İnsan dünyaya gözlerini açtığında onu karşılayan ilk eller, çoğu zaman anne ve babasının elleridir. Bir evlat konuşmayı bilmeden önce sevgiyi, yürümeyi öğrenmeden önce merhameti, hayatın zorluklarını tanımadan önce fedakârlığı onların davranışlarında görür. Gece uykusunu bölen, hastalandığında başında bekleyen, geleceği için yıllarını harcayan anne ve baba, bir insanın hayatındaki en büyük iki emanettir.
Elbette her aile aynı, her anne ve baba kusursuz değildir. Ancak İslam dini, aile bağlarının korunmasını, anne ve babaya iyilik edilmesini ve yaşlılık dönemlerinde yalnız bırakılmamalarını güçlü biçimde öğütler. Bu sorumluluk, yalnızca bir gelenek veya toplumsal görgü meselesi değil, aynı zamanda ahlaki ve dinî bir yükümlülüktür. Peki, bu sorumluluğun sınırları ve manevi boyutu nerede başlar, nerede biter?
Kur'an ve Sünnet Işığında Ebeveyn Hakkı
Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de kendisine kulluk edilmesini emrederken anne ve babaya iyilik edilmesini de özellikle bildirmiştir. İsra suresinin 23 ve 24. ayetlerinde, onlara “Öf!” bile denilmemesi, azarlanmamaları ve kendilerine hep güzel söz söylenmesi emredilir.
Bu ayetler, hürmetin yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamakla sınırlı olmadığını açıkça ortaya koyar. Bazen bir evladın sabırla dinlemesi, hâl hatır sorması veya yalnızlığını paylaşması, onların gönlünde açan en büyük çiçek olur.
Ancak İslam’da itaatin de bir sınırı vardır. Lokman suresinin 14 ve 15. ayetlerinde anne ve babaya iyilik emredilirken, eğer Allah'ın emirlerine aykırı bir davranışa zorlarlarsa kendilerine bu konuda itaat edilmemesi, buna rağmen dünya hayatında onlarla iyi geçinilmesi bildirilir. Yani saygı esastır; fakat itaatin dinî ve ahlaki sınırları da vardır. İslam, anne babaya hürmeti emrederken haksızlığı veya zulmü asla onaylamaz.
Anne ve Babaya İsyan Neden Büyük Sorumluluktur?
İslam ahlakında anne ve babaya karşı gelmek, onlara eziyet etmek ve haklarını gözetmemek ağır bir sorumluluk kapsamında değerlendirilir. Hadis kaynaklarında bu durum büyük günahlar arasında zikredilmiştir.
Bununla birlikte, her anlaşmazlığı veya fikir ayrılığını otomatik olarak büyük günah ya da isyan saymak doğru değildir. Hayat tercihleri, meslek, evlilik veya yaşam biçimi konusunda görüş ayrılıkları yaşanabilir. Ancak fikir ayrılığı ile saygısızlık birbirinden farklıdır. Öfkeyle söylenen ağır bir söz, küçümseyici bir tavır veya onları değersiz hissettiren davranışlar geride uzun süre kapanmayan yaralar bırakabilir.
Bir evlat, yanlış bulduğu bir isteği yerine getirmeyebilir veya “Bu davranışınız beni üzüyor” diyebilir. Önemli olan, bunu aşağılamadan, hakarete ve şiddete başvurmadan, nezaketle yapabilmektir. Hürmet, insanın kendi kişiliğini yok sayması değil; anlaşmazlıkların içinde bile insanlığını ve ahlakını koruyabilmesidir.
Ebeveynle İlişkilerde Yapılan Yaygın Yanlışlar
Anne ve babaya karşı sorumluluk, yalnızca onların sözünü dinlemekten ibaret değildir. Onlara karşı kullanılan dil, gösterilen ilgi ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında bulunmak da bu işin içindedir. Hangi davranışlar bu bağı zedeler?
-
Hakaret ve Aşağılama: Bağırmak, küfretmek veya yaşlılıklarını alay konusu yapmak.
-
İhtiyaçları Görmezden Gelmek: Maddi ya da manevi desteğe ihtiyaç duyduklarında makul bir gerekçe olmadan yalnız bırakmak.
-
Korkutmak ve Baskı Kurmak: Tehdit etmek veya kendilerini güvende hissetmelerini engellemek.
-
Güveni Kötüye Kullanmak: İyi niyetlerini suiistimal etmek ve imkânlarını haksız yere kullanmak.
-
Değersiz Hissettirmek: Onlara vakit ayırmamak ve kendilerini bir yük gibi görmelerine neden olmak.
Geçmişteki Hatalar Nasıl Telafi Edilebilir?
Geçmişte yapılan hatalar geri alınamaz; ancak bugün atılacak adımlar geleceği değiştirebilir. Anne ve babasına karşı kırıcı davrandığını düşünen bir evlat şu adımları atabilir:
-
Hatasını kabul etmeli ve durumu sürekli gerekçelendirmemekten vazgeçmelidir.
-
Samimiyetle özür dilemeli, "Sizi kırdım, bunun için üzgünüm" diyebilmelidir.
-
Davranışlarını değiştirmeli, saygıyı zaman içinde sürdürülen tutumlarla göstermelidir.
-
Maddi desteğin yanı sıra yalnızlık ve manevi ihtiyaçlarına da duyarlı olmalıdır.
-
Onlar için dua etmeli; vefat etmişlerse adlarına hayır yaparak bu bağı sürdürmelidir.
Sonuç: Kıymetleri Hayattayken Bilinmeli
İnsan hayatın telaşı içinde pek çok şeyi erteleyebilir. Ancak anne ve babanın yaşı ilerledikçe zamanın değeri çok daha iyi anlaşılır. Bir gün insanın arayabileceği bir telefon numarası veya sesini duyabileceği bir anne ya da baba kalmayabilir.
Unutulmamalıdır ki anne ve babaya iyilik, onların her isteğini sorgusuz yerine getirmek değil; meşru haklarını gözetmek, onlara merhametle yaklaşmak ve kendi sorumluluklarımızı adaletle yerine getirmektir. Sevgi, yalnızca kalpte taşınan bir duygu değil; sözle, davranışla, sabırla ve vefayla gösterilen somut bir sorumluluktur.
Güzel ahlakın en önemli ölçüsü, insanın kendisine en yakın olanlara nasıl davrandığıdır. Anne ve babasına iyilik eden merhameti büyütür; onları incitmekten sakınan ise hem aile huzuruna hem de kendi manevi olgunluğuna en büyük katkıyı sunmuş olur.
Mahmut Çiçekdağı