Dostlar, lütfen biraz vicdanlı olalım!
Nereye gitsem aynı muhabbet...
Beş kişinin yanına oturuyorum, dördü başlıyor:
"Bu hükümet bizi mahvetti!"
Yahu kardeşim, neyi mahvetti?
Araban yokken senden Motorlu Taşıtlar Vergisi mi istedi?
Evin yokken emlak vergisi mi aldı?
İşin yokken gelir vergisi mi kesti?
Bakın, sabah kalkıp derin bir nefes alıyorsunuz... Şükredin! Daha şükür vergisi ve oksijen vergisi çıkmadı.
Sabah akşam parklarda, banklarda oturuyorsunuz. Kimse gelip "Saatlik oturma ücreti" istemiyor.
Kaldırımlarda gönlünüzce yürüyorsunuz. "Kaldırım kullanım bedeli" diye bir uygulama da yok.
Daha ne istiyorsunuz?
Hem adamlar gece gündüz çalışıyor. Özellikle Sayın Maliye Bakanımız... Dünyayı karış karış geziyor. Dünyanın en yüksek faizleriyle borç bulup memlekete kaynak getirmek kolay mı?
Biz ise hâlâ nankörlük peşindeyiz!
Üstelik biz öyle parayı kendimize harcayan bir millet de değiliz.
Kendi çiftçimiz destek bekler... Olsun.
Biz gider başka ülkelerde okul yaparız.
Başka ülkelerde hastane açarız.
Başka ülkelerde arazi kiralar, tarım yaparız.
Kendi yoksulumuzu bazen unutabiliriz ama yabancı yoksulları asla!
Ne kadar cömert milletiz vesselam...
Bir de maden meselesi var...
Madenlerimizi çıkarıyoruz. Yabancı şirketlere teslim ediyoruz.
Onlar geliyor, dağlarımızı dümdüz ediyor.
Biz de "Aşılmaz dağları aştık." diye seviniyoruz.
Üç beş ağaç kesilmiş... Ne olacak canım!
Nasıl olsa dört gün sonra tekrar büyür... Öyle diyenler var.
Zeytin ağacı mı?
Canım, bazılarına göre o zaten rakı sofrasının mezesi! Yemesi bile, sümme hâşâ, bence günah...
Bir de "İtibardan tasarruf olmaz." sözüne takılıyorlar.
Olur mu canım?
Tasarruf edersen dünya liderleri seni nasıl ciddiye alacak?
Uçaklar...
Konvoylar...
Makam araçları...
Saraylar...
Bunların hepsi memleketin itibarı için!
Birileri çıkmış:
"Vatandaş aç." diyor.
İktidar milletvekillerinden biri ne demişti?
"Kuru ekmek bulabiliyorsanız aç değilsiniz."
Ne kadar motive edici bir söz!
Hem pazara gidin... Her köşede dökülmüş meyve sebze var.
Topla ye...
Hem karnın doyar...
Hem israf önlenir...
Bundan daha çevreci ekonomi modeli olur mu?
Sonra biri çıkıyor:
"Kemal, bazı siyasetçiler çok zengin olmuş."
Sana ne kardeşim!
Adam çalışmış...
Didinmiş...
Koşmuş...
Çabalamış...
Çalmış çırpmış...
Pardon... Yine dilim sürçtü!
Neticede zengin olmuş işte.
Bir genel müdürün kasasından milyon dolarlar...
Evinden kilolarca altınlar çıkıyorsa...
Bu, ekonominin ne kadar canlı olduğunun göstergesi değil mi?
Eskiden Sabancı zengindi...
Vehbi Koç zengindi...
Şimdi bazıları onların yanında stajyer kalıyor.
Demek ki ülke büyüyor!
Hem öyle bir sanayimiz var ki göstermiyoruz.
Yer altında fabrikalar...
Gizli teknolojiler...
Bir düğmeye bassak 6 bin kilometre gidecek füze...
Bir düğmeye daha bassak Ay...
Bir düğmeye daha bassak... Belki Mars.
Şu Gabar'ı, Karadeniz gazını tamamen bitirelim...
Sonra uzay ekonomisine geçeriz.
Avrupa ise korkudan tir tir titriyor.
Market rafları bomboşmuş...
Millet kuru ekmek peşindeymiş...
Biz de pazarda yere düşmüş domates seçerken onların bize iğrenmelerini... pardon, imrenmelerini seyrediyoruz.
Hâlâ çıkıp şikâyet edenler var.
Arkadaş...
Bu kadar başarıya biraz saygı duyun!
O yüzden rica ediyorum...
Benim yanımda hükümeti eleştirirken dikkatli olun.
Adamlar memleketi batırmak için...
Pardon...
Düzeltmek için gece gündüz çalışıyorlar!
Şükredin... Henüz düşünmenin de vergisi çıkmadı!
Saygılarımla,