İnsan ilişkilerinde en acı deneyimlerden biri, değer verdiğiniz bir insanın aslında size değil, sizden elde ettiği faydaya değer verdiğini fark etmektir.
Arkadaşlıkta, akrabalıkta, iş hayatında ya da duygusal ilişkilerde bazen ilişki görünürde sürer ama denge çoktan bozulmuştur. Taraflardan biri sürekli verirken, diğeri yalnızca alır. Bir taraf fedakârlık yaparken, diğer taraf bunu zamanla hak edilmiş bir ayrıcalık gibi görmeye başlar.
Bu tür ilişkilerin en belirgin özelliklerinden biri, iletişimin çoğu zaman ihtiyaç zamanlarında kurulmasıdır. Telefonlar yardım gerektiğinde açılır, mesajlar bir iş düştüğünde gelir, ilgi ise ihtiyaç sona erdiğinde sessizce kaybolur.
Daha dikkat çekici olan ise çoğu zaman bu insanların kaba ya da saldırgan olmamasıdır. Tam tersine, oldukça sıcak, samimi ve tatlı dilli olabilirler.
"Senin gibi insan kalmadı."
"Sen cansın."
"Sen benim kardeşimsin."
"Sen olmasan ne yapardım?"
Bu cümleler elbette her zaman kötü niyet göstergesi değildir. Ancak güzel sözlerin sürekli fedakârlık beklentisiyle birlikte gelmesi, insanı düşünmeye sevk etmelidir.
Bir başka işaret ise dinlenmemektir. Siz konuşurken konu değişir, sizin ihtiyaçlarınız ertelenir, sizin fikirleriniz çoğu zaman "sonra konuşuruz" diyerek geçiştirilir. Buna karşılık başkalarının başarıları, makamları, mevkileri ve maddi güçleri sürekli gündemdedir. Özellikle güç sahibi insanlara duyulan hayranlık dikkat çekicidir.
Böyle ilişkilerde insan zamanla kendisini görünmez hissetmeye başlar.
Verdiği emek sıradanlaşır.
Fedakârlıkları görev gibi görülür.
Yokluğu ise fark edilmez sanılır.
Oysa çoğu zaman gerçek tam tersidir.
İnsan bir anda değil, yavaş yavaş uzaklaşır.
Önce heyecanı azalır.
Sonra kırgınlıklar birikir.
Daha sonra gönlünde kapılar sessizce kapanır.
İlginç olan ise bunu fark etmeyenlerin genellikle aynı kişiler olmasıdır. İlişki değiştiğinde dönüp şu soruyu sorarlar:
"Sen değiştin."
"Sende bir haller var."
Oysa bazen değişen insan değil, farkına vardığı gerçektir.
Elbette her ilişki çıkar ilişkisi değildir ve her beklenti de kötü niyet anlamına gelmez. İnsan ilişkileri karşılıklı yardımlaşma üzerine kuruludur. Sorun, dengenin sürekli aynı tarafın aleyhine bozulduğu noktada başlar.
Bu nedenle insanın hayatındaki en önemli becerilerden biri sınır çizebilmektir.
Gerektiğinde nazik ama kararlı bir şekilde "hayır" diyebilmek, ilişkileri bitirmez; aksine sağlıklı olanları güçlendirir.
Anlayan insan zaten bir açıklamaya ihtiyaç duymaz.
Anlamamakta ısrar edenler için ise bazen en doğru cevap sessizce geri çekilmektir.
Çünkü insan herkesi değiştiremez.
Ama kime zamanını, emeğini ve gönlünü vereceğine kendisi karar verebilir.