Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Cahiliyenin Karanlığında Çocuklar: Kızlar, Erkekler ve İnsan Hayatının Değeri

Tarih, insanlığın yalnızca zaferlerini değil, utançlarını da hatırlatır. Çünkü geçmişi anlamak, sadece kimlerin hangi savaşları kazandığını bilmek değildir. Asıl mesele, insanın insana karşı ne zaman merhametini kaybettiğini, hangi düşüncelerin masum hayatları değersiz hâle getirdiğini ve toplumların kendi yanlışlarını nasıl normalleştirdiğini anlayabilmektir. İslam öncesi Arap toplumunu anlatırken kullanılan cahiliye kavramı da bu açıdan üzerinde dikkatle durulması gereken bir kavramdır. Cahiliye, yalnızca “bilgisizlik” anlamına indirgenemeyecek kadar geniş bir ahlaki ve toplumsal çerçeveye sahiptir. İnsan hayatının, özellikle de güçsüzlerin hayatının kabile, ekonomik şartlar, toplumsal itibar ve batıl inançlar karşısında değersizleştirilebildiği bir zihniyetin eleştirisini de içinde barındırır. Bu dönemin en acı meselelerinden biri ise çocukların öldürülmesidir. Kur'an-ı Kerim, özellikle kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi uygulamasını son derece sarsıcı ifadelerle gündeme getirir. Tekvîr Suresi'nin 8-9. ayetlerinde, diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna hangi suçtan dolayı öldürüldüğünün sorulacağı bildirilir. Buradaki ifade, insanlığın vicdanına yöneltilmiş büyük bir sorudur: Bir çocuk hangi suçtan dolayı öldürülebilir? Cevap açıktır: Hiçbir çocuk, doğduğu için suçlu değildir. Hiçbir kız çocuğu kız olarak dünyaya geldiği için utanılacak bir varlık değildir. Hiçbir çocuk ailesinin ekonomik sıkıntılarının sorumlusu değildir. Ve hiçbir insan, başkasının korkuları veya batıl inançları uğruna hayatından edilemez. Kur'an'ın başka ayetlerinde de çocukların öldürülmesi açık biçimde yasaklanır. Nahl Suresi 58-59. ayetlerde, kız çocuğunun doğumuyla ilgili cahiliye zihniyetinin ortaya çıkardığı utanç ve öfke anlayışı eleştirilir. En'âm Suresi 151. ayette çocukların öldürülmesi yasaklanırken, İsrâ Suresi 31. ayette fakirlik korkusuyla çocukların öldürülmemesi emredilir. Burada çok önemli bir nokta vardır: Kur'an'ın mesajı sadece kız çocuklarını korumakla sınırlı değildir. Kur'an, “Çocuklarınızı öldürmeyin” diyerek insan hayatının temel dokunulmazlığını ortaya koyar. Çünkü mesele yalnızca kız çocuğunun öldürülmesi değildir; mesele, toplumun bir çocuğun hayatı üzerinde kendisini sınırsız yetkili görmesidir. Kız çocuğu neden hedef hâline gelmişti? Cahiliye toplumunun tamamını tek bir davranış biçimine indirgemek doğru değildir. Her aile kız çocuklarını öldürüyor değildi. Fakat bazı çevrelerde kız çocuğuna yönelik ağır bir toplumsal önyargının bulunduğu, Kur'an'ın ayetleriyle açık biçimde ortaya konmaktadır. Kız çocuğunun doğumu bazı insanlar tarafından ekonomik yük, kabile açısından zayıflık veya toplumsal itibar kaybı olarak görülebiliyordu. İşte burada insanın değerini belirleyen ölçü bozuluyordu. Çocuğun insan olması yeterli görülmüyor, onun cinsiyeti üzerinden değer biçiliyordu. Oysa bugün geriye dönüp baktığımızda bunun ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu görüyoruz. Bir toplumun geleceğini taşıyacak olan çocukları “yük” olarak görmek, aslında o toplumun kendi geleceğini reddetmesidir. Kız çocukları yalnızca birer evlat değildir. Onlar geleceğin anneleri, öğretmenleri, doktorları, mühendisleri, sanatçıları, yöneticileri, bilim insanları ve toplumun her alanında söz sahibi olacak bireyleridir. Daha da önemlisi, onlar önce insandır. Peki erkek çocukları? Cahiliye dönemindeki çocuk öldürme meselesini yalnızca kız çocuklarıyla sınırlamak da konunun tamamını anlamamıza engel olabilir. Kur'an'ın “Çocuklarınızı öldürmeyin” şeklindeki genel ifadeleri, çocuk hayatının bütün olarak korunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Erkek çocukların da çeşitli şartlarda öldürüldüğüne ilişkin tarihî rivayetler bulunmaktadır. Ancak burada tarihî gerçeklik ile sonraki dönemlerde oluşmuş anlatıları birbirinden ayırmak gerekir. Özellikle fiziksel veya zihinsel engelli doğan erkek çocuklarının sırf engelli ya da “şeytan” kabul edildikleri için yaygın ve sistematik biçimde diri diri gömüldüğü iddiasını, bütün cahiliye toplumuna ait kesin ve genel bir uygulama gibi sunmak tarihî açıdan dikkat gerektirir. Bu konuda rivayetlerin niteliği ve güvenilirliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Fakat şu gerçek üzerinde durmak mümkündür: İnsan toplumlarında tarih boyunca engelli, hasta, farklı görünüşlü veya toplumun güç anlayışına uymayan insanların dışlanmasına yönelik örnekler olmuştur. Bu nedenle meseleyi yalnızca “Kim gömüldü?” sorusuna indirgemek yerine, daha büyük soruyu sormak gerekir: Bir toplum, kendisinden farklı olan insanı ne zaman değersiz görmeye başlar? İşte cahiliye zihniyetinin asıl tehlikesi burada ortaya çıkar. Güçlü olan yaşar, güçsüz olan yok edilir mi? Kabile düzeninin güçlü olduğu toplumlarda savaşabilecek erkek nüfusun önemli görülmesi anlaşılabilir bir tarihî gerçekliktir. Ancak buradan hareketle bütün Arap toplumunun yalnızca “savaşçı nüfus” anlayışı üzerine kurulduğunu söylemek de aşırı genelleme olur. Buna rağmen güç, kabile itibarı ve ekonomik imkânların insan hayatına değer biçmede etkili olabildiği bir toplumsal ortamdan söz edebiliriz. İşte İslam'ın getirdiği en büyük dönüşümlerden biri burada karşımıza çıkar: İnsan artık yalnızca kabilesiyle değerli değildir. Zengin olduğu için değerli değildir. Savaşçı olduğu için değerli değildir. Erkek olduğu için değerli değildir. Kadın olduğu için değersiz değildir. Çocuk olduğu için söz hakkından tamamen mahrum değildir. İnsan, Allah'ın yarattığı bir kul ve dokunulmaz bir can olarak ele alınır. Bu bakış açısı, toplumun değer ölçülerini kökten değiştiren bir dönüşümdür. “Hangi suçtan dolayı öldürüldü?” Tekvîr Suresi'ndeki o soru, asırlar geçmesine rağmen hâlâ insanlığın karşısında duruyor: “Hangi suçtan dolayı öldürüldü?” Bir kız çocuğunun suçu neydi? Kız olarak doğmak mı? Ailesinin ekonomik durumunun kötü olması mı? Kabilenin beklentilerine uymamak mı? Güçsüz olmak mı? Hiçbiri. Çünkü çocuk masumdur. Çocuğun hayatı, yetişkinlerin korkularına teslim edilemez. Bu ayetler bize sadece geçmişteki bir toplumu anlatmıyor; aynı zamanda bugün yaşayan insanlara da bir uyarı yapıyor. Çünkü çocukları öldürmenin şekli değişebilir. Bazen toprağa gömersiniz. Bazen savaşın ortasında bırakırsınız. Bazen eğitim hakkından mahrum bırakırsınız. Bazen yoksulluğa terk edersiniz. Bazen engeli nedeniyle dışlarsınız. Bazen kız olduğu için “Okumasın” dersiniz. Bazen erkek olduğu için duygularını ifade etmesine izin vermezsiniz. Bazen çocuğun hayallerini, daha başlamadan öldürürsünüz. İşte bu nedenle cahiliye sadece geçmişte kalmış bir tarih başlığı değildir. Cahiliye bir zihniyet hâline gelirse her çağda yeniden ortaya çıkabilir. Bugünün cahiliyesi nedir? Bugün hiç kimse çocuğunu eski çağlardaki gibi toprağa gömmüyor diye bütün sorunların ortadan kalktığını düşünmemeliyiz. Bir kız çocuğunun okula gönderilmemesi de onun geleceğinin gömülmesidir. Bir engelli çocuğun toplumdan dışlanması da onun umutlarının gömülmesidir. Yoksul bir çocuğun kitapla buluşturulmaması da onun hayallerine duvar örmektir. Bir çocuğun yalnızca doğduğu köy, mahalle veya aile nedeniyle eğitimden mahrum bırakılması da büyük bir adaletsizliktir. Bu yüzden bugün yapılması gereken, çocukların önündeki bütün engelleri kaldırmaktır. Özellikle kız çocuklarının eğitim hakkı konusunda toplumun daha güçlü bir bilinç geliştirmesi gerekir. Çünkü bir kız çocuğu okuduğunda yalnızca bir birey eğitim almış olmaz. Bir aile değişir, bir köy değişir, bir toplum değişir, bir neslin kaderi değişir. Kız çocukları toplumun hayatının merkezindedir Kız çocuklarının eğitimini savunmak, erkek çocuklarını değersiz görmek anlamına gelmez. Tam tersine mesele, bütün çocukların eşit biçimde değerli olduğunu kabul etmektir. Bir toplum kızını okutuyorsa geleceğini okutuyor demektir. Bir toplum kızının eline kitap veriyorsa, cehaletin karşısına bilgiyle çıkıyor demektir. Bir toplum kız çocuğuna “Sen de okuyacaksın, sen de hayal kuracaksın, sen de başaracaksın” diyorsa, aslında kendi geleceğine yatırım yapıyor demektir. Bugün köylerde, uzak bölgelerde, imkânları sınırlı yerlerde eğitim bekleyen çocukları düşünelim. Belki bir kız çocuğu küçük bir evde okul çantasını hazırlıyor; belki bir başka çocuk ders kitabına ulaşmak için arkadaşının kitabını bekliyor; belki bir başkası ailesine yardım etmek zorunda kaldığı için eğitiminden uzaklaşıyor. İşte bizim görevimiz, geçmişin acılarını sadece anlatmak değil, bugünün çocuklarının kaderini değiştirmektir. Son söz Cahiliye dönemindeki çocukların öldürülmesi meselesini konuşurken ne tarihi romantikleştirmeli ne de belgelerin ötesine geçen iddiaları kesin gerçekler gibi sunmalıyız. Kur'an'ın açıkça ortaya koyduğu gerçek şudur: Çocuk öldürmek kabul edilemezdir. Kız çocuğunu cinsiyeti nedeniyle değersiz görmek kabul edilemezdir. Yoksulluk korkusuyla çocuğun hayatına kıymak kabul edilemezdir. İnsanın doğuştan gelen özellikleri nedeniyle hayat hakkını elinden almak kabul edilemezdir. Ve bugün bizim görevimiz, bu mesajı yalnızca sözle değil, davranışlarımızla da yaşatmaktır. Bir çocuğun elinden kitap alındığında cahillik büyür. Bir çocuğun eline kitap verildiğinde gelecek büyür. Bir kız çocuğu okutulduğunda bir neslin ufku genişler. Bir engelli çocuğun önündeki engeller kaldırıldığında toplumun vicdanı güçlenir. Çünkü medeniyetin ölçüsü, güçlüye ne kadar imkân verdiğimiz değil; güçsüzün hakkını ne kadar koruduğumuzdur. Ve bugün geçmişe dönüp baktığımızda, toprağın altında kalan o masum çocukların sessizliğini duymamız gerekir. O sessizlik bize tek bir şey söylüyor: Bir daha hiçbir çocuk; yetişkinlerin cehaletine, korkusuna, önyargısına veya çıkarına kurban edilmesin. Çocuk yaşasın. Kız çocukları okusun. Erkek çocukları okusun. Engelli çocuklar eşit imkânlara kavuşsun. Ve insan hayatı; her türlü kabile, ekonomik çıkar, cinsiyet ve önyargının üzerinde tutulsun. Çünkü gerçek medeniyet, çocuğu toprağa gömmekle değil; çocuğun önüne bir gelecek koymakla başlar. Mahmut Çiçekdağı
Ekleme Tarihi: 17 Ağustos 2026 -Pazartesi

Cahiliyenin Karanlığında Çocuklar: Kızlar, Erkekler ve İnsan Hayatının Değeri

Tarih, insanlığın yalnızca zaferlerini değil, utançlarını da hatırlatır. Çünkü geçmişi anlamak, sadece kimlerin hangi savaşları kazandığını bilmek değildir. Asıl mesele, insanın insana karşı ne zaman merhametini kaybettiğini, hangi düşüncelerin masum hayatları değersiz hâle getirdiğini ve toplumların kendi yanlışlarını nasıl normalleştirdiğini anlayabilmektir.

İslam öncesi Arap toplumunu anlatırken kullanılan cahiliye kavramı da bu açıdan üzerinde dikkatle durulması gereken bir kavramdır. Cahiliye, yalnızca “bilgisizlik” anlamına indirgenemeyecek kadar geniş bir ahlaki ve toplumsal çerçeveye sahiptir. İnsan hayatının, özellikle de güçsüzlerin hayatının kabile, ekonomik şartlar, toplumsal itibar ve batıl inançlar karşısında değersizleştirilebildiği bir zihniyetin eleştirisini de içinde barındırır.

Bu dönemin en acı meselelerinden biri ise çocukların öldürülmesidir.

Kur'an-ı Kerim, özellikle kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi uygulamasını son derece sarsıcı ifadelerle gündeme getirir. Tekvîr Suresi'nin 8-9. ayetlerinde, diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna hangi suçtan dolayı öldürüldüğünün sorulacağı bildirilir. Buradaki ifade, insanlığın vicdanına yöneltilmiş büyük bir sorudur:

Bir çocuk hangi suçtan dolayı öldürülebilir?

Cevap açıktır:

Hiçbir çocuk, doğduğu için suçlu değildir.

Hiçbir kız çocuğu kız olarak dünyaya geldiği için utanılacak bir varlık değildir.

Hiçbir çocuk ailesinin ekonomik sıkıntılarının sorumlusu değildir.

Ve hiçbir insan, başkasının korkuları veya batıl inançları uğruna hayatından edilemez.

Kur'an'ın başka ayetlerinde de çocukların öldürülmesi açık biçimde yasaklanır. Nahl Suresi 58-59. ayetlerde, kız çocuğunun doğumuyla ilgili cahiliye zihniyetinin ortaya çıkardığı utanç ve öfke anlayışı eleştirilir. En'âm Suresi 151. ayette çocukların öldürülmesi yasaklanırken, İsrâ Suresi 31. ayette fakirlik korkusuyla çocukların öldürülmemesi emredilir.

Burada çok önemli bir nokta vardır: Kur'an'ın mesajı sadece kız çocuklarını korumakla sınırlı değildir. Kur'an, “Çocuklarınızı öldürmeyin” diyerek insan hayatının temel dokunulmazlığını ortaya koyar. Çünkü mesele yalnızca kız çocuğunun öldürülmesi değildir; mesele, toplumun bir çocuğun hayatı üzerinde kendisini sınırsız yetkili görmesidir.

Kız çocuğu neden hedef hâline gelmişti?

Cahiliye toplumunun tamamını tek bir davranış biçimine indirgemek doğru değildir. Her aile kız çocuklarını öldürüyor değildi. Fakat bazı çevrelerde kız çocuğuna yönelik ağır bir toplumsal önyargının bulunduğu, Kur'an'ın ayetleriyle açık biçimde ortaya konmaktadır.

Kız çocuğunun doğumu bazı insanlar tarafından ekonomik yük, kabile açısından zayıflık veya toplumsal itibar kaybı olarak görülebiliyordu. İşte burada insanın değerini belirleyen ölçü bozuluyordu. Çocuğun insan olması yeterli görülmüyor, onun cinsiyeti üzerinden değer biçiliyordu.

Oysa bugün geriye dönüp baktığımızda bunun ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu görüyoruz. Bir toplumun geleceğini taşıyacak olan çocukları “yük” olarak görmek, aslında o toplumun kendi geleceğini reddetmesidir.

Kız çocukları yalnızca birer evlat değildir. Onlar geleceğin anneleri, öğretmenleri, doktorları, mühendisleri, sanatçıları, yöneticileri, bilim insanları ve toplumun her alanında söz sahibi olacak bireyleridir. Daha da önemlisi, onlar önce insandır.

Peki erkek çocukları?

Cahiliye dönemindeki çocuk öldürme meselesini yalnızca kız çocuklarıyla sınırlamak da konunun tamamını anlamamıza engel olabilir. Kur'an'ın “Çocuklarınızı öldürmeyin” şeklindeki genel ifadeleri, çocuk hayatının bütün olarak korunması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Erkek çocukların da çeşitli şartlarda öldürüldüğüne ilişkin tarihî rivayetler bulunmaktadır. Ancak burada tarihî gerçeklik ile sonraki dönemlerde oluşmuş anlatıları birbirinden ayırmak gerekir.

Özellikle fiziksel veya zihinsel engelli doğan erkek çocuklarının sırf engelli ya da “şeytan” kabul edildikleri için yaygın ve sistematik biçimde diri diri gömüldüğü iddiasını, bütün cahiliye toplumuna ait kesin ve genel bir uygulama gibi sunmak tarihî açıdan dikkat gerektirir. Bu konuda rivayetlerin niteliği ve güvenilirliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Fakat şu gerçek üzerinde durmak mümkündür: İnsan toplumlarında tarih boyunca engelli, hasta, farklı görünüşlü veya toplumun güç anlayışına uymayan insanların dışlanmasına yönelik örnekler olmuştur.

Bu nedenle meseleyi yalnızca “Kim gömüldü?” sorusuna indirgemek yerine, daha büyük soruyu sormak gerekir: Bir toplum, kendisinden farklı olan insanı ne zaman değersiz görmeye başlar?

İşte cahiliye zihniyetinin asıl tehlikesi burada ortaya çıkar.

Güçlü olan yaşar, güçsüz olan yok edilir mi?

Kabile düzeninin güçlü olduğu toplumlarda savaşabilecek erkek nüfusun önemli görülmesi anlaşılabilir bir tarihî gerçekliktir. Ancak buradan hareketle bütün Arap toplumunun yalnızca “savaşçı nüfus” anlayışı üzerine kurulduğunu söylemek de aşırı genelleme olur.

Buna rağmen güç, kabile itibarı ve ekonomik imkânların insan hayatına değer biçmede etkili olabildiği bir toplumsal ortamdan söz edebiliriz. İşte İslam'ın getirdiği en büyük dönüşümlerden biri burada karşımıza çıkar:

İnsan artık yalnızca kabilesiyle değerli değildir.

Zengin olduğu için değerli değildir.

Savaşçı olduğu için değerli değildir.

Erkek olduğu için değerli değildir.

Kadın olduğu için değersiz değildir.

Çocuk olduğu için söz hakkından tamamen mahrum değildir.

İnsan, Allah'ın yarattığı bir kul ve dokunulmaz bir can olarak ele alınır. Bu bakış açısı, toplumun değer ölçülerini kökten değiştiren bir dönüşümdür.

“Hangi suçtan dolayı öldürüldü?”

Tekvîr Suresi'ndeki o soru, asırlar geçmesine rağmen hâlâ insanlığın karşısında duruyor: “Hangi suçtan dolayı öldürüldü?”

Bir kız çocuğunun suçu neydi? Kız olarak doğmak mı? Ailesinin ekonomik durumunun kötü olması mı? Kabilenin beklentilerine uymamak mı? Güçsüz olmak mı?

Hiçbiri. Çünkü çocuk masumdur. Çocuğun hayatı, yetişkinlerin korkularına teslim edilemez.

Bu ayetler bize sadece geçmişteki bir toplumu anlatmıyor; aynı zamanda bugün yaşayan insanlara da bir uyarı yapıyor. Çünkü çocukları öldürmenin şekli değişebilir.

Bazen toprağa gömersiniz.

Bazen savaşın ortasında bırakırsınız.

Bazen eğitim hakkından mahrum bırakırsınız.

Bazen yoksulluğa terk edersiniz.

Bazen engeli nedeniyle dışlarsınız.

Bazen kız olduğu için “Okumasın” dersiniz.

Bazen erkek olduğu için duygularını ifade etmesine izin vermezsiniz.

Bazen çocuğun hayallerini, daha başlamadan öldürürsünüz.

İşte bu nedenle cahiliye sadece geçmişte kalmış bir tarih başlığı değildir. Cahiliye bir zihniyet hâline gelirse her çağda yeniden ortaya çıkabilir.

Bugünün cahiliyesi nedir?

Bugün hiç kimse çocuğunu eski çağlardaki gibi toprağa gömmüyor diye bütün sorunların ortadan kalktığını düşünmemeliyiz.

Bir kız çocuğunun okula gönderilmemesi de onun geleceğinin gömülmesidir.

Bir engelli çocuğun toplumdan dışlanması da onun umutlarının gömülmesidir.

Yoksul bir çocuğun kitapla buluşturulmaması da onun hayallerine duvar örmektir.

Bir çocuğun yalnızca doğduğu köy, mahalle veya aile nedeniyle eğitimden mahrum bırakılması da büyük bir adaletsizliktir.

Bu yüzden bugün yapılması gereken, çocukların önündeki bütün engelleri kaldırmaktır. Özellikle kız çocuklarının eğitim hakkı konusunda toplumun daha güçlü bir bilinç geliştirmesi gerekir.

Çünkü bir kız çocuğu okuduğunda yalnızca bir birey eğitim almış olmaz. Bir aile değişir, bir köy değişir, bir toplum değişir, bir neslin kaderi değişir.

Kız çocukları toplumun hayatının merkezindedir

Kız çocuklarının eğitimini savunmak, erkek çocuklarını değersiz görmek anlamına gelmez. Tam tersine mesele, bütün çocukların eşit biçimde değerli olduğunu kabul etmektir.

Bir toplum kızını okutuyorsa geleceğini okutuyor demektir. Bir toplum kızının eline kitap veriyorsa, cehaletin karşısına bilgiyle çıkıyor demektir. Bir toplum kız çocuğuna “Sen de okuyacaksın, sen de hayal kuracaksın, sen de başaracaksın” diyorsa, aslında kendi geleceğine yatırım yapıyor demektir.

Bugün köylerde, uzak bölgelerde, imkânları sınırlı yerlerde eğitim bekleyen çocukları düşünelim. Belki bir kız çocuğu küçük bir evde okul çantasını hazırlıyor; belki bir başka çocuk ders kitabına ulaşmak için arkadaşının kitabını bekliyor; belki bir başkası ailesine yardım etmek zorunda kaldığı için eğitiminden uzaklaşıyor.

İşte bizim görevimiz, geçmişin acılarını sadece anlatmak değil, bugünün çocuklarının kaderini değiştirmektir.

Son söz

Cahiliye dönemindeki çocukların öldürülmesi meselesini konuşurken ne tarihi romantikleştirmeli ne de belgelerin ötesine geçen iddiaları kesin gerçekler gibi sunmalıyız.

Kur'an'ın açıkça ortaya koyduğu gerçek şudur:

Çocuk öldürmek kabul edilemezdir.

Kız çocuğunu cinsiyeti nedeniyle değersiz görmek kabul edilemezdir.

Yoksulluk korkusuyla çocuğun hayatına kıymak kabul edilemezdir.

İnsanın doğuştan gelen özellikleri nedeniyle hayat hakkını elinden almak kabul edilemezdir.

Ve bugün bizim görevimiz, bu mesajı yalnızca sözle değil, davranışlarımızla da yaşatmaktır.

Bir çocuğun elinden kitap alındığında cahillik büyür.

Bir çocuğun eline kitap verildiğinde gelecek büyür.

Bir kız çocuğu okutulduğunda bir neslin ufku genişler.

Bir engelli çocuğun önündeki engeller kaldırıldığında toplumun vicdanı güçlenir.

Çünkü medeniyetin ölçüsü, güçlüye ne kadar imkân verdiğimiz değil; güçsüzün hakkını ne kadar koruduğumuzdur.

Ve bugün geçmişe dönüp baktığımızda, toprağın altında kalan o masum çocukların sessizliğini duymamız gerekir. O sessizlik bize tek bir şey söylüyor:

Bir daha hiçbir çocuk; yetişkinlerin cehaletine, korkusuna, önyargısına veya çıkarına kurban edilmesin.

Çocuk yaşasın.

Kız çocukları okusun.

Erkek çocukları okusun.

Engelli çocuklar eşit imkânlara kavuşsun.

Ve insan hayatı; her türlü kabile, ekonomik çıkar, cinsiyet ve önyargının üzerinde tutulsun.

Çünkü gerçek medeniyet, çocuğu toprağa gömmekle değil; çocuğun önüne bir gelecek koymakla başlar.

Mahmut Çiçekdağı

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler