Kemal YAZAR
Köşe Yazarı
Kemal YAZAR
 

DİYARBAKIRLI ZAZA’NIN DOSTLUĞU

Bugünkü yazımı biraz bencillik edip, çok sevdiğim ve değer verdiğim bir dostum için yazacağım. Yazımız: Diyarbakırlı Zaza’nın Dostluğu… Gerçek, samimi ve sıcacık bir dostunuz muhakkak olmuştur. Ben de bu konuda kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. Çünkü benim de böyle bir dostum oldu. Kim mi? Adı: Ahmet Elhakan. Diyarbakırlı, Zaza… Ama her şeyden önce gönlü güzel, samimi, sıcak ve gerçek bir dost. Ahmet Bey’le dostluğumuzda zaman zaman araya mesafeler girse de hiç kopmadık. Bazen uzun süre görüşemedik, bazen de kısa aralıklarla sık sık bir araya geldik. Ama mesafeler ne kadar uzarsa uzasın, birbirimizin halini hatırını sormayı hiç bırakmadık. Onu tanıdığım ilk günü hâlâ dün gibi hatırlıyorum. Bir evin pazarlaması vesilesiyle tamamen tesadüfen tanıştık. Üstelik bu pazarlamanın sonunda ikimiz de neredeyse dolandırılıyorduk. Neyse, o ayrı bir konu… Daha ilk sohbetimizde Ahmet Bey’deki samimiyeti, sıcaklığı, enerjiyi ve insanı kendine yakın hissettiren o güzel tavrı fark ettim. Kendisine, “Bir gün ofise gel, bir kahvemizi içelim.” dedim. Sağ olsun, davetimi kırmadı ve geldi. O gün bir kahve içtik. Hani derler ya: “Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Ben o kırk yıllık hatırın ne demek olduğunu Ahmet Bey’le yaşadım. Memleketini sordum. “Diyarbakırlıyım, Zazayım.” dedi. Sonra sohbet koyulaştı. Geçmişinden, hayatından ve yaptığı işlerden bahsetti. Siyasetle ilgilenmiş, ticaret yapmış, farklı alanlarda kendisini denemişti. Çalışkan, mücadeleci, cesur, özgüveni yüksek ve en önemlisi, kafasına koyduğu bir işin peşini bırakmayan bir insandı. O dönemde Akdeniz Üniversitesi'nde ve bir çarşıda yöneticilik yaptığını, aynı zamanda orada işletmecilikle ilgilendiğini anlattı. Biz de zaman zaman ziyaretine gittik. Sohbet ettik, güldük, hayatı konuştuk. Derken tanışıklık dostluğa, dostluk da gönül kardeşliğine dönüştü. Sonra o işi bıraktı, başka ticari işlere yöneldi. Bir ara Ankara’ya gitti. Bir gün bana bir mesaj geldi. Mesajın altında, tanınmış bir siyasi partinin genel başkan yardımcısı olarak adı yazıyordu. Şaşırdım mı? Hem de nasıl! Ama Ahmet Bey işte böyle bir adamdı. Nerede, ne zaman, hangi işe başlayacağını bazen kendisinin bile şaşıracağı kadar sürprizlerle doluydu. Ticarete atıldı, farklı işler yaptı, bir firma kurdu. Yeni projelerin peşinden koştu. Kısacası hayatında hiçbir zaman, “Ben artık tamamım.” deyip yerinde duran biri olmadı. Bugün yine sevgili dostumdan bir hal hatır mesajı geldi. Mesajın altında bu kez: “Ahmet Elhakan İnsan Değerleri ve Barış Platformu Yönetim Kurulu Başkanı” yazıyordu. Bu kez şaşırdım mı? Evet, şaşırdım. Ama artık şaşırırken gülümsüyordum. Çünkü biliyorum ki Ahmet Bey’in hayatında, “Buradan sonra ne yapacak?” sorusunun cevabı hiçbir zaman kolay bulunmaz. O, her zaman yeni bir yol arayan, mücadele etmekten çekinmeyen, kendisine güvenen ve başladığı işi başarmak için elinden geleni yapan bir insan oldu. Sevgili Ahmet Bey kardeşim… Allah bundan sonraki yolunu da açık etsin. Başarılarını daim kılsın. Seni ailene, çocuklarına ve seni seven bütün dostlarına bağışlasın. Senin gibi samimi, güvenilir ve yüreği güzel bir dosta sahip olduğum için kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. İnanıyorum ki seni daha birçok farklı yerde göreceğim. Hatta bir gün seni Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili olarak görürsem hiç şaşırmam. Oradan grup başkanlığına, başka görevlere derken çok daha farklı yerlerde görürsem yine şaşırmam. Çünkü seni tanıyorum. Senin sürprizlerin bitmez! Belki de yıllar sonra bu yazıyı tekrar okuyup, “Kemal Bey bunu da nereden bildi?” diyeceğiz. Ama ne olursa olsun; makamlar, mevkiler, şehirler ve mesafeler değişse bile benim için değişmeyecek bir şey var: Dostluğumuz. İyi ki varsın sevgili Ahmet Elhakan. İyi ki yollarımız o gün, bir evin pazarlaması vesilesiyle kesişmiş. İyi ki o kahveyi içmişiz. İyi ki o kırk yıllık kahvenin hatırı, yıllara yayılan gerçek bir dostluğa dönüşmüş. Seni seviyorum güzel kardeşim. Senin gibi değerli, samimi ve güvenilir bir insanı dostum olarak görmekten büyük gurur duyuyorum. Allah yolunu daima açık etsin. Gönlündeki güzellikleri karşına çıkarsın. Ailene, sevdiklerine ve dostlarına bağışlasın. Dostluğumuzun daha nice yıllar, mesafelerden ve zamandan bağımsız, aynı samimiyetle devam edeceğine yürekten inanıyorum. İyi ki varsın sevgili dostum, sevgili kardeşim Ahmet Elhakan. Sevgilerimle, saygılarımla… Kemal Yazar
Ekleme Tarihi: 27 Eylül 2026 -Pazar

DİYARBAKIRLI ZAZA’NIN DOSTLUĞU

Bugünkü yazımı biraz bencillik edip, çok sevdiğim ve değer verdiğim bir dostum için yazacağım.

Yazımız: Diyarbakırlı Zaza’nın Dostluğu…

Gerçek, samimi ve sıcacık bir dostunuz muhakkak olmuştur. Ben de bu konuda kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. Çünkü benim de böyle bir dostum oldu.

Kim mi?

Adı: Ahmet Elhakan.

Diyarbakırlı, Zaza…

Ama her şeyden önce gönlü güzel, samimi, sıcak ve gerçek bir dost.

Ahmet Bey’le dostluğumuzda zaman zaman araya mesafeler girse de hiç kopmadık. Bazen uzun süre görüşemedik, bazen de kısa aralıklarla sık sık bir araya geldik. Ama mesafeler ne kadar uzarsa uzasın, birbirimizin halini hatırını sormayı hiç bırakmadık.

Onu tanıdığım ilk günü hâlâ dün gibi hatırlıyorum.

Bir evin pazarlaması vesilesiyle tamamen tesadüfen tanıştık. Üstelik bu pazarlamanın sonunda ikimiz de neredeyse dolandırılıyorduk.

Neyse, o ayrı bir konu…

Daha ilk sohbetimizde Ahmet Bey’deki samimiyeti, sıcaklığı, enerjiyi ve insanı kendine yakın hissettiren o güzel tavrı fark ettim. Kendisine, “Bir gün ofise gel, bir kahvemizi içelim.” dedim. Sağ olsun, davetimi kırmadı ve geldi.

O gün bir kahve içtik.

Hani derler ya:

“Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.”

Ben o kırk yıllık hatırın ne demek olduğunu Ahmet Bey’le yaşadım.

Memleketini sordum.

“Diyarbakırlıyım, Zazayım.” dedi.

Sonra sohbet koyulaştı. Geçmişinden, hayatından ve yaptığı işlerden bahsetti. Siyasetle ilgilenmiş, ticaret yapmış, farklı alanlarda kendisini denemişti.

Çalışkan, mücadeleci, cesur, özgüveni yüksek ve en önemlisi, kafasına koyduğu bir işin peşini bırakmayan bir insandı.

O dönemde Akdeniz Üniversitesi'nde ve bir çarşıda yöneticilik yaptığını, aynı zamanda orada işletmecilikle ilgilendiğini anlattı.

Biz de zaman zaman ziyaretine gittik. Sohbet ettik, güldük, hayatı konuştuk. Derken tanışıklık dostluğa, dostluk da gönül kardeşliğine dönüştü.

Sonra o işi bıraktı, başka ticari işlere yöneldi.

Bir ara Ankara’ya gitti.

Bir gün bana bir mesaj geldi. Mesajın altında, tanınmış bir siyasi partinin genel başkan yardımcısı olarak adı yazıyordu.

Şaşırdım mı?

Hem de nasıl!

Ama Ahmet Bey işte böyle bir adamdı.

Nerede, ne zaman, hangi işe başlayacağını bazen kendisinin bile şaşıracağı kadar sürprizlerle doluydu.

Ticarete atıldı, farklı işler yaptı, bir firma kurdu. Yeni projelerin peşinden koştu.

Kısacası hayatında hiçbir zaman, “Ben artık tamamım.” deyip yerinde duran biri olmadı.

Bugün yine sevgili dostumdan bir hal hatır mesajı geldi.

Mesajın altında bu kez:

“Ahmet Elhakan

İnsan Değerleri ve Barış Platformu Yönetim Kurulu Başkanı”

yazıyordu.

Bu kez şaşırdım mı?

Evet, şaşırdım.

Ama artık şaşırırken gülümsüyordum.

Çünkü biliyorum ki Ahmet Bey’in hayatında, “Buradan sonra ne yapacak?” sorusunun cevabı hiçbir zaman kolay bulunmaz.

O, her zaman yeni bir yol arayan, mücadele etmekten çekinmeyen, kendisine güvenen ve başladığı işi başarmak için elinden geleni yapan bir insan oldu.

Sevgili Ahmet Bey kardeşim…

Allah bundan sonraki yolunu da açık etsin. Başarılarını daim kılsın. Seni ailene, çocuklarına ve seni seven bütün dostlarına bağışlasın.

Senin gibi samimi, güvenilir ve yüreği güzel bir dosta sahip olduğum için kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.

İnanıyorum ki seni daha birçok farklı yerde göreceğim.

Hatta bir gün seni Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili olarak görürsem hiç şaşırmam. Oradan grup başkanlığına, başka görevlere derken çok daha farklı yerlerde görürsem yine şaşırmam.

Çünkü seni tanıyorum.

Senin sürprizlerin bitmez!

Belki de yıllar sonra bu yazıyı tekrar okuyup,

“Kemal Bey bunu da nereden bildi?” diyeceğiz.

Ama ne olursa olsun; makamlar, mevkiler, şehirler ve mesafeler değişse bile benim için değişmeyecek bir şey var:

Dostluğumuz.

İyi ki varsın sevgili Ahmet Elhakan.

İyi ki yollarımız o gün, bir evin pazarlaması vesilesiyle kesişmiş.

İyi ki o kahveyi içmişiz.

İyi ki o kırk yıllık kahvenin hatırı, yıllara yayılan gerçek bir dostluğa dönüşmüş.

Seni seviyorum güzel kardeşim.

Senin gibi değerli, samimi ve güvenilir bir insanı dostum olarak görmekten büyük gurur duyuyorum.

Allah yolunu daima açık etsin.

Gönlündeki güzellikleri karşına çıkarsın.

Ailene, sevdiklerine ve dostlarına bağışlasın.

Dostluğumuzun daha nice yıllar, mesafelerden ve zamandan bağımsız, aynı samimiyetle devam edeceğine yürekten inanıyorum.

İyi ki varsın sevgili dostum, sevgili kardeşim Ahmet Elhakan.

Sevgilerimle, saygılarımla…

Kemal Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.