Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Şîrîn-i Mağribî: Tebriz’den Mağrib’e Uzanan Bir Hikmet Yolculuğu

  yüzyılın ortalarında, Tebriz yakınlarında Urmiye Gölü civarındaki küçük bir köyde dünyaya gelen bir isim, yüzyıllar sonra bile tasavvuf ve şiir dünyasında anılmaya devam ediyor: Şîrîn-i Mağribî. Asıl adı Ebû Abdillâh Muhammed Şîrîn b. İzziddîn et-Tebrîzî olan bu büyük mutasavvıf, gençliğinde Tebriz’de ilim tahsil etti. Onu tasavvufa yönelten şey ise bir Farsça şiirin taşıdığı hikmet oldu. Bu bile başlı başına düşündürücüdür: Bazen bir mısra, bir insanın kaderini değiştirebilir. Şîrîn-i Mağribî, devrinin önemli sûfî meclislerine katıldı. Kemâl-i Hucendî gibi büyük isimlerle aynı halkada bulundu. Kübrevî şeyhi İsmâil es-Sîsî’ye intisap ederek tasavvuf yoluna adım attı. Erbaîne girdi, nefsi terbiye etti ve kısa sürede şeyhinin gözde müridlerinden biri hâline geldi. Hayatının ilerleyen dönemlerinde Kuzey Afrika’ya yaptığı seyahatler veya Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin fikirlerine olan bağlılığı sebebiyle “Mağribî” nisbesini kullanmaya başladı. Onun düşünce dünyasında İbnü’l-Arabî’nin izleri belirgindir. Vahdet-i vücûd anlayışına bağlılığı, şiirlerinde açıkça görülür. Şîrîn-i Mağribî yalnızca bir şair değil, aynı zamanda bir irşad ehliydi. Postnişin olarak halkı irşad etti, müridler yetiştirdi. Onun şiir dili zamanla Farsça’da deyimleşmiş, bazı ifadeleri atasözü hâline gelmiştir. Bu da kaleminin ne denli güçlü olduğunu gösterir. Zikir usulünde hafî zikri ve nefesi tutarak icra edilen yöntemi benimsemesi, dönemin bazı tarikat anlayışlarından farklı bir çizgiye işaret eder. Bu tercih, onun tasavvuf anlayışındaki disiplin ve içe yönelişi gösterir. Filibeli Ahmed Hilmi’nin onu “ikinci İbnü’l-Arabî” olarak nitelemesi boşuna değildir. Çünkü Şîrîn-i Mağribî, sadece şiir yazan bir sûfî değil; düşünceyi şiire dönüştüren, hikmeti mısraya sığdıran bir gönül adamıdır. Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz: Bir köyden çıkan bir derviş, ilimle yoğrulmuş bir hayat sürmüş; şiiriyle, irfanıyla asırlar sonrasına seslenmiştir. Belki de asıl mesele budur. Kalıcılık makamda değil, derinliktedir. Şöhrette değil, hikmettedir. Ve bazen bir mısra, bir ömre bedeldir. Mahmut ÇİÇEKDAĞI- Şair/Yazar
Ekleme Tarihi: 28 Şubat 2026 -Cumartesi

Şîrîn-i Mağribî: Tebriz’den Mağrib’e Uzanan Bir Hikmet Yolculuğu

 

  1. yüzyılın ortalarında, Tebriz yakınlarında Urmiye Gölü civarındaki küçük bir köyde dünyaya gelen bir isim, yüzyıllar sonra bile tasavvuf ve şiir dünyasında anılmaya devam ediyor: Şîrîn-i Mağribî.

Asıl adı Ebû Abdillâh Muhammed Şîrîn b. İzziddîn et-Tebrîzî olan bu büyük mutasavvıf, gençliğinde Tebriz’de ilim tahsil etti. Onu tasavvufa yönelten şey ise bir Farsça şiirin taşıdığı hikmet oldu. Bu bile başlı başına düşündürücüdür: Bazen bir mısra, bir insanın kaderini değiştirebilir.

Şîrîn-i Mağribî, devrinin önemli sûfî meclislerine katıldı. Kemâl-i Hucendî gibi büyük isimlerle aynı halkada bulundu. Kübrevî şeyhi İsmâil es-Sîsî’ye intisap ederek tasavvuf yoluna adım attı. Erbaîne girdi, nefsi terbiye etti ve kısa sürede şeyhinin gözde müridlerinden biri hâline geldi.

Hayatının ilerleyen dönemlerinde Kuzey Afrika’ya yaptığı seyahatler veya Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin fikirlerine olan bağlılığı sebebiyle “Mağribî” nisbesini kullanmaya başladı. Onun düşünce dünyasında İbnü’l-Arabî’nin izleri belirgindir. Vahdet-i vücûd anlayışına bağlılığı, şiirlerinde açıkça görülür.

Şîrîn-i Mağribî yalnızca bir şair değil, aynı zamanda bir irşad ehliydi. Postnişin olarak halkı irşad etti, müridler yetiştirdi. Onun şiir dili zamanla Farsça’da deyimleşmiş, bazı ifadeleri atasözü hâline gelmiştir. Bu da kaleminin ne denli güçlü olduğunu gösterir.

Zikir usulünde hafî zikri ve nefesi tutarak icra edilen yöntemi benimsemesi, dönemin bazı tarikat anlayışlarından farklı bir çizgiye işaret eder. Bu tercih, onun tasavvuf anlayışındaki disiplin ve içe yönelişi gösterir.

Filibeli Ahmed Hilmi’nin onu “ikinci İbnü’l-Arabî” olarak nitelemesi boşuna değildir. Çünkü Şîrîn-i Mağribî, sadece şiir yazan bir sûfî değil; düşünceyi şiire dönüştüren, hikmeti mısraya sığdıran bir gönül adamıdır.

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz:
Bir köyden çıkan bir derviş, ilimle yoğrulmuş bir hayat sürmüş; şiiriyle, irfanıyla asırlar sonrasına seslenmiştir.

Belki de asıl mesele budur.
Kalıcılık makamda değil, derinliktedir.
Şöhrette değil, hikmettedir.

Ve bazen bir mısra, bir ömre bedeldir.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI- Şair/Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler