Toplum olarak kendimize dürüst bir soru sormanın zamanı gelmedi mi?
Konuşmayı bilmiyoruz.
Dinlemeyi bilmiyoruz.
Tartışmayı bilmiyoruz.
Söz vermeyi, fikir üretmeyi, ahlakı ve birlikte yaşamayı da çoğu zaman beceremiyoruz.
Üstelik bunu kabul etmek yerine, hayatı birbirimize kolaylaştırmak yerine adeta zorlaştırmayı seçiyoruz.
Kendimizi ve Başkalarını Kalıplara Hapsediyoruz
Siyasi, sosyal, ekonomik ya da kültürel fark etmiyor…
Her alanda insanları kategorilere ayırıyor, etiketliyor ve dar kalıplara sıkıştırıyoruz.
Daha kötüsü, bunu çocuklarımıza da öğretiyoruz.
Bir çocuk arkadaş edinmek istediğinde,
“Onlar bizim gibi değil” diyerek onun zihnine ilk ayrım tohumunu ekiyoruz.
İşte tam da burada başlıyor kopuş.
Çocuk, daha yolun başında “öteki” kavramını öğreniyor.
Ailede Başlayan Sorun, Topluma Yayılıyor
Aileler olarak farkında olmadan büyük bir hata yapıyoruz.
Kendi yaşam tarzımızı mutlak doğru kabul ediyor,
çocuklarımızı da bu dar çerçevenin içine sıkıştırıyoruz.
Lüks yaşam, gösteriş, “daha fazlasına sahip olma” hırsı…
Bunları başarı zannediyoruz.
Ama aslında kaybettiğimiz şey çok daha büyük:
Sabır
Hoşgörü
Tevazu
Tahammül
Sosyal Medya: Görünen ve Gerçek Arasındaki Uçurum
Bugün aileler, sosyal medyada farklı görünmek için adeta başka kimliklere bürünüyor.
Ama bir şeyi gözden kaçırıyorlar:
O ekranın diğer tarafında çocukları var.
Onlar izliyor.
Onlar taklit ediyor.
Ve farkında olmadan bağımlı hale geliyorlar.
Sonuç?
Tüketen ama üretmeyen bir nesil…
Asıl Kırılma Noktası
Bugün geldiğimiz noktada iki büyük eksiklik dikkat çekiyor:
Okuma alışkanlığının kaybolması
Değerlerin hayatın dışına itilmesi
İnsan okumazsa düşünmez.
Düşünmeyen insan ise kolay yönlendirilir.
Bu da yeni neslin, kendi kimliğini inşa etmek yerine hazır kalıpların içinde yaşamasına neden olur.
Çözüm Nerede?
Çözüm çok uzak değil.
Ama zor.
Çünkü önce kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.
Çocuklara öğüt vermeden önce örnek olmak
Tüketim yerine değer üretmek
Ayrıştırmak yerine anlamaya çalışmak
Ve en önemlisi:
İnsanı yeniden merkeze almak.
Son Söz
Toplum dediğimiz şey başkaları değil.
Biziz.
Eğer bir şeyler yanlış gidiyorsa,
önce aynaya bakmayı öğrenmeliyiz.
Çünkü değişim, her zaman orada başlar.
Mahmut Çiçekdağı