Harman yerindeydik, iki üç aile...
Biz Mehmet dedemin çemenindeydik. Babam kırmızı traktörü kullanıyordu; bir ileri bir geri gitmek zorundaydı ki tanesi ezilsin, samanı ayrılsın. 5-6 yaşlarındaydım. Babamın sol tarafında duruyordum, sağ tarafında da Meral vardı. Traktörümüz yoktu; heves edip babama yalvardık, "Ne olur biz de binelim," diye. Kıramadı, "Tamam guzum," dedi, traktörü çalıştırdı. O traktörler çalışırken ileri geri sarsardı. O anda yere düştüm, büyük tekerleğin altına sıkıştım. Uğraşıyorum ama çıkmak mümkün değil. Babama seslendim, "Baba!" dedim, duymadı; başı arka tarafa bakıyordu. Bir daha seslendim, güç bela; gene duymadı. "Tamam," dedim, "duymayacak ve ben öleceğim, yapacak bir şey yok." Yemin ederim o an ölümü kabullendim, yapacak bir şeyim de yoktu. "Tamam," deyip ağlamaklı bir korkuyla gözlerimi kapatırken, tam o sıra Mehmet dedemle göz göze geldik. Elini kaldırdı: "Dur Alii, çocuk var tekerin altında!"... Son duyduğum sesti, korkudan olsa gerek bayılmışım.
Bir ses duyuyorum, insan sesi değil gibi. Harıl harıl bir nefes var ve öyle bir ses daha var ki hep aynı ritimde, idrak edemiyorum bir türlü. "Dökün suyu, dökün!" dediler, duydum. Sonra "Yaşıyor, yaşıyor!" dedi biri. Gözümü açtım ki babam kucaklamış beni, su bidonuna koşuyormuşuz. Anlamsız gelen o sesler; babamın nefes nefese kalan sesi soluğu ve atan kalbiymiş meğer. Sarıldı babam; titreyen sesiyle, gözleri ıslak "guzuum" dedi. Öyle çok korkmuştu ki... Nasıl tarif edeyim bilmem ama öyle mutluydum ki o an; babam benim için korkmuştu ve ben hayatımda o güzel seslerden başka güzel ses duymamıştım. Çocuklar evde yemek yapan anneme koşup haber vermişler. Bir ay kadar topalladım ama babamın o güzel sesi kulağımda, yüreğimde kaldı...
Altı yıl önce Babalar Günü'nü kapatmıştık, bu yıl niyeyse depreşti. Canım babam, "Keşke babam hayatta olsaydı," demediğim bir gün dahi geçirmedim. Boşluğunun dolmayacağını iliklerime kadar anladım. Anladım ki kimse sen değil... Sen duymuyorsun belki ama sanki iç sesin içimde. Her şeyi "Babam olsa nasıl çözerdi, babam olsaydı ne derdi, ne yapardı?" mantığıyla çözüyorum. Lügatımda babamlı yılların anlamı dünyaya bedel; sen gittin ama hâlâ öğretmeye devam ediyorsun. O sesi duyacağım günleri hasretle beklerim.
Kızın sana hep muhtaç...