Bugün sizlerle, hepimizin her gün sosyal medyada karşısına çıkan, sokak başlarında göz göze geldiği ama çoğumuzun "aman neyse" deyip geçtiği bir yarayı konuşmak istiyorum. Ancak bu yara artık pansumanla kapanacak gibi değil; kangrene dönüşmüş durumda.
Acıdan Prim Yapmak Hangi Kitaba Sığar?
Bakıyorsunuz; bir yanda Filistin’de can pazarı yaşanıyor, çocuklar bombalar altında can veriyor. Diğer yanda ise birileri çıkmış "Filistin’e destek" adı altında "bir alana bir bedava" kampanyaları yapıyor. Soruyorum size: Orada can derdi, burada para derdi... Bu hangi insanlığa, hangi Müslümanlığa sığar? Acıyı pazarlama stratejisi haline getirmek, vicdanı reklam malzemesi yapmak tam anlamıyla bir çöküştür.


Fon Müzikli Tiyatrolar
Sadece dijital dünya da değil; şehrin en kalabalık yerlerine kurulan o standları görmüşsünüzdür. Arkada insanın içini parçalayan bir fon müziği, afişlerde ağlayan çocuk resimleri ve o masanın başında oturanların yüzündeki "sipariş edilmiş" acılı ifadeler...
Haberlerde okuyoruz; "Kurban bağışı topladı, parayı kumarda yedi", "Hastalık bahanesiyle milleti dolandırdı." İşte bu durum, iyilik yapma duygusunu baltalayan bir modern dilencilik sistemidir. Bu vicdan tüccarları yüzünden, bizler gerçekten yardıma muhtaç olanı, SMA hastası olan yavruyu, evine ekmek götüremeyen mazlumu göremez olduk.

Vatandaşın Görevi, Devletin Denetimi
Ben kendimden biliyorum; gerçek bir ihtiyaç sahibi için kapı kapı dolaştığınızda karşınıza çıkan bürokrasi, bazen bu samimiyetsiz "standçılar" için neden bu kadar gevşek işliyor diye sormadan edemiyorum. Valilikler ve kaymakamlıklar izin süreçlerinde kılı kırk yararken, bu modern dilencilerin meydanlarda cirit atması kabul edilemez.
Buradan hem yetkililere hem de sizlere sesleniyorum:
-
Yetkililer: Bu istismar mekanizmasına karşı denetimleri en sert seviyeye çekmeli.
-
Vatandaşlar: Duyarlı olmalı, araştırmalı ve şüpheli her durumu şikayet etmeli.
İyiliğin önündeki en büyük engel, iyiliği maske olarak kullanan sahtekarlardır. Gelin, gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkını bu vicdan tacirlerine yedirmeyelim.
Mahmut Çiçekdağı