Eskiden bilgiye ulaşmak zordu, şimdi bilgiden kaçmak zor.
Her gün onlarca başlık, yüzlerce yorum, binlerce görüş… Ama garip bir şey var: Bu kadar sesin içinde anlayan az, dinleyen daha da az.
Toplum olarak bir “bilgi çağında” yaşadığımız söyleniyor. Oysa çoğu zaman yaşadığımız şey bilgi değil, bilgi kirliliği. Doğrusu yanlışıyla, uzmanı kulaktan dolmasıyla aynı hızda dolaşıyor. Üstelik artık bir şeyin doğru olması da yetmiyor; yüksek sesle söylenmesi gerekiyor.
Bir haberi okumadan yorumluyoruz.
Bir cümleyi bağlamından koparıp hüküm veriyoruz.
Bir fikri anlamaya çalışmadan taraf oluyoruz.
En tehlikelisi de bu:
Taraf olmak, düşünmenin yerini aldı.
Sosyal medyada herkes bir şey söylüyor ama kimse “Acaba ben yanılıyor olabilir miyim?” diye sormuyor. Çünkü sormak, durmak demek. Oysa hız çağındayız; durmak neredeyse suç.
Bu durum sadece siyasette ya da gündemde değil. Eğitimde, ailede, ilişkilerde de aynı refleks var. Dinlemek yerine cevap hazırlıyoruz. Anlamak yerine etiketliyoruz. Sabır yerine tepkiyi seçiyoruz.
Sonra da şikâyet ediyoruz:
“Kimse kimseyi anlamıyor.”
Aslında mesele çok basit ama cesaret istiyor:
Biraz yavaşlamak.
Biraz susmak.
Biraz da bilmediğimizi kabul etmek.
Çünkü her konuda fikrimiz olmak zorunda değil.
Her tartışmada kazanan taraf olmak da.
Belki de bugün en büyük ihtiyaç; daha çok konuşmak değil, daha iyi dinlemek. Daha fazla paylaşmak değil, daha çok düşünmek.
Gürültü azalırsa, belki hakikat biraz daha duyulur.
Cengiz ÇETİK- Yazar/Şair/Eğitimci