Her yıl 19 Mayıs geldiğinde, yıllar önce sahnesinde yer aldığım Çanakkale tiyatrosunun bazı sahneleri yeniden gözümde canlanır.
Cepheye giden gençlerin yüzleri…
Geride bırakılan anneler…
Ve vatan için gözünü kırpmadan yürüyen insanların sessiz kararlılığı…
Sahnedeydik belki.
Ama o sözleri söylerken insan sadece rol yapmıyor.
Bir milletin hafızasına dokunuyordu.
İşte bu yüzden Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı benim için sadece bir bayram değildir.
Bir milletin yeniden ayağa kalktığı sabahın adıdır.
1919’un karanlığını bugün tam anlamıyla hissetmek kolay değil.
Yorgun bir halk…
İşgal altındaki şehirler…
Umudunu kaybetmeye başlayan insanlar…
Ve tam o günlerde, Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a doğru yola çıkıyor.
Bazen düşünürüm…
Bir insanın taşıdığı inanç, bir milletin kaderini değiştirebilir mi?
Tarih bize bunun cevabını çoktan vermiştir.
Çünkü bazı insanlar sadece yaşadıkları dönemi değil,
geleceği de değiştirir.
19 Mayıs işte bu iradenin ilk adımıdır.
Bir öğretmen olarak yıllardır öğrencilerin gözlerine bakıyorum.
Her neslin umutları değişiyor belki…
Ama gençliğin içindeki o arayış hiç değişmiyor.
Bugünün gençleri zor bir çağın içinde büyüyor.
Hızın, gürültünün, belirsizliğin içinde…
Ama yine de gençliğe bakınca insan şunu hissediyor:
Bu ülkenin umudu hâlâ diri.
Çünkü gençlik sadece yaş değildir.
Gençlik;
yeniden başlayabilme cesaretidir.
Karanlığa rağmen yürüyebilmektir.
Umudu kaybetmemektir.
Belki de Atatürk’ün bu günü gençlere armağan etmesinin en büyük nedeni buydu.
Çünkü bir ülkenin geleceği, gençlerinin taşıdığı inanç kadar güçlüdür.
Bugün 19 Mayıs’a bakarken sadece geçmişi hatırlamamalıyız.
O ruhu anlamalıyız.
Çünkü bağımsızlık yalnızca savaş meydanlarında kazanılmaz.
Bazen bir sınıfta,
bazen bir kitapta,
bazen düşünmekten korkmayan bir gençte yeniden büyür.
Ve insan her 19 Mayıs’ta şunu daha iyi anlıyor:
Bir milletin gerçek gücü,
gençlerinin gözlerinde sönmeyen umutla ölçülür.
Cengiz Çetik