Bazı zaferler vardır;
sadece kazanılmaz…
Yaşanır, hissedilir ve nesilden nesile taşınır.
Çanakkale Zaferi işte böyle bir zaferdir.
Bu sadece bir savaş değildi.
Bir milletin var olma iradesiydi.
Yoklukla, imkânsızlıkla, ama en çok da inançla yazılmış bir destandı.
O gün cephede olanlar yalnızca asker değildi.
Bir milletin kalbiydi.
Toprak, sadece kanla değil;
inançla, sabırla ve vatan sevgisiyle yoğruldu.
Ve o toprağın üzerinde bir ses yükseldi:
“Çanakkale geçilmez.”
Bu söz bir cümle değil,
bir duruştu.
Benim için Çanakkale sadece bir tarih değildir.
Bir sahnede oynadığım bir destandır.
Bir şiirde hissettiğim bir sızıdır.
Bir bestede dile gelen bir ruhtur.
Çanakkale ruhunu yazmaya çalıştım,
söylemeye çalıştım,
anlatmaya çalıştım…
Ama her seferinde şunu fark ettim:
Çanakkale anlatılmaz, hissedilir.
Çünkü orada yaşanan şey akılla değil,
yürekle anlaşılır.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları,
yalnızca bir cepheyi savunmadı.
Bir milletin onurunu, geleceğini ve bağımsızlığını savundu.
Onlar geri çekilmedi,
çünkü arkalarında bir toprak değil,
bir vatan vardı.
Ve o vatan, bugün bizim üzerinde yaşadığımız yerdir.
Bugün 18 Mart.
Takvimde bir gün gibi görünür.
Ama aslında bir hatırlatmadır.
Nereden geldiğimizi,
hangi bedellerle bu topraklarda yaşadığımızı
ve neyi asla unutmamamız gerektiğini hatırlatır.
Çanakkale ruhu sadece geçmişte kalan bir hatıra değildir.
Bir milletin karakteridir.
Zor zamanlarda ayağa kalkabilmek,
imkânsız denilen yerde direnebilmek,
“olmaz” denileni “olur” yapabilmek…
İşte Çanakkale budur.
Bugün bize düşen,
o ruhu sadece anmak değil, anlamaktır.
Birlik olmak,
değer bilmek,
ve bu toprakların kıymetini unutmamaktır.
Çünkü bazı zaferler,
ancak hatırlandıkça yaşar.
Ve bazı ruhlar,
unutulursa kaybolur.
Çanakkale yalnızca bir zafer değildir.
Bir milletin yeniden ayağa kalktığı yerdir.
Ve bazı zaferler vardır;
tarihte kalmaz…
İnsanın içinde yaşamaya devam eder.
Çanakkale de işte böyle bir ruhtur.
Unutulmaz.
Unutturulamaz.
Cengiz Çetik