Antalya Otogarı’nda ve Kaleiçi’nde engelli vatandaşların tuvalet çilesi: Kapıda tabela var, peki hizmet nerede?
Bir toplumun medeniyet seviyesini anlamak için yalnızca yollarına, binalarına, alışveriş merkezlerine ya da turistik mekânlarına bakmak yeterli değildir. O toplumun en çok zorlanan insanlara nasıl davrandığına, onların ihtiyaçlarını ne kadar dikkate aldığına bakmak gerekir. Çünkü gerçek medeniyet, herkesin hayatını kolaylaştırabilmekte; kimseyi temel bir ihtiyacını karşılamak için başkasının insafına bırakmamaktadır.
Bugün Antalya’dan önemli bir soruyu gündeme taşımak istiyorum. Antalya Otogarı’nda engelli vatandaşların kullanımına ayrıldığı belirtilen tuvaletlerin kilitli tutulduğu, hatta bazı bölümlere malzeme konulduğu yönünde şikâyetler dile getiriliyor. Benzer sorunların Kaleiçi’nde bulunan engelli tuvaletlerinde de yaşandığı ifade ediliyor.
Bu iddiaların yetkililer tarafından araştırılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor. Çünkü konu yalnızca bir tuvaletin kapısını açmak ya da kapatmak değildir. Konu; insan onuru, eşitlik, erişilebilirlik ve engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkıdır.
İlk sorumuz şu: Madem kullanılamayacak, kapıya neden “Engelli WC” yazılıyor?
Bir kapının üzerine “Engelli WC” tabelası asılmışsa o kapı, engelli vatandaşlara ayrılmış bir hizmet alanını gösteriyor demektir. O tabelayı gören bir vatandaş, ihtiyacı olduğunda oraya ulaşabileceğini düşünür. Ancak kapıya geldiğinde kilitle karşılaşıyorsa, içeride temizlik malzemeleri ya da başka eşyalar bulunduğu söyleniyorsa, işte o zaman ortada ciddi bir hizmet sorunu var demektir.
Tabela orada duruyor, ama hizmet yoksa bunun açıklaması nedir?
Engelli vatandaşlarımıza ayrılan alanlar depo olarak mı kullanılıyor? Temizlik gerekçesiyle kapalı tutuluyorsa alternatif bir tuvalet sunuluyor mu? Anahtar bir görevlinin cebindeyse o görevliye günün her saatinde ulaşmak mümkün mü?
Bunlar cevap bekleyen sorulardır.
Elbette tuvaletlerin temiz tutulması, bakımının yapılması ve kötüye kullanımın önlenmesi gerekir. Ancak temizlik ve bakım hizmetleri, bir alanın sürekli kullanılamaz durumda kalmasına gerekçe oluşturmamalıdır. Bir tuvalet kapalı tutulacaksa gerekli düzenleme yapılmalı, engelli vatandaşın temel ihtiyacını karşılayabileceği erişilebilir bir alternatif sağlanmalıdır.
Unutmayalım: Bir tabelayı asmak kolaydır. O tabelanın ifade ettiği hizmeti gerçekten sunmak ise sorumluluk ister.
Engelli olmak zaten yeterince zor; bir de kapı kapı dolaştırmayın!
Engelli bireyler günlük yaşamda pek çok engelle karşılaşabiliyor. Kaldırımlar, rampalar, toplu taşıma araçları, dar geçişler, asansörler ve erişilebilir olmayan kamu alanları… Liste uzayıp gidiyor.
Bir de bunların üzerine tuvalet sorunu eklendiğinde, sıradan bir yolculuk bile insanı kaygıya sürükleyebilir.
Sağlıklı bir insan için birkaç dakika içinde çözülebilecek bir ihtiyaç, engelli bir vatandaş için ciddi bir soruna dönüşebilir. Özellikle uzun yola çıkan, otobüsten yeni inen, yanında refakatçisi bulunan ya da hareket kabiliyeti sınırlı olan bir insanı düşünelim.
Otogara geliyor. Tuvalete ihtiyacı var. Engelli tuvaletinin kapısına yöneliyor. Kapı kilitli!
Görevli aranıyor. Anahtar soruluyor. Bir süre bekleniyor. Belki görevli bulunuyor, belki bulunamıyor. Vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı kim hesaplıyor?
İnsanların temel ihtiyaçları mesai saatine, görevlinin müsait olmasına veya anahtarın nerede bulunduğuna bağlı olmamalıdır.
Engelli vatandaş, tuvalet kullanabilmek için önce birinden izin almak zorunda bırakılmamalıdır.
Elbette güvenlik ve işletme düzeni için belirli uygulamalar olabilir. Fakat bu uygulamalar, hizmete erişimi zorlaştırmak yerine kolaylaştırmalıdır. Bir anahtar sistemi kullanılıyorsa görevli erişilebilir olmalı, iletişim bilgisi açıkça belirtilmeli ve bekleme yaşanmaması için düzenleme yapılmalıdır.
Antalya Otogarı yalnızca bir ulaşım noktası değildir
Antalya, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Her yıl farklı şehirlerden, farklı ülkelerden milyonlarca insanın ziyaret ettiği bir kenttir. Otogar ise bu şehre gelenlerin ilk karşılaştığı yerlerden biridir.
Bir turistin, yaşlı bir vatandaşın, çocuklu bir ailenin ya da engelli bir yolcunun otogarda yaşadığı deneyim, kentin insanlara nasıl hizmet sunduğu konusunda önemli bir izlenim oluşturur.
Peki, Antalya Otogarı’nda engelli tuvaletleriyle ilgili dile getirilen şikâyetler doğruysa, bunun sorumluluğunu kim üstlenecek?
İşletme yönetimi mi? Temizlik hizmetlerinden sorumlu birim mi? Denetim yapan yetkililer mi?
Burada amaç birilerini peşinen suçlamak değildir. Amaç, sorunun kaynağını tespit etmek ve çözümünü sağlamaktır.
Yetkililerden beklentimiz açıktır: Engelli tuvaletlerinin hangi saatlerde hizmet verdiği, neden kilitli tutulduğu iddiasının doğru olup olmadığı ve bu alanlarda malzeme bulundurulup bulundurulmadığı incelensin. Eksiklik varsa giderilsin. Vatandaşın kullanması gereken alan, amacına uygun hâle getirilsin.
Çünkü kamuya açık bir yerde hizmet sunuluyorsa, o hizmetin kâğıt üzerinde var olması yeterli değildir. Vatandaş ihtiyaç duyduğu anda o hizmetten yararlanabilmelidir.
Şimdi de Kaleiçi’ne bakalım: Turizm var, peki erişilebilirlik var mı?
Antalya’nın tarihî ve kültürel değerlerinden biri olan Kaleiçi, yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktalarındandır. Dar sokakları, tarihî yapıları, restoranları ve turistik işletmeleriyle kentin önemli merkezlerinden biridir.
Ancak bir turizm bölgesini yalnızca güzelliğiyle değerlendiremeyiz. Oranın herkes için ne kadar erişilebilir olduğunu da sorgulamak zorundayız.
Kaleiçi’ndeki engelli tuvaletlerinin kilitli olduğu yönünde de şikâyetler dile getiriliyor. Bazı durumlarda tuvaletlerin çok kirlendiği, temizlik ve bakım için yeterli kaynak bulunmadığının söylendiği veya ihtiyaç hâlinde görevliye başvurulması gerektiğinin ifade edildiği aktarılıyor.
Bu iddiaların her birinin ayrı ayrı araştırılması gerekir.
Eğer tuvaletler kirleniyorsa çözüm onları ihtiyaç sahiplerine kapatmak mıdır, yoksa düzenli temizlik ve denetim sağlamak mıdır?
Eğer bakım için bütçe yetersizse çözüm, engelli vatandaşın hizmete erişimini sınırlamak mıdır, yoksa gerekli kaynağı oluşturmak mıdır?
Eğer tuvaletin açılması için görevliye haber verilmesi gerekiyorsa, görevliye nasıl ulaşılacağı açıkça gösteriliyor mu? Vatandaş uzun süre beklemek zorunda kalıyor mu? Görevli bulunmadığında ne oluyor?
Bu soruların cevapları önemlidir.
Çünkü turizm, yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçülmez. Bir şehrin misafirlerine ve kendi vatandaşlarına sunduğu hizmetin niteliği de önemlidir. Erişilebilirlik, turizm anlayışının ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
“Çok kirleniyor” demek çözüm değil, sorumluluğu hatırlatan bir uyarıdır
Bir tuvaletin kirlenmesi elbette mümkündür. İnsanların yoğun kullandığı alanlarda temizlik ihtiyacı daha da artar. Fakat bir alanın kirlenme ihtimali, o alanın asıl kullanıcılarının hizmetten mahrum bırakılmasını haklı çıkarmaz.
Nasıl ki diğer tuvaletler düzenli olarak temizleniyorsa engelli tuvaletleri de aynı ciddiyetle temizlenmelidir.
Hatta engelli bireylerin kullandığı alanlarda temizlik, bakım ve güvenlik daha fazla önem taşır. Tutunma barlarının sağlam olması, zeminin kaygan olmaması, kapının rahat açılması ve içerideki donanımın çalışır durumda bulunması gerekir.
Temizlik personeli yetersizse bu durumun işletme ve yönetim düzeyinde çözülmesi gerekir. Kaynak eksikliği varsa planlama yapılmalıdır. Kötüye kullanım yaşanıyorsa gerekli denetim sağlanmalıdır.
Ancak hiçbir gerekçe, engelli vatandaşın temel ihtiyacını görünmez hâle getirmemelidir.
Bir kapıyı kilitlemek sorunu ortadan kaldırmaz. Sorun, yalnızca kapının arkasında beklemeye devam eder.
“Zor durumda iseniz açalım” demek yeterli mi?
Şikâyetlerde aktarılan ifadelerden biri de şu: “Zor durumda iseniz açalım.”
Peki, bir insanın tuvalete gitme ihtiyacının ne kadar acil olduğunu kimin belirlemesi gerekiyor?
Vatandaşın yüzündeki ifadeye mi bakılacak? Durumunu anlatması mı beklenecek? İhtiyacının ne kadar acil olduğunu ispatlaması mı gerekecek?
İnsan onuru açısından asıl mesele burada başlıyor.
Tuvalete ihtiyacı olan bir insanın, ihtiyacını başkalarına açıklamak veya kendisini zor durumda göstermek zorunda kalması kabul edilebilir bir hizmet anlayışı değildir. Hele ki bu durum engelli bireyler açısından tekrar tekrar yaşanıyorsa, uygulamanın yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Engelli bireylerin ihtiyacı bir ayrıcalık değildir. Erişilebilir tuvalet, lütuf olarak sunulan bir hizmet değil, kamusal yaşamın erişilebilir olması için gereken temel düzenlemelerden biridir.
Bir insanın engelli olması, onun mahremiyetinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Yardım istemesi gerektiğinde yardım alabilmeli; ancak sırf tuvalete girebilmek için kendisini açıklamak, beklemek ve başkalarının insafına kalmak zorunda olmamalıdır.
Erişilebilirlik, ihtiyaç sahibinin kapıda beklemesi değil, kapının ihtiyaç sahibine açık olmasıdır.
Bir tuvaletin kapısı, toplumsal anlayışımızı da gösterir
Bazen büyük sorunları konuşurken küçük gibi görünen meseleleri gözden kaçırırız. Oysa günlük yaşamın gerçekleri tam da bu ayrıntılarda saklıdır.
Bir rampa yapılmış ama önü kapatılmışsa, o rampa ne işe yarar?
Bir asansör var ama sürekli çalışmıyorsa, erişilebilirlikten söz edebilir miyiz?
Bir engelli tuvaleti var ama kapısı kilitliyse, hizmet tamamlanmış sayılır mı?
Bir tabela var ama gösterdiği alan kullanılamıyorsa, o tabelanın anlamı kalır mı?
Bu sorular yalnızca Antalya’ya değil, bütün Türkiye’ye yöneltilmelidir.
Engelli bireyler toplumdan ayrı bir yerde yaşamıyor. Aynı otobüslere biniyor, aynı caddelerde yürüyor, aynı otogarlardan geçiyor, aynı tarihî mekânları ziyaret ediyorlar. Dolayısıyla şehirlerimizi ve kamusal alanlarımızı planlarken onları sonradan hatırlamak yerine en başından hesaba katmalıyız.
Bir şehir, yalnızca engelsiz insanların rahatça dolaşabildiği bir yer olmamalıdır. Herkesin mümkün olduğunca bağımsız hareket edebildiği, ihtiyaçlarını güvenli ve onurlu biçimde karşılayabildiği bir yaşam alanı olmalıdır.
Yetkililere açık çağrımızdır
Antalya Otogarı ve Kaleiçi’nde engelli tuvaletleriyle ilgili dile getirilen şikâyetlerin ilgili kurumlar tarafından incelenmesini istiyoruz.
Antalya Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilgili işletme ve denetim birimleri şu konularda gerekli adımları atmalıdır:
Engelli tuvaletlerinin kilitli tutulduğu yönündeki iddialar araştırılmalıdır.
Bu alanlarda temizlik malzemesi veya başka eşyalar bulundurulup bulundurulmadığı kontrol edilmelidir.
Tuvaletlerin düzenli temizliği ve bakımının yapılması için etkili bir plan uygulanmalıdır.
Kilit veya anahtar sistemi varsa ihtiyaç anında gecikmeden erişim sağlanmalıdır.
Kullanılamayan tuvaletler için erişilebilir ve uygun bir alternatif sunulmalıdır.
Engelli vatandaşların şikâyetlerini kolayca iletebileceği iletişim kanalları görünür olmalıdır.
Denetimlerin sonuçları ve varsa alınan önlemler kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Bu çağrı bir suçlama değil, çözüm talebidir. İddialar araştırılmalı, işletmelerin ve yetkililerin açıklamaları dinlenmeli, varsa eksiklikler giderilmelidir.
Unutmayalım ki erişilebilirlik yalnızca mimari bir düzenleme değildir. Aynı zamanda hizmet anlayışıdır, insan haklarına saygıdır ve toplumsal sorumluluktur.
Son söz: Kapıları kapatmayın, çözüm yollarını açın!
Antalya Otogarı’nda yolculuk telaşıyla tuvalet arayan bir engelli vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı düşünelim. Kaleiçi’nde gezmeye çıkan, tarihî sokakları görmek isteyen bir vatandaşın aynı sorunla karşılaştığını düşünelim.
Bu insanlar yalnızca kendilerine ayrılmış bir alanın kapısını açmak istiyor. Kimseye ayrıcalık talep etmiyorlar. İstedikleri şey, herkes gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek.
Öyleyse soralım: Engelli tuvaletleri neden kilitli tutuluyor? Temizlik ve bakım eksikliği varsa neden kalıcı çözüm üretilmiyor? Bir vatandaşın ihtiyacını karşılayabilmesi neden görevliye ulaşmasına veya durumunu açıklamasına bağlı olsun?
Bu soruların cevabını bekliyoruz.
Antalya gibi büyük ve turistik bir kentte erişilebilirlik, yalnızca tabelalarda kalmamalıdır. Otogarda da Kaleiçi’nde de başka bir kamusal alanda da engelli vatandaşlar kendilerini ikinci planda hissetmemelidir.
Bir kapının ardında yalnızca tuvalet yoktur; bazen bir insanın mahremiyeti, özgürlüğü ve onuru vardır.
Engelli tuvaletleri depo değildir. Erişilebilirlik bir lütuf değildir. İnsanların temel ihtiyaçları ise ertelenebilecek bir mesele hiç değildir.
Yetkililere çağrımız nettir: Gelin, bu şikâyetleri araştırın. Kapıları ihtiyaç sahiplerine açık tutun. Temizliği, bakımı ve denetimi sağlayın. Antalya’da herkesin insan onuruna yakışır biçimde hizmet alabildiği bir kent anlayışını birlikte güçlendirelim.
Çünkü gerçek medeniyet, kapıya tabela asmakla değil, o kapının arkasındaki hizmeti herkes için erişilebilir kılmakla başlar.
Mahmut ÇİÇEKDAĞI