Kemal YAZAR
Köşe Yazarı
Kemal YAZAR
 

ORİJİNALLİK KAYBOLURSA, MASKARALIK BAŞLAR

Bir eşya veya bir araba düşünün... Kaza yapmamış, boyası değişmemiş, parçası sökülüp takılmamış. Ne deriz? “Bu araç orijinal.” Peki neden değerlidir? Çünkü üretildiği hâliyle bugüne kadar gelebilmiştir. Orijinallik; sağlamlığın, güvenilirliğin ve karakterin göstergesidir. Bir kıymetli halı düşünün. Ne deriz? Doğal boyalı olması, onun kıymetli bir halı olduğunun sebebidir. Ata tohumu da böyledir. Ne genetiğiyle oynanmıştır ne de özünden koparılmıştır. Eskiden bir domatesi ortadan ikiye böldüğünüzde kokusu burnunuza değil, adeta ruhunuza işlerdi. Kuru ekmeği elinize aldığınızda bile mis gibi buğday kokardı. Şimdi bazı domateslere bakıyorsun; domates mi, plastik süs eşyası mı belli değil! İşte doğallık budur. Saf, katıksız ve kıymetli... Doğal bir ortam da böyledir. İnsan eli değmemiş bir dağ... Yerinde duran bir ağaç... Bozulmamış bir dere... İnsana huzur verir. Çünkü doğallık güzeldir. Peki insan neden farklı olsun? Doğal insan da böyledir. Kalbinde ne varsa dilinde o vardır. İçi başka, dışı başka değildir. Özü neyse yüzü de odur. Maske takmaz. Olduğundan farklı görünmeye çalışmaz. Çünkü bilir ki insanı değerli yapan, yüzündeki makyaj değil; karakterindeki sağlamlıktır. İşte böyle insanlar toplumun baş tacıdır. Yanında oturmak istersin. Sohbetini dinlemek istersin. Çünkü samimiyet bulaşıcıdır. Temizlik sadece elbisede değil, karakterde de olur. Ama gelelim işin öbür tarafına. Özentili insan tipi: Kendi olmaktan vazgeçenlere... Dudağı şişirmiş... Burnu küçültmüş... Kaşı kaldırmış... Saçı boyatmış... Yüzüne o kadar müdahale etmiş ki nüfus müdürlüğü görse kimlik yenilemeye çağırır! Yetmemiş... Köyde doğmuş... Köyde büyümüş... Köyün suyunu içmiş... Köyün ekmeğini yemiş... Ama konuşurken sanki çocukluğu Boğaz’da yat gezilerinde geçmiş! Bir bakıyorsun aksan değişmiş. Bir bakıyorsun yürüyüş değişmiş. Bir bakıyorsun mimikler bile kiralık olmuş. Sanki karakterini kendisi oluşturmamış da günlük kiralama şirketinden temin etmiş gibi! Kendine ait ne varsa emekliye ayırmış. Yerine başkalarının taklidini işe almış. Sonra ortaya tuhaf bir manzara çıkıyor. Ne köylü olabiliyor... Ne şehirli... Ne kendisi olabiliyor... Ne de benzemeye çalıştığı kişi... Ortada adeta kimlik arayışında kaybolmuş bir insan profili oluşuyor. İnsanın gülesi mi gelsin, üzülesi mi gelsin şaşırıyor. Oysa başkalarını taklit etmek, onlar gibi görünmeye çalışmak kendini geliştirmek değildir. Kendini geliştirmek; beynini geliştirmektir. Bilgini artırmaktır. Ahlakını güçlendirmektir. Karakterini sağlamlaştırmaktır. Ben Kemal Yazar olarak çevremde çok görüyorum. Bazı insanlar yetiştiği köyü, geldiği yeri hiç inkâr etmiyor. Kendisi gibi kalıyor. Ama onunla beş dakika görüşebilmek için insanlar günlerce sıra bekliyor. Neden? Çünkü insanlar yapaylığa değil, samimiyete değer verir. Taklide değil, özgünlüğe saygı duyar. İşte kendimizi geliştireceksek böyle geliştirmeliyiz. Taklitçilikten uzak durarak... Bilgimizi artırarak... Düşüncemizi geliştirerek... Karakterimizi güçlendirerek... Farklı görünmeye çalışarak değil, farklı bir değer üreterek... Çünkü çakma görüntüler insanı yükseltmez. Tam tersine zamanla yerin dibine batırır. Hâlbuki insanın en güzel hâli, kendisi olduğu hâldir. Atalar ne güzel söylemiş: “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün.” Eksiklerinle... Fazlalıklarınla... Bilginle... Cehaletinle... Ama kendin olarak... Çünkü samimiyetin makyaja ihtiyacı yoktur. Doğallığın kostümü olmaz. İç güzelliği olan insanın üzerindeki kıyafet göze batmaz. Seni çeken sırtındaki ceket değildir. Güven veren karakteridir. Sesi değildir. Sıcak samimiyetidir. Onun için dostlar; Başkalarına benzemeye çalışırken kendinizi kaybetmeyin. Çünkü bu dünyada taklit çoktur, orijinal azdır. Taklit çanta uzaktan marka gibi görünür. Ama fermuarı ilk haftada elde kalır. İnsan da böyledir. Özünden uzaklaştıkça değeri değil, komikliği artar. Orijinal olmak kusursuz olmak değildir. Özünü koruyabilmektir. Taklitlerin arasında kendin kalabilmektir. Çünkü insanın gerçek değeri, başkalarına ne kadar benzediğiyle değil; kendisi olarak ne kadar ayakta kalabildiğiyle ölçülür. Altın neden değerlidir? Çünkü az bulunur. Çünkü gerçektir. Çünkü ne olduğunu saklamaz. Sarıya boyanmış bir teneke ise uzaktan parlayabilir ama değersizdir. Bugün doğallığın kıymeti de bundandır. Çünkü doğallık azaldıkça değeri artar. Yapaylık çoğaldıkça saygınlığı azalır. Bu yüzden insan önce kendisi olmayı başarmalıdır. Çünkü insanın en büyük zenginliği sahip olduğu para değildir. Makamı değildir. Şöhreti değildir. Koruyabildiği özüdür. Kısacası... Başkalarının kötü bir kopyası olmaktansa, kendinin eksik ama orijinal hâli olmak her zaman daha değerlidir. Çünkü orijinallik değer kazandırır. Maskaralık ise sadece seyirliktir. Ve unutmayın... Doğallık saygı uyandırır. Yapaylık ilk başta dikkat çeker. Ama zaman geçtikçe gülümsetmeye başlar. Çünkü gerçeğin ömrü uzundur. Taklidin ömrü ise onu taşıyan kişinin sabrı kadardır. İnsan kendisi olduğu sürece değerlidir. Kendisi olmaktan vazgeçtiği gün ise başkalarının kötü bir kopyasına dönüşür. Ve kopyalar hiçbir zaman aslının yerini tutmaz. Saygılarımla, Kemal Yazar
Ekleme Tarihi: 05 Haziran 2026 -Cuma

ORİJİNALLİK KAYBOLURSA, MASKARALIK BAŞLAR

Bir eşya veya bir araba düşünün...

Kaza yapmamış, boyası değişmemiş, parçası sökülüp takılmamış.
Ne deriz?
“Bu araç orijinal.”

Peki neden değerlidir?
Çünkü üretildiği hâliyle bugüne kadar gelebilmiştir.

Orijinallik; sağlamlığın, güvenilirliğin ve karakterin göstergesidir.

Bir kıymetli halı düşünün.
Ne deriz?
Doğal boyalı olması, onun kıymetli bir halı olduğunun sebebidir.

Ata tohumu da böyledir.
Ne genetiğiyle oynanmıştır ne de özünden koparılmıştır.

Eskiden bir domatesi ortadan ikiye böldüğünüzde kokusu burnunuza değil, adeta ruhunuza işlerdi.
Kuru ekmeği elinize aldığınızda bile mis gibi buğday kokardı.

Şimdi bazı domateslere bakıyorsun;
domates mi, plastik süs eşyası mı belli değil!

İşte doğallık budur.
Saf, katıksız ve kıymetli...

Doğal bir ortam da böyledir.
İnsan eli değmemiş bir dağ...
Yerinde duran bir ağaç...
Bozulmamış bir dere...

İnsana huzur verir.
Çünkü doğallık güzeldir.

Peki insan neden farklı olsun?

Doğal insan da böyledir.
Kalbinde ne varsa dilinde o vardır.
İçi başka, dışı başka değildir.
Özü neyse yüzü de odur.

Maske takmaz.
Olduğundan farklı görünmeye çalışmaz.

Çünkü bilir ki insanı değerli yapan, yüzündeki makyaj değil; karakterindeki sağlamlıktır.

İşte böyle insanlar toplumun baş tacıdır.
Yanında oturmak istersin.
Sohbetini dinlemek istersin.
Çünkü samimiyet bulaşıcıdır.

Temizlik sadece elbisede değil, karakterde de olur.

Ama gelelim işin öbür tarafına.

Özentili insan tipi:
Kendi olmaktan vazgeçenlere...

Dudağı şişirmiş...
Burnu küçültmüş...
Kaşı kaldırmış...
Saçı boyatmış...

Yüzüne o kadar müdahale etmiş ki nüfus müdürlüğü görse kimlik yenilemeye çağırır!

Yetmemiş...

Köyde doğmuş...
Köyde büyümüş...
Köyün suyunu içmiş...
Köyün ekmeğini yemiş...

Ama konuşurken sanki çocukluğu Boğaz’da yat gezilerinde geçmiş!

Bir bakıyorsun aksan değişmiş.
Bir bakıyorsun yürüyüş değişmiş.
Bir bakıyorsun mimikler bile kiralık olmuş.

Sanki karakterini kendisi oluşturmamış da günlük kiralama şirketinden temin etmiş gibi!

Kendine ait ne varsa emekliye ayırmış.
Yerine başkalarının taklidini işe almış.

Sonra ortaya tuhaf bir manzara çıkıyor.

Ne köylü olabiliyor...
Ne şehirli...
Ne kendisi olabiliyor...
Ne de benzemeye çalıştığı kişi...

Ortada adeta kimlik arayışında kaybolmuş bir insan profili oluşuyor.

İnsanın gülesi mi gelsin, üzülesi mi gelsin şaşırıyor.

Oysa başkalarını taklit etmek, onlar gibi görünmeye çalışmak kendini geliştirmek değildir.

Kendini geliştirmek; beynini geliştirmektir.
Bilgini artırmaktır.
Ahlakını güçlendirmektir.
Karakterini sağlamlaştırmaktır.

Ben Kemal Yazar olarak çevremde çok görüyorum.
Bazı insanlar yetiştiği köyü, geldiği yeri hiç inkâr etmiyor. Kendisi gibi kalıyor.
Ama onunla beş dakika görüşebilmek için insanlar günlerce sıra bekliyor.

Neden?

Çünkü insanlar yapaylığa değil, samimiyete değer verir.
Taklide değil, özgünlüğe saygı duyar.

İşte kendimizi geliştireceksek böyle geliştirmeliyiz.

Taklitçilikten uzak durarak...
Bilgimizi artırarak...
Düşüncemizi geliştirerek...
Karakterimizi güçlendirerek...

Farklı görünmeye çalışarak değil, farklı bir değer üreterek...

Çünkü çakma görüntüler insanı yükseltmez.
Tam tersine zamanla yerin dibine batırır.

Hâlbuki insanın en güzel hâli, kendisi olduğu hâldir.

Atalar ne güzel söylemiş:
“Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün.”

Eksiklerinle...
Fazlalıklarınla...
Bilginle...
Cehaletinle...

Ama kendin olarak...

Çünkü samimiyetin makyaja ihtiyacı yoktur.
Doğallığın kostümü olmaz.

İç güzelliği olan insanın üzerindeki kıyafet göze batmaz.
Seni çeken sırtındaki ceket değildir.
Güven veren karakteridir.
Sesi değildir.
Sıcak samimiyetidir.

Onun için dostlar;

Başkalarına benzemeye çalışırken kendinizi kaybetmeyin.
Çünkü bu dünyada taklit çoktur, orijinal azdır.

Taklit çanta uzaktan marka gibi görünür.
Ama fermuarı ilk haftada elde kalır.

İnsan da böyledir.
Özünden uzaklaştıkça değeri değil, komikliği artar.

Orijinal olmak kusursuz olmak değildir.
Özünü koruyabilmektir.
Taklitlerin arasında kendin kalabilmektir.

Çünkü insanın gerçek değeri, başkalarına ne kadar benzediğiyle değil; kendisi olarak ne kadar ayakta kalabildiğiyle ölçülür.

Altın neden değerlidir?
Çünkü az bulunur.
Çünkü gerçektir.
Çünkü ne olduğunu saklamaz.

Sarıya boyanmış bir teneke ise uzaktan parlayabilir ama değersizdir.

Bugün doğallığın kıymeti de bundandır.
Çünkü doğallık azaldıkça değeri artar.
Yapaylık çoğaldıkça saygınlığı azalır.

Bu yüzden insan önce kendisi olmayı başarmalıdır.

Çünkü insanın en büyük zenginliği sahip olduğu para değildir.
Makamı değildir.
Şöhreti değildir.
Koruyabildiği özüdür.

Kısacası...

Başkalarının kötü bir kopyası olmaktansa, kendinin eksik ama orijinal hâli olmak her zaman daha değerlidir.

Çünkü orijinallik değer kazandırır.
Maskaralık ise sadece seyirliktir.

Ve unutmayın...

Doğallık saygı uyandırır.
Yapaylık ilk başta dikkat çeker.
Ama zaman geçtikçe gülümsetmeye başlar.

Çünkü gerçeğin ömrü uzundur.
Taklidin ömrü ise onu taşıyan kişinin sabrı kadardır.

İnsan kendisi olduğu sürece değerlidir.
Kendisi olmaktan vazgeçtiği gün ise başkalarının kötü bir kopyasına dönüşür.

Ve kopyalar hiçbir zaman aslının yerini tutmaz.

Saygılarımla,
Kemal Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler