Geleneksel değerlerimiz ile modern dünya arasındaki makasın her geçen gün biraz daha açıldığı bir dönemden geçiyoruz.Eskilerin o meşhur "bir yastıkta kocamak" ve "evliliği mezara kadar sürecek kutsal bir müessese" olarak görme anlayışı, ne yazık ki yerini "elektrik alamayınca biten" geçici ilişkilere bırakmış durumda. Ancak bu değişim sadece bireysel tercihlerle değil, bilinçaltımıza işlenen sistematik bir medya yönlendirmesiyle gerçekleşiyor.
Çifte Standart ve "Meşrulaştırılan" İhanetler
Gerek yerli gerek yabancı yapımlarda, evlilik kurumuna dair tehlikeli bir algı oyunu yürütülüyor. Dizilerde kadının ilgisizliği bahane ederek yaptığı hatalar "duygusal bir arayış" gibi romantize edilip affedilebilir kılınırken, benzer hataları yapan erkekler için durum geri dönülemez bir yıkım olarak sunuluyor.
Daha da vahimi, gündüz kuşağı programlarında bu durumun gerçek hayata yansımasını izliyoruz. "Eşim telefonla uğraşıyordu, kendimi kadın gibi hissetmek istedim" diyerek sığınılan bahaneler, toplumun ahlaki dokusunda onarılmaz yaralar açıyor. Evliliği ayakta tutan fedakarlık ve sadakat kavramları; ev, araba ya da lüks bir yaşam beklentisinin gölgesinde kalıyor.
Medya ve Bilinçaltı Kuşatması
Sadece diziler değil; DC, Marvel gibi büyük yapımlar, animasyonlar ve çizgi filmler aracılığıyla gençlerimizin zihinlerine yabancı kültürel kodlar enjekte ediliyor. Küresel medyanın "normalleştirme" adı altında sunduğu farklı yönelimler, İslami ve toplumsal değerlerimizi, aile yapımızı ve kültürel tabularımızı temelinden sarsıyor. Karakteri henüz oturmamış, bilinçsiz bireylerin yetişmesine zemin hazırlanıyor.
RTÜK ve Denetim Mekanizması Şart
Bir zamanlar TRT süzgecinden geçmeyen hiçbir yapımın toplumun önüne çıkamadığı günleri hatırlıyoruz. Bugün gelinen noktada ise bir kontrol kaybı yaşandığı aşikâr. RTÜK, dizginleri eline almalı ve yayınlanan her içerikte toplumsal faydayı, aile bütünlüğünü ve milli değerleri gözetmelidir.
Unutulmamalıdır ki, biten her evliliğin en büyük mağduru, psikolojik sorunlarla büyümek zorunda kalan çocuklardır.
Bir neslin heba olmaması ve aile kurumunun yeniden o eski, sağlam temellerine oturması için "dur" demenin vakti geldi de geçiyor.
Eğer bugün bu yozlaşmanın önüne geçilmezse, yarın koruyacak bir toplum yapısı bulamayabiliriz.
Mahmut ÇİÇEKDAĞI