Bazen insan, hakikati duymamak için kulaklarını kapatır.
Ama kader, o sesi yine de işittirir.
Yemenli Ezd kabilesinin Devs boyundan bir şair… Zengin, cömert, itibarlı bir isim: Tufeyl bin Amr. İslam’dan önce kabilesinin seyyidi sayılan bir adam.
Mekke’ye geldiğinde Kureyş ileri gelenleri onu karşılar. Uyarırlar:
“Sen şair ve akıllı bir adamsın. Muhammed’in sözlerini dinleme. Onun sözleri sihir gibidir.”
Tufeyl anlatıyor:
“Onların sözlerinden öyle etkilendim ki, Resûlullah’ı duymamak için kulaklarıma pamuk tıkadım.”
O kadar ki kendisine “iki pamuk sahibi” anlamında Zülkutneteyn denilmeye başlanır.
Pamuk Yetmedi
Kâbe’nin önünde namaz kılan bir adam görür. Kulakları tıkalıdır ama yine de bazı ayetler kulağına ulaşır.
Şairdir. Sözün değerini bilir. İçinden şöyle geçirir:
“Ben şairim. İnsan sözü ile Tanrı kelâmını ayırt edebilirim. Güzel ise kabul ederim, değilse bırakırım.”
Ve kapısını çalar.
“Yâ Muhammed! Kavmin beni senden korkuttu. Sözlerini duymayayım diye kulaklarıma pamuk tıkadım. Ama işittim. Ben şairim. Sen de beni dinler misin?”
Resûlullah dinler. Sonra İhlas, Felak ve Nâs surelerini okur.
Tufeyl’in cevabı nettir:
“Bu zamana kadar bundan daha güzel söz işitmedim.”
O gün kelime-i şehadet getirir.
Bir Işığın Sahibi
İman ettikten sonra memleketine döner. Ailesi Müslüman olur. Ama kabilesi dirençlidir.
Hz. Peygamber, onun için dua eder:
“Allah’ım, ona bir nur ver.”
Rivayete göre alnında bir ışık belirir. Tufeyl, bunun dikkat çekip insanları ürkütebileceğini düşünür ve nurun kamçısına geçmesini ister. Işık kamçısına geçer.
Bu yüzden ona “Zinnûr” — nur sahibi denir.
Işığı yalnız kamçısında değil, kalbindedir artık.
Yıllar Süren Davet
Kolay olmadı. Devs kabilesi hemen Müslüman olmadı. Ama Tufeyl vazgeçmedi.
Yıllar sonra yaklaşık seksen hanelik bir kafileyle Medine’ye geldiler. Aralarında Ebû Hüreyre de vardı.
Davet sabır isterdi. O sabretti.
Putun Karşısında Bir Şair
Mekke’nin fethinden sonra kabilesinin putu Zülkeffeyn’i yıkmakla görevlendirildi.
Put yanarken şu şiiri okudu:
“Ey Zülkeffeyn!
Ben sana hiç tapmadım.
Senden önce geldim dünyaya.
Bak, kalbini nasıl ateşe verdim.”
Şairdi. Ama artık şiir, hakikatin hizmetindeydi.
Şehadetle Biten Yol
Yemâme Savaşı’na giderken bir rüya gördü. Rüyasını, kendi şehadeti olarak yorumladı. Gerçekten de o savaşta şehid düştü. Oğlu Amr ise daha sonra Yermük’te şehadetle buluştu.
Bir Mesaj
Zinnûr Tufeyl’in hikâyesi yalnız bir sahabenin hayatı değildir.
Bu hikâye bize şunu öğretir:
Hakikati duymamak için kulaklara pamuk tıkayabilirsiniz.
Ama kalbe ulaşan söz, pamuğu deler geçer.
İnsan bazen önyargıyla gelir.
Korkuyla yaklaşır.
Şüpheyle dinler.
Ama samimiyet varsa, hakikat kendini tanıtır.
Tufeyl önce kulaklarını kapattı.
Sonra kalbini açtı.
Ve nur sahibi oldu.
Belki de mesele şudur:
Kulaklarımız mı kapalı,
yoksa kalbimiz mi?
Mahmut ÇİÇEKDAĞI- Yazar/Şair