Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Zikir ve Gönül Huzuru

  İnsan, dünya telaşı içinde çoğu zaman en önemli şeyi unutuyor: Rabbini anmayı. Oysa kalbin huzuru, aklın sükûnu ve ruhun dinginliği Allah’ı anmakla mümkündür. Zikir, sadece dil ile söylenen kelimelerden ibaret değildir; zikir, kulun kalbiyle Rabbine yönelmesidir. İslam geleneğinde zikir iki şekilde yapılır: cehri zikir ve hafi zikir. Cehri zikir, Allah’ın adını ve tesbihatı sesli olarak söylemektir. Hafi zikir ise kalpte yapılan, sessiz ve derin bir zikirdir. Hafi zikirde insan yalnızca kalbiyle Allah’a yönelir; o an dünyadan uzaklaşır ve sadece Rabbiyle baş başa kalır. Zikrin birçok şekli vardır ve her birinin ayrı bir fazileti bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) farklı zikirleri tavsiye etmiş ve bu zikirlerin insanın kalbini arındırdığını ifade etmiştir. Örneğin: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” zikri, “Her türlü güç ve kudret yalnız Allah’tandır” anlamına gelir. Hadis-i şeriflerde bu zikrin “cennetin hazinelerinden biri” olduğu bildirilmiştir. “Lâ ilâhe illallah” ise tevhidin özüdür. Allah’tan başka ilah olmadığını ifade eden bu söz, imanı yenileyen en büyük zikirdir. “Sübhânallahi ve bihamdihî” zikri ise kulun Rabbini hamd ile tesbih etmesidir. Peygamber Efendimiz, bu zikri günde yüz defa söyleyen kimsenin hatalarının deniz köpüğü kadar olsa bile affedileceğini müjdelemiştir. Tasavvuf geleneğinde en önemli zikirlerden biri de “lafza-i celâl”, yani “Allah” zikridir. Bu isim bütün ilahi isimlerin anlamını içinde barındırır. Hadis-i şeriflerde de zikrullahın önemine dikkat çekilmiş ve: “Yeryüzünde ‘Allah, Allah’ diyen biri var oldukça kıyamet kopmayacaktır.” buyrulmuştur. Ancak zikir yalnızca dille yapılan bir tekrar değildir. Dil söyler fakat kalp eşlik etmezse, o zikir eksik kalır. Gerçek zikir, kalbin Allah ile dolmasıdır. Aslında insan farkında olmasa da bütün kâinat zikirdedir. Gökler, yer, rüzgâr, su, canlılar ve hatta insanın nefesi bile Allah’ın kudretini dile getirir. İnsan bu hakikati fark ettiği anda kalbindeki perdeler yavaş yavaş aralanmaya başlar. Mümin için zikir sadece belli zamanlarda yapılan bir ibadet değildir. O, hayatın her anına yayılan bir bilinçtir. İnsan yürürken, çalışırken, hatta uykusunda bile Allah’ın varlığıyla kuşatılmıştır. Bu nedenle dilimizin zikrullah ile meşgul olması kadar, kalbimizin de bu zikri hissetmesi gerekir. Çünkü zikir, kulun kalbini karanlıktan nura çıkaran en büyük kapıdır. Unutmayalım ki kalp Allah’ı anmakla huzur bulur. Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar
Ekleme Tarihi: 04 Mart 2026 -Çarşamba

Zikir ve Gönül Huzuru

 

İnsan, dünya telaşı içinde çoğu zaman en önemli şeyi unutuyor: Rabbini anmayı. Oysa kalbin huzuru, aklın sükûnu ve ruhun dinginliği Allah’ı anmakla mümkündür. Zikir, sadece dil ile söylenen kelimelerden ibaret değildir; zikir, kulun kalbiyle Rabbine yönelmesidir.

İslam geleneğinde zikir iki şekilde yapılır: cehri zikir ve hafi zikir.
Cehri zikir, Allah’ın adını ve tesbihatı sesli olarak söylemektir. Hafi zikir ise kalpte yapılan, sessiz ve derin bir zikirdir. Hafi zikirde insan yalnızca kalbiyle Allah’a yönelir; o an dünyadan uzaklaşır ve sadece Rabbiyle baş başa kalır.

Zikrin birçok şekli vardır ve her birinin ayrı bir fazileti bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) farklı zikirleri tavsiye etmiş ve bu zikirlerin insanın kalbini arındırdığını ifade etmiştir.

Örneğin:
“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” zikri, “Her türlü güç ve kudret yalnız Allah’tandır” anlamına gelir. Hadis-i şeriflerde bu zikrin “cennetin hazinelerinden biri” olduğu bildirilmiştir.

“Lâ ilâhe illallah” ise tevhidin özüdür. Allah’tan başka ilah olmadığını ifade eden bu söz, imanı yenileyen en büyük zikirdir.

“Sübhânallahi ve bihamdihî” zikri ise kulun Rabbini hamd ile tesbih etmesidir. Peygamber Efendimiz, bu zikri günde yüz defa söyleyen kimsenin hatalarının deniz köpüğü kadar olsa bile affedileceğini müjdelemiştir.

Tasavvuf geleneğinde en önemli zikirlerden biri de “lafza-i celâl”, yani “Allah” zikridir. Bu isim bütün ilahi isimlerin anlamını içinde barındırır. Hadis-i şeriflerde de zikrullahın önemine dikkat çekilmiş ve:

“Yeryüzünde ‘Allah, Allah’ diyen biri var oldukça kıyamet kopmayacaktır.” buyrulmuştur.

Ancak zikir yalnızca dille yapılan bir tekrar değildir. Dil söyler fakat kalp eşlik etmezse, o zikir eksik kalır. Gerçek zikir, kalbin Allah ile dolmasıdır.

Aslında insan farkında olmasa da bütün kâinat zikirdedir. Gökler, yer, rüzgâr, su, canlılar ve hatta insanın nefesi bile Allah’ın kudretini dile getirir. İnsan bu hakikati fark ettiği anda kalbindeki perdeler yavaş yavaş aralanmaya başlar.

Mümin için zikir sadece belli zamanlarda yapılan bir ibadet değildir. O, hayatın her anına yayılan bir bilinçtir. İnsan yürürken, çalışırken, hatta uykusunda bile Allah’ın varlığıyla kuşatılmıştır.

Bu nedenle dilimizin zikrullah ile meşgul olması kadar, kalbimizin de bu zikri hissetmesi gerekir. Çünkü zikir, kulun kalbini karanlıktan nura çıkaran en büyük kapıdır.

Unutmayalım ki kalp Allah’ı anmakla huzur bulur.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler