Bazı bayramlar vardır…
Kalabalık geçer.
Bazıları ise…
İçimizden geçer.
Ramazan Bayramı yaklaştıkça insanın içinde garip bir sessizlik oluşur.
Bir telaş değil, bir eksiklik hissi…
Eskiden bayramlar daha gürültülüydü sanki.
Kapılar çalınır, kahkahalar yükselir, sofralar kalabalık olurdu.
Şimdi her şey yerli yerinde gibi…
Ama bir şeyler eksik.
Belki bir sandalye boş.
Belki bir ses yok artık.
Belki de en çok, birinin “Hoş geldin” deyişi…
Bayram, bazen en çok yoklukla hatırlatır kendini.
Bir fotoğrafa bakarsın,
eskiden kimlerin yanında olduğunu fark edersin.
Bir kapının önünden geçersin,
artık açılmayacağını bilerek…
İnsan bayramda daha çok hatırlar.
Bir dostu,
bir büyüğü,
bir sesi…
Ve o an anlar ki;
bayram sadece sevinç değildir.
Biraz da özlemdir.
Ama yine de bayram gelir.
Kapıyı çalar gibi değil,
kalbe dokunur gibi…
Bir mesajla değil,
bir hatırlamayla…
Belki bir telefonla,
belki bir ziyaretle,
belki sadece içten bir dua ile…
İnsan yine insan olur.
Kırgınlıklar biraz yumuşar,
mesafeler biraz kısalır.
Ve insan fark eder:
Hayat, en çok paylaştıkça anlamlıdır.
Belki bu bayram her şey eskisi gibi olmayacak.
Ama yine de…
Birini aramak,
bir gönül almak,
bir tebessüm bırakmak mümkün.
Çünkü bazı bayramlar kalabalıkla değil,
kalpte kimin eksik olduğu ile hatırlanır.
Cengiz Çetik