İnsan, var olduğu günden bu yana bitmek bilmeyen bir kıyasın içinde. Kimi sahip olduğu makamla, kimi cüzdanındaki parayla, kimi diplomasıyla, kimi de etiketiyle kendisini başkalarından üstün görme yanılgısına düşüyor. Oysa insanın gerçek değeri; giydiği markayla, oturduğu koltukla ya da toplumun ona sunduğu sahte alkışlarla ölçülmez.
Asıl mesele bellidir: Allah katında kim daha değerlidir?
Bu sorunun cevabını hiçbir insan bilemez. Çünkü insan yalnızca dış görünüşe, vitrine bakar; Allah ise kalplere ve niyetlere... Bir insanın göğsünde taşıdığı samimiyeti, gizli gözyaşlarını ve takvasını tartacak bir terazi insanoğlunun elinde yoktur. Kur’ân-ı Kerîm’de üstünlüğün tek ölçütü net bir şekilde çizilmiştir: “Allah katında sizin en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”
Demek ki üstünlük unvanda değil, takvadadır. Takva ise kalpte saklıdır.
Makam İnsanı Büyütmez, İmtihanını Büyütür
Toplumda sıkça tanık oluyoruz; bir koltuğa oturduğunda yürüyüşü değişenleri, biraz imkân bulunca eski dostlarına tepeden bakanları, diplomasıyla başkalarının fikrini küçümseyenleri...
Oysa makam geçicidir, servet geçicidir, şöhret geçicidir. Bugün el üstünde tutulan bir insanın yarın ne hâlde olacağını kim garanti edebilir? İnsanı değerli kılan şey elindeki imkânlar değil, o imkânlara sahipken sergilediği ahlaktır. Tevazu insanı küçültmez; aksine gerçek büyüklük, imkânın varken kibirlenmemektir.
Sosyal Medya Çağında Kibir ve Alay
Bugün insanları küçük görmenin en tehlikeli boyutu ekranların arkasına saklandı. Bir fotoğrafın altına yazılan küçültücü bir yorum, bir insanın konuşmasını alaya alan bir paylaşım ya da mizah adı altında yapılan onur kırıcı şakalar...
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) uyarıları bu noktada çok nettir: Toplumun önemsemediği, üstü başı garip görünen nice insanlar vardır ki, Allah katında duaları kabul edilen ve çok yüksek değere sahip kimselerdir. Hucurât Sûresi’nde de açıkça belirtildiği gibi; alay ettiğin insan, Allah katında senden çok daha hayırlı olabilir.
Son Söz: Vitrine Değil, Kalbe Bakmak
Biz bir insanın sadece bugününü görüyoruz; Allah ise onun geçmişini, geleceğini ve son nefesini bilir. Bugün günah içinde görünen birinin yarın samimi bir tövbeyle nereye ulaşacağını bilemeyiz.
Bu yüzden başkalarının vitrinini yargılamak yerine kendi içimize dönmeliyiz. Başkasının kusurunu görmek kolay, kendi nefsimizle yüzleşmek zordur.
Unutmayalım; son durağımız aynı hakikate çıkıyor. İnsan, dünyadaki makamını değil, Allah’ın huzuruna nasıl bir kalple çıkacağını düşünmelidir. Kimseyi küçük görmeden, incitmeden konuşmak ve Allah’ın yarattığı her kula merhametle bakabilmek asıl imtihanımızdır.