pozları verilse de, Suriye yönetiminin son dönemde aldığı kararlar ve izlediği politikalar, Türkiye’ye karşı soğuk ve mesafeli bir tutumun sergilendiğini kanıtlar nitelikte. Özellikle Şara ve ekibinin attığı adımlar, "dostluk" kavramını ciddi şekilde sorgulatıyor.
Şara’nın Arkasındaki Güçler ve Şaşırtan Beyanlar
Takvim Gazetesi Yazarı Ergün Diler’in bir makalesinde dikkat çektiği üzere; Şara’nın İngiliz Gizli Servisi (MI6) mensubu bir ajan tarafından eğitildiği iddiası, bölgedeki dengelerin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Bu durum, Suriye’nin neden Batılı güçlere (ABD, İngiltere, Fransa) ve hatta İsrail’e, Türkiye’den daha yakın durduğunun bir işareti olabilir.
Nitekim Şara’nın bir açıklamasında, ''İsrail dostumuz, İran düşmanımızdır'' demesi bölgedeki kartların yeniden dağıtıldığını gösteriyor. Golan Tepeleri hala İsrail işgali altındayken ve bölge sık sık bombalanırken Suriye rejiminin sessiz kalması, Batı ile olan bu "derin" ilişkilerin bir sonucu gibi görünüyor.
Türk Vatandaşlarına "Paralı" Giriş, Diğerlerine Vize Muafiyeti
Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın 6 Temmuz 2025 tarihli ve 128 sayılı kararı, Türk vatandaşlarına yönelik adeta bir ekonomik bariyer oluşturdu. Yeni düzenlemeye göre Türkiye'den gidenlerin ödeyeceği ücretler şöyle:
-
Tek Girişli Vize: 50 Dolar
-
Çift Girişli Vize: 75 Dolar
-
Çok Girişli Vize: 100 Dolar
-
Transit Geçiş: 25 Dolar
Üstelik sadece kişiler değil, Türk plakalı araçlar da bu tarifeden nasibini alıyor. Bir aylık giriş için 50, üç ay için 200 Dolar istenirken; süre aşımı durumunda haftalık 110 Dolar gibi ağır bir ceza uygulanıyor. İşin en düşündürücü kısmı ise Suriye’nin; Sırbistan, Ürdün, Moritanya, Lübnan ve Malezya vatandaşlarına vizeyi tamamen kaldırmış olmasıdır.
Eğitimde Tasfiye ve Karkamış’taki Duvar
Suriye’nin Türkiye’ye yönelik tutumu sadece vizelerle sınırlı değil. Türkiye’nin bölgedeki varlığını simgeleyen eğitim kurumları da hedefte. Suriye Yüksek Öğrenim Bakanlığı’nın 1 Mart 2026 tarihli kararıyla; Gaziantep Üniversitesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Afrin Eğitim Fakültesi, Azez İslami Bilimler Fakültesi ve El-Bab Ekonomi Fakültesi kapatılarak Halep Üniversitesi’ne devrediliyor.
Buna ek olarak, Gaziantep’in Karkamış ilçesindeki gümrük kapısının tam karşısına Suriye tarafından örülen 4 metrelik duvar, aradaki "gönül bağlarının" yerini beton blokların aldığının en somut göstergesi.
Sosyal Medyanın Gündemi: 100 Bin Memur İddiası
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, yurt içinde de vatandaşların tepkisini çeken iddialar gündemden düşmüyor. Fatma Top isimli bir vatandaşın paylaştığı ve Resmi Gazete’ye dayandırdığı iddiaya göre; 100 bin Suriyeli sığınmacının KPSS şartı aranmaksızın devlet memuru olarak kadrolara yerleştirileceği konuşuluyor. Henüz resmi makamlarca netleştirilmeyen bu tür iddialar, ekonomik zorluk çeken Türk gençleri arasında derin bir hayal kırıklığı yaratıyor.
Sonuç olarak; Suriye ile kurulan diplomatik ilişkilerin gerçek yüzü, alınan bu kararlarda gizli. Türkiye sınırlarını ve gönlünü açarken, karşı taraftan gelen vize ücretleri, kapatılan fakülteler ve örülen duvarlar; dış politikada "samimiyetin" değil, "stratejik mesafenin" hakim olduğunu bir kez daha hatırlatıyor