Son yıllarda en çok duyduğumuz kelime “özgürlük.”
Ama en az gördüğümüz şey ise sorumluluk.
Sosyal medya, televizyon, yazılı ve görsel basın… Her gün yeni bir gündem.
Bir gün ekonomi, bir gün din, bir gün Atatürk, bir gün ahlak, bir gün sansasyon.
Kimisi yalan söylüyor.
Kimisi hakaret ediyor.
Kimisi çıplaklığı özgürlük diye sunuyor.
Kimisi öfkeyi cesaret zannediyor.
Ve biz bütün bunları izlerken farkında olmadan taraflara ayrılıyoruz.
Çelişki
Siyasetçiler bir yandan “Sosyal medyanın önüne geçilmeli” diyor,
diğer yandan o mecralarda üretilen duygusal fırtınalardan besleniyor.
Basın bir yandan toplumu sakinleştirmesi gerekirken,
bazen en sert başlıklarla en büyük gerilimi üretiyor.
Herkes bir şey savunuyor ama kimse birbirini dinlemiyor.
Sınırlar Çiziyoruz
İnsanları etiketliyoruz.
Sen şu taraftansın, ben bu taraftan.
Sen dindarsın, sen sekülersin.
Sen milliyetçisin, sen özgürlükçüsün.
Ama bu çizgiler büyüdükçe insanlık küçülüyor.
Bir süre sonra mesele fikir olmaktan çıkıyor; kimlik kavgasına dönüşüyor.
Ve biz asıl değerleri unutuyoruz:
Adalet.
Ahlak.
Vicdan.
Merhamet.
Asıl Tehlike
Bir toplum dışarıdan yıkılmaz.
İçeriden çözülür.
Kendi içinde güveni kaybederse,
saygıyı yitirirse,
ortak değerleri aşındırırsa bölünme başlar.
Sosyal medya bir araçtır.
Ama onu nasıl kullandığımız kaderimizi belirler.
Özgürlük; başkasına hakaret etme serbestliği değildir.
İfade özgürlüğü; değersizleşme hakkı değildir.
Çözüm Nerede?
Çözüm bağırmakta değil.
Çözüm daha çok konuşmakta da değil.
Çözüm; okumakta.
Düşünmekte.
Sakinleşmekte.
Kur’an’ın ilk emri “Oku”dur.
Bu yalnızca harf okumak değil, hayatı okumaktır.
Ehl-i sünnet vel cemaat çizgisi dediğimiz yol da ölçüyü öğütler:
Aşırılıktan uzak durmayı,
dengeyi korumayı,
birliği muhafaza etmeyi.
Son Söz
Televizyonu kapatmak zorunda değiliz.
Sosyal medyayı terk etmek zorunda da değiliz.
Ama onları bilinçle kullanmak zorundayız.
Çünkü mesele platform değil, kalptir.
Mesele gündem değil, yönümüzdür.
Eğer kendimizi kaybedersek,
kimliğimizi başkalarının tartışmasına bırakırsak,
o zaman gerçekten bölünürüz.
Ama aklımızı, ahlakımızı ve imanımızı korursak,
hiçbir gürültü bizi dağıtamaz.
Soru şu:
Gerçekten bölünmeye mi gidiyoruz,
yoksa biraz sakinleşip yeniden toparlanabilecek miyiz?
Cevap, başkalarında değil; bizde.
Mahmut ÇİÇEKDAĞI- Yazar/Şair