Türk İstiklal Harbi yıllarında Anadolu’nun birçok şehri işgal acısını yaşadı. Ancak bazı şehirler vardı ki, düşman ordularının ayak basamadığı, halkının direnci ve birlik ruhuyla ayakta kalan yerlerdi. İşte o şehirlerden biri de Yörükler diyarı Isparta’dır.
Isparta, Kurtuluş Savaşı sırasında düşman işgali görmeyen şehirlerden biri olarak bilinir. Batı Anadolu’da Yunan işgali genişlerken, Isparta Milli Mücadele’ye verdiği destekle güvenli bir merkez haline gelmiştir. Bu toprakların insanı, Kuvay-i Milliye ruhuyla bütünleşmiş; vatan mücadelesine canıyla, malıyla omuz vermiştir.
Kurtuluş Savaşı boyunca Isparta’dan 871 şehit verilmiş, binlerce insan da gazi olarak cephelerde mücadele etmiştir. Bu rakamlar, Isparta’nın sadece güvenli bir şehir olmadığını; aynı zamanda Milli Mücadele’nin önemli destek merkezlerinden biri olduğunu da göstermektedir.
Savaşın sonlarına doğru işgalci güçler yenilgiye uğramış, Yunan askerleri ve onlara destek veren bazı yerli Rumlar Anadolu’dan ayrılmaya başlamıştır. İzmir Limanı’ndan ayrılmalarına yardımcı olmak amacıyla İtalyan gemileri gönderilmiş, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden gelen Rum aileleri güvenli bölgelerde toplanmaya başlamıştır.
Bu süreçte Aydın ve Denizli çevresinden gelen yüzlerce Rum, özellikle kadın ve çocuklar olmak üzere güvenli bir yer olarak Isparta’ya yönelmiştir. 20 Ağustos 1922’den itibaren Isparta’ya gelen bu insanlar, Kuvay-i Milliye teşkilatının koruması altında şehirde barınma imkânı bulmuştur.
Dönemin Isparta Başpapazı Metropolit Joakim Efendi’nin Mustafa Kemal’e duyduğu saygı ve destek de bu dönemin dikkat çeken tarihi ayrıntılarından biridir.
Milli Mücadele yıllarında Isparta halkı, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle tek yürek olmuş; vatan söz konusu olduğunda birlik ve dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergilemiştir.
Bu yüzden Isparta’da bugün hâlâ şu söz söylenir:
“Biz Ispartalıyız, Yörüğüz. Ölümden değil, namertlikten korkarız.”
Çünkü bu toprakların insanı bilir ki,
bir memlekete düşmanın girememesi sadece dağlarla değil, o dağlar kadar sağlam duran insanların yüreğiyle mümkündür.
Mahmut ÇİÇEKDAĞI
Şair-Yazar