Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

ESKİ GÜNLERE ÖZLEM YETMEZ, KENDİMİZİ YENİDEN BULMALIYIZ

Bazen oturup geçmiş günleri konuşuyoruz: “Eskiden komşuluk vardı…” “Eskiden insanlar birbirine daha çok sahip çıkardı…” “Eskiden kanaat vardı, sabır vardı, idare etmek vardı…” “Eskiden birlik ve beraberlik daha güçlüydü…” “Eskiden insanlık başkaydı…” Bu cümleleri hepimiz zaman zaman kuruyoruz. Geçmişi hatırlarken içimizde derin bir özlem büyüyor. Çocukluğumuzu, gençliğimizi, mahallemizi, komşularımızı, kapısı herkese açık evleri, bir tabak yemeğin komşuyla paylaşılmasını, düğünde ve cenazede yan yana durmayı hatırlıyoruz. Sonra dönüp bugüne bakıyor, yakınıyoruz. Peki, sadece yakınmak bize ne kazandırıyor? Asıl soruyu belki de kendimize sormamız gerekiyor: “Özlediğimiz o günleri yeniden yaşatmak için biz ne yapıyoruz?” Çünkü geçmişi özlemek de onun güzel taraflarını anlatmak da kolaydır. Asıl mesele, geçmişte güzel olan değerleri bugünün hayatına yeniden taşıyabilmektir. Unutmayalım; zaman değişmedi. Bir gün yine 24 saat, bir hafta yine 7 gün, bir ay yine yaklaşık 30 gün, bir yıl yine 12 ay... Güneş yine doğuyor, akşam yine oluyor. İnsan yine dünyaya geliyor, büyüyor, yaşlanıyor ve hayatını tamamlıyor. Değişen zaman değil; değişen biraz da biziz. Hayata bakışımız, beklentilerimiz, birbirimizden uzaklaşmamız, tahammülümüzün azalması, kanaat duygumuzun zayıflaması ve “ben” duygusunun “biz” duygusunun önüne geçmesi… Belki de asıl üzerinde düşünmemiz gereken konu budur. Eskiden komşunun kapısı çalınırdı; bugün aynı apartmanda yaşayan insanların birbirlerinin adını bilmediği zamanlar var. Eskiden bir insanın derdi, çevresindekilerin de derdi sayılırdı; bugün en yakınımızdaki insanın sıkıntısını bile fark edemeyebiliyoruz. Eskiden bir tabak yemek paylaşılırdı; bugün sofralarımız büyürken gönüllerimiz küçülebiliyor. Ama bütün bunların karşısında çaresiz değiliz. Çünkü insanın en büyük gücü, kendini değiştirebilme iradesidir. Yakınmak Yerine Bir Adım Atalım “Eskiden böyle değildi” diyerek sitem etmek yerine, “Ben bugün ne yapabilirim?” diye sormamız gerekiyor. Komşuluğu özlüyorsak kapımızı açalım. Selamlaşmayı özlüyorsak önce biz selam verelim. Birlik ve beraberliği özlüyorsak insanları ayrıştıran değil, yakınlaştıran bir dil kullanalım. Kanaati özlüyorsak elimizdeki imkânların kıymetini bilelim. Hoşgörüyü özlüyorsak önce bize ters gelen düşüncelere karşı sabırlı olmayı deneyelim. Çünkü güzel günler gökten inmeyecek; güzel bir toplum, güzel davranışların çoğalmasıyla inşa edilecek. Bir kişi değişecek, onun duruşu bir başkasını etkileyecek. Bir komşu diğerinin kapısını çalacak, bir selam başka bir selamı doğuracak. Derken küçük adımlarla başlayan güzellikler dalga dalga topluma yayılacak. İslam’ın Emrettiği Ahlak, İnsanlığın Ortak Dilidir İnancımız bize yalnızca ibadet etmeyi değil, insanlarla güzel ilişkiler kurmayı da öğretir. Komşuya iyi davranmak, ihtiyaç sahibini gözetmek, kul hakkından sakınmak, emanete sahip çıkmak, doğruluktan ayrılmamak, büyüğe saygı ve küçüğe sevgi göstermek, yardımlaşmak, israftan ve kinden uzak durmak… Bunların her biri toplum hayatının temel taşlarıdır. Ancak burada önemli olan sadece güzel sözler söylemek değil, o ahlakı bizzat yaşamaktır. Dilimizi doğruluk için kullanıyorsak, elimizi yardım için uzatıyorsak, gücümüzü ezmek için değil korumak için sarf ediyorsak, kazancımızda başkasının hakkını gözetiyorsak ve komşumuzun huzurunu kendi huzurumuz kadar önemsiyorsak; işte o zaman inancımızın ve insanlığımızın gereğini yerine getiriyoruz demektir. Birbirimize Yeniden İnsanca Yaklaşalım Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimize yeniden insan olarak bakabilmektir. Karşımızdaki kişinin siyasi görüşüne, ekonomik durumuna, makamına, kıyafetine veya yaşam biçimine bakmadan önce onun da bir insan olduğunu hatırlayalım. Onun da dertleri, kırgınlıkları, ailesi, çocukları, umutları ve korkuları olabileceğini unutmayalım. Bu nedenle birbirimize karşı biraz daha anlayışlı ve sabırlı olalım. Her tartışmayı kavgaya dönüştürmeyelim, her farklı düşünceyi düşmanlık sebebi saymayalım. Elbette yanlışın karşısında duracağız, haksızlığa itiraz edeceğiz; fakat bunu yaparken insanlığımızı zedelemeyeceğiz. Eski Güzellikleri Yeniden İnşa Edebiliriz Hayat değişiyor, teknoloji ilerliyor, şehirler büyüyor ve yaşam şartları başkalaşıyor. Belki eski günleri birebir geri getiremeyiz ama o günlerin ruhunu ve değerlerini bugünün şartlarına uyarlayabiliriz. Kapısını çalmadığımız komşumuza bir telefon açabiliriz, bir yaşlının ihtiyacına koşabiliriz, cenazede veya hastalıkta dostlarımızı yalnız bırakmayabiliriz. Bir çocuğun eğitimine destek olabilir, bir insanın moralini yükseltecek içten bir söz söyleyebiliriz. Bunlar için büyük imkânlara gerek yok; bazen bir “Nasılsın?” sorusu, bazen de sadece samimiyetle dinlemek yeterlidir. Önce Kendimizi Bulalım Büyük toplumsal değişimler büyük sözlerle değil, bireylerin samimi davranışlarıyla başlar. “Herkes değişsin” demeden önce dönüp kendimize bakmalıyız: Ben değişirsem çevremde ne değişir? Ben daha anlayışlı olursam ailem bundan nasıl etkilenir? Ben komşuma sahip çıkarsam mahallemde nasıl bir iklim oluşur? Öfkelendiğimde susmayı başarırsam kaç kırgınlığın önüne geçebilirim? Artık “Nerede o eski günler?” diye yakınmayı bırakıp “O eski güzellikleri bugün nasıl yaşatabiliriz?” diye sorma zamanıdır. Geçmişi geri getiremeyiz belki ama geçmişin güzel ahlakını bugünün hayatına taşıyabiliriz. Birbirimize yeniden güvenmeyi deneyelim. Kırmadan, dökmeden, ötekileştirmeden yaşayalım. Çünkü güzel günler bir yerlerde bizi beklemiyor; güzel günler, güzel insanların güzel davranışlarıyla yeniden kuruluyor. Aradığımız şey uzaklarda değil, içimizde bir yerlerde duruyor. Yeter ki kendimizi yeniden bulalım; yeter ki güzel ahlakı sadece konuşmayalım, yaşayalım. İşte o zaman sitem etmek yerine gururla diyebiliriz ki: “Güzel günleri yeniden biz kurduk.” Mahmut ÇİÇEKDAĞI
Ekleme Tarihi: 27 Eylül 2026 -Pazar

ESKİ GÜNLERE ÖZLEM YETMEZ, KENDİMİZİ YENİDEN BULMALIYIZ

Bazen oturup geçmiş günleri konuşuyoruz:

“Eskiden komşuluk vardı…”

“Eskiden insanlar birbirine daha çok sahip çıkardı…”

“Eskiden kanaat vardı, sabır vardı, idare etmek vardı…”

“Eskiden birlik ve beraberlik daha güçlüydü…”

“Eskiden insanlık başkaydı…”

Bu cümleleri hepimiz zaman zaman kuruyoruz. Geçmişi hatırlarken içimizde derin bir özlem büyüyor. Çocukluğumuzu, gençliğimizi, mahallemizi, komşularımızı, kapısı herkese açık evleri, bir tabak yemeğin komşuyla paylaşılmasını, düğünde ve cenazede yan yana durmayı hatırlıyoruz.

Sonra dönüp bugüne bakıyor, yakınıyoruz.

Peki, sadece yakınmak bize ne kazandırıyor? Asıl soruyu belki de kendimize sormamız gerekiyor: “Özlediğimiz o günleri yeniden yaşatmak için biz ne yapıyoruz?”

Çünkü geçmişi özlemek de onun güzel taraflarını anlatmak da kolaydır. Asıl mesele, geçmişte güzel olan değerleri bugünün hayatına yeniden taşıyabilmektir.

Unutmayalım; zaman değişmedi. Bir gün yine 24 saat, bir hafta yine 7 gün, bir ay yine yaklaşık 30 gün, bir yıl yine 12 ay... Güneş yine doğuyor, akşam yine oluyor. İnsan yine dünyaya geliyor, büyüyor, yaşlanıyor ve hayatını tamamlıyor.

Değişen zaman değil; değişen biraz da biziz. Hayata bakışımız, beklentilerimiz, birbirimizden uzaklaşmamız, tahammülümüzün azalması, kanaat duygumuzun zayıflaması ve “ben” duygusunun “biz” duygusunun önüne geçmesi… Belki de asıl üzerinde düşünmemiz gereken konu budur.

Eskiden komşunun kapısı çalınırdı; bugün aynı apartmanda yaşayan insanların birbirlerinin adını bilmediği zamanlar var. Eskiden bir insanın derdi, çevresindekilerin de derdi sayılırdı; bugün en yakınımızdaki insanın sıkıntısını bile fark edemeyebiliyoruz. Eskiden bir tabak yemek paylaşılırdı; bugün sofralarımız büyürken gönüllerimiz küçülebiliyor.

Ama bütün bunların karşısında çaresiz değiliz. Çünkü insanın en büyük gücü, kendini değiştirebilme iradesidir.

Yakınmak Yerine Bir Adım Atalım

“Eskiden böyle değildi” diyerek sitem etmek yerine, “Ben bugün ne yapabilirim?” diye sormamız gerekiyor. Komşuluğu özlüyorsak kapımızı açalım. Selamlaşmayı özlüyorsak önce biz selam verelim. Birlik ve beraberliği özlüyorsak insanları ayrıştıran değil, yakınlaştıran bir dil kullanalım. Kanaati özlüyorsak elimizdeki imkânların kıymetini bilelim. Hoşgörüyü özlüyorsak önce bize ters gelen düşüncelere karşı sabırlı olmayı deneyelim.

Çünkü güzel günler gökten inmeyecek; güzel bir toplum, güzel davranışların çoğalmasıyla inşa edilecek. Bir kişi değişecek, onun duruşu bir başkasını etkileyecek. Bir komşu diğerinin kapısını çalacak, bir selam başka bir selamı doğuracak. Derken küçük adımlarla başlayan güzellikler dalga dalga topluma yayılacak.

İslam’ın Emrettiği Ahlak, İnsanlığın Ortak Dilidir

İnancımız bize yalnızca ibadet etmeyi değil, insanlarla güzel ilişkiler kurmayı da öğretir. Komşuya iyi davranmak, ihtiyaç sahibini gözetmek, kul hakkından sakınmak, emanete sahip çıkmak, doğruluktan ayrılmamak, büyüğe saygı ve küçüğe sevgi göstermek, yardımlaşmak, israftan ve kinden uzak durmak… Bunların her biri toplum hayatının temel taşlarıdır.

Ancak burada önemli olan sadece güzel sözler söylemek değil, o ahlakı bizzat yaşamaktır. Dilimizi doğruluk için kullanıyorsak, elimizi yardım için uzatıyorsak, gücümüzü ezmek için değil korumak için sarf ediyorsak, kazancımızda başkasının hakkını gözetiyorsak ve komşumuzun huzurunu kendi huzurumuz kadar önemsiyorsak; işte o zaman inancımızın ve insanlığımızın gereğini yerine getiriyoruz demektir.

Birbirimize Yeniden İnsanca Yaklaşalım

Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimize yeniden insan olarak bakabilmektir. Karşımızdaki kişinin siyasi görüşüne, ekonomik durumuna, makamına, kıyafetine veya yaşam biçimine bakmadan önce onun da bir insan olduğunu hatırlayalım. Onun da dertleri, kırgınlıkları, ailesi, çocukları, umutları ve korkuları olabileceğini unutmayalım.

Bu nedenle birbirimize karşı biraz daha anlayışlı ve sabırlı olalım. Her tartışmayı kavgaya dönüştürmeyelim, her farklı düşünceyi düşmanlık sebebi saymayalım. Elbette yanlışın karşısında duracağız, haksızlığa itiraz edeceğiz; fakat bunu yaparken insanlığımızı zedelemeyeceğiz.

Eski Güzellikleri Yeniden İnşa Edebiliriz

Hayat değişiyor, teknoloji ilerliyor, şehirler büyüyor ve yaşam şartları başkalaşıyor. Belki eski günleri birebir geri getiremeyiz ama o günlerin ruhunu ve değerlerini bugünün şartlarına uyarlayabiliriz.

Kapısını çalmadığımız komşumuza bir telefon açabiliriz, bir yaşlının ihtiyacına koşabiliriz, cenazede veya hastalıkta dostlarımızı yalnız bırakmayabiliriz. Bir çocuğun eğitimine destek olabilir, bir insanın moralini yükseltecek içten bir söz söyleyebiliriz. Bunlar için büyük imkânlara gerek yok; bazen bir “Nasılsın?” sorusu, bazen de sadece samimiyetle dinlemek yeterlidir.

Önce Kendimizi Bulalım

Büyük toplumsal değişimler büyük sözlerle değil, bireylerin samimi davranışlarıyla başlar. “Herkes değişsin” demeden önce dönüp kendimize bakmalıyız:

  • Ben değişirsem çevremde ne değişir?

  • Ben daha anlayışlı olursam ailem bundan nasıl etkilenir?

  • Ben komşuma sahip çıkarsam mahallemde nasıl bir iklim oluşur?

  • Öfkelendiğimde susmayı başarırsam kaç kırgınlığın önüne geçebilirim?

Artık “Nerede o eski günler?” diye yakınmayı bırakıp “O eski güzellikleri bugün nasıl yaşatabiliriz?” diye sorma zamanıdır. Geçmişi geri getiremeyiz belki ama geçmişin güzel ahlakını bugünün hayatına taşıyabiliriz.

Birbirimize yeniden güvenmeyi deneyelim. Kırmadan, dökmeden, ötekileştirmeden yaşayalım. Çünkü güzel günler bir yerlerde bizi beklemiyor; güzel günler, güzel insanların güzel davranışlarıyla yeniden kuruluyor.

Aradığımız şey uzaklarda değil, içimizde bir yerlerde duruyor. Yeter ki kendimizi yeniden bulalım; yeter ki güzel ahlakı sadece konuşmayalım, yaşayalım.

İşte o zaman sitem etmek yerine gururla diyebiliriz ki:

“Güzel günleri yeniden biz kurduk.”

Mahmut ÇİÇEKDAĞI

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.