Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Bir Salkım Üzüm

Vay bize… Vay halimize… Vahlarla, tühlerle anlatılabilecek bir hâl değil. “Sözün bittiği yer” derler ya, işte tam da öyle bir noktadayız. Dünya telaşıyla uğraşırken ahireti ıskaladığımızın en açık göstergelerinden biridir aslında bu hâl. Dünyevi hesapların içinde kaybolurken, kalbimizin ve niyetlerimizin nereye savrulduğunu çoğu zaman fark edemiyoruz. Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas Suresi, 77) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur: “Allah’a sığınan kimseyi koruyup himaye ediniz. Allah için isteyene veriniz. Size iyilik yapana siz de iyilik yapınız. Şayet verecek bir şey bulamazsanız, karşılık vermek istediğinizi göstermek üzere kendisine dua ediniz.” (Ebû Dâvûd, Zekât 38; Nesâî, Zekât 72) Rivayet edilir ki… Hz. Osman bir gün bir salkım üzüm (bazı rivayetlerde hurma) alıp Peygamber Efendimize hediye eder. Tam o sırada bir dilenci gelir ve üzümü Allah Rasûlü’nden ister. Efendimiz de tereddüt etmeden salkımı ona verir. Hz. Osman dilencinin arkasından gider, salkımı ondan satın alır ve tekrar Peygamber Efendimize hediye eder. Bir süre sonra aynı dilenci yine gelir ve üzümü ister. Allah Rasûlü yine verir. Hz. Osman tekrar gidip salkımı satın alır ve bir kez daha Efendimize getirir. Dilenci yeniden gelip isteyince Peygamber Efendimiz latifeyle şöyle buyurur: “Sen dilenci misin, yoksa tüccar mı?” Bu hadisenin ardından birkaç gün vahiy gelmediği rivayet edilir. Peygamber Efendimiz bir yalnızlık hisseder. Müşrikler ise bu durumu fırsat bilerek, “Rabbi onu terk etti” diye konuşmaya başlar. İşte o günlerde Duhâ Suresi nazil olur: “Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı. Şüphesiz ki senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.” (Duhâ Suresi 1–11) Bu olay gerçekten çok çarpıcıdır. Allah adına isteyen insanlara yardım etmek elbette büyük bir fazilettir. Ancak Efendimizin de latifeyle işaret ettiği gibi, kimin gerçekten muhtaç olduğunu anlamak da önemlidir. Bugün etrafımızda gerçekten ihtiyaç sahibi olan insanlar var. Bizzat tanıdıklarımız varsa zaten elimizden geldiğince yardım ediyoruzdur. Tanımadıklarımıza ise vakıflar, dernekler ve güvenilir yardım kuruluşları aracılığıyla ulaşmak mümkündür. Unutmamak gerekir ki dünyada yardıma muhtaç çok insan var. Ve bazen bir insanın hayatına dokunmak için gereken şey… sadece bir salkım üzüm kadar küçük bir iyiliktir. Mahmut ÇİÇEKDAĞI
Ekleme Tarihi: 12 Mart 2026 -Perşembe

Bir Salkım Üzüm

Vay bize… Vay halimize… Vahlarla, tühlerle anlatılabilecek bir hâl değil.

“Sözün bittiği yer” derler ya, işte tam da öyle bir noktadayız. Dünya telaşıyla uğraşırken ahireti ıskaladığımızın en açık göstergelerinden biridir aslında bu hâl. Dünyevi hesapların içinde kaybolurken, kalbimizin ve niyetlerimizin nereye savrulduğunu çoğu zaman fark edemiyoruz.

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez.”
(Kasas Suresi, 77)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur:

“Allah’a sığınan kimseyi koruyup himaye ediniz. Allah için isteyene veriniz. Size iyilik yapana siz de iyilik yapınız. Şayet verecek bir şey bulamazsanız, karşılık vermek istediğinizi göstermek üzere kendisine dua ediniz.”
(Ebû Dâvûd, Zekât 38; Nesâî, Zekât 72)

Rivayet edilir ki…

Hz. Osman bir gün bir salkım üzüm (bazı rivayetlerde hurma) alıp Peygamber Efendimize hediye eder. Tam o sırada bir dilenci gelir ve üzümü Allah Rasûlü’nden ister. Efendimiz de tereddüt etmeden salkımı ona verir.

Hz. Osman dilencinin arkasından gider, salkımı ondan satın alır ve tekrar Peygamber Efendimize hediye eder.

Bir süre sonra aynı dilenci yine gelir ve üzümü ister. Allah Rasûlü yine verir.

Hz. Osman tekrar gidip salkımı satın alır ve bir kez daha Efendimize getirir.

Dilenci yeniden gelip isteyince Peygamber Efendimiz latifeyle şöyle buyurur:

“Sen dilenci misin, yoksa tüccar mı?”

Bu hadisenin ardından birkaç gün vahiy gelmediği rivayet edilir. Peygamber Efendimiz bir yalnızlık hisseder. Müşrikler ise bu durumu fırsat bilerek, “Rabbi onu terk etti” diye konuşmaya başlar.

İşte o günlerde Duhâ Suresi nazil olur:

“Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı. Şüphesiz ki senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.”
(Duhâ Suresi 1–11)

Bu olay gerçekten çok çarpıcıdır.

Allah adına isteyen insanlara yardım etmek elbette büyük bir fazilettir. Ancak Efendimizin de latifeyle işaret ettiği gibi, kimin gerçekten muhtaç olduğunu anlamak da önemlidir.

Bugün etrafımızda gerçekten ihtiyaç sahibi olan insanlar var. Bizzat tanıdıklarımız varsa zaten elimizden geldiğince yardım ediyoruzdur. Tanımadıklarımıza ise vakıflar, dernekler ve güvenilir yardım kuruluşları aracılığıyla ulaşmak mümkündür.

Unutmamak gerekir ki dünyada yardıma muhtaç çok insan var.

Ve bazen bir insanın hayatına dokunmak için gereken şey…
sadece bir salkım üzüm kadar küçük bir iyiliktir.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler