Bir Öğretmenin Not Defteri (1)
Bazen sınıfta çocuklara bakıyorum.
Yirmi çift göz…
Ama aynı bakış.
Yirmi öğrenci…
Ama aynı cevap…
Bir soru soruyorum.
Parmaklar kalkıyor.
Ama cevaplar birbirinin kopyası.
İşte o an içimden şu soru geçiyor:
Biz çocuklara gerçekten düşünmeyi mi öğretiyoruz,
yoksa sadece doğru cevabı ezberlemeyi mi?
Çünkü eğitim dediğimiz şey bazen tuhaf bir yarışa dönüşüyor.
Daha çok test çöz.
Daha çok ezber yap.
Daha yüksek not al.
Ama kimse şu soruyu sormuyor:
Bu çocuk gerçekten düşünüyor mu?
Oysa insanı insan yapan şey bilgi değildir.
Bilgisayarlar bizden daha fazla bilgiye sahip.
Ama bilgisayarlar merak etmez.
İnsan merak eder.
İnsan sorgular.
İnsan “neden?” diye sorar.
Ne yazık ki bazen sınıflarda en tehlikeli soru şu oluyor:
“Öğretmenim ama neden?”
Çünkü o soru düzeni bozar.
Ezberi bozar.
Kolay yolu bozar.
Oysa bütün ilerleme o soruyla başladı.
Bir çocuk gökyüzüne bakıp “neden?” dedi.
Bir insan yere düşen elmaya bakıp “neden?” dedi.
Bir lider bir millete bakıp “neden geri kaldık?” dedi.
Dünya böyle değişti.
Ama biz bazen çocukları sessiz, uyumlu ve itaatkâr olmaya alıştırıyoruz.
Farklı düşünmeyen,
itiraz etmeyen,
sadece verilen yolu izleyen insanlar…
Ve işte tam burada insan ürperiyor.
Çünkü robotlar fabrikalarda yapılmaz.
Robotlar bazen farkında olmadan
sınıflarda yetişir.
Oysa bir öğretmenin gerçek görevi çocuklara cevap vermek değildir.
Onlara soru bırakmaktır.
Çünkü bir çocuğun zihnine düşen tek bir “neden?”
bazen bütün bir dünyanın değişmesine yetebilir.
Bir çocuk merakını kaybederse, bir toplum geleceğini kaybeder.
Cengiz Çetik-Yazar/Şair/Eğitimci