İnsan, doğası gereği kendini diğer insanlardan üstün görme hakkına sahip değildir. Hiçbir düşünce, hiçbir yaşam biçimi, hiçbir inanç ya da tercih; bir başkasını küçümsemenin gerekçesi olamaz.
Asıl doğru olan, kendimizi diğer insanlardan üstün değil farklı görmektir. Çünkü insanlar farklıdır. Farklı istekleri, farklı beğenileri, farklı düşünce biçimleri vardır. Bu farklılığı kabul ettirmek değil, hissettirmek gerekir. Bu iki kavram arasındaki fark hayati önemdedir. Kabul ettirmek bir dayatmadır; hissettirmek ise saygının kendisidir.
Bir arada yaşamanın en zor ama en gerekli şartı budur. Kendi farklılığımızı yaşarken, başkalarının da bunu fark edip bize dair kabullerini öne sürmelerine kayıtsız kalmak en tabii hakkımızdır. Ancak bu hak, nezaketle ve duyarlılıkla kullanılmadığında bir erdem olmaktan çıkar, çatışmaya dönüşür.
Kendi düşüncelerimiz ve yaşam felsefemiz, bizi başkalarından üstün kılmaz. Sadece hayata başka bir pencereden baktığımızı gösterir.
Öte yandan insan, yaşamı boyunca gizli bir büyüklenme duygusunu da içinde taşır. Var olmanın temel güdülerinden biri, bir anlamda “büyüklük iddiası”dır. Başarılı olmak için çalışmak, farklı düşünceler geliştirmek, yaptığı işle aranır olmak, toplumda değer görmek… Bunların tamamı içimizde var olan o ince kibir duygusundan beslenir.
Ancak burada kritik bir nokta vardır: ölçü.
Başarıyı besleyen bu duygu, başkalarını rahatsız edecek bir noktaya ulaştığında anlamını yitirir. Kişisel gelişimin itici gücü olan büyüklenme, kontrol edilmediğinde kibire dönüşür. İşte tam bu noktada insanın kendini sürekli denetlemesi gerekir.
Karşımızdaki insanların da benzer duygular taşıdığını, onların da var olma, değer görme ve saygı duyulma ihtiyacı içinde olduklarını unutmamalıyız. Aksi hâlde sergilenen her üstünlük gösterisi, karşı tarafta haklı olarak kibir olarak algılanacaktır.
Birlikte yaşamanın ahlakı tam da burada başlar:
Kendin ol, ama başkasını ezmeden.
Farklı ol, ama üstünlük taslamadan.
Çünkü gerçek erdem, üstün olmakta değil; eşitliğin farkını bilmektedir.
Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Yazar/Şair