HEMBERİCE KELAMLAR: Bugünkü Şair-Yazar Konuğumuz: Hüseyin YILDIZ (Kalemşah)

HEMBERİCE KELAMLAR:  Bugünkü Şair-Yazar Konuğumuz: Hüseyin YILDIZ (Kalemşah)

 

Röportaj: Mahmut Çiçekdağı;

Kıymetli hocam, röportajımıza hoş geldiniz. İlk olarak klasik ama önemli bir soruyla başlayalım.

1. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1978 yılında dünyaya geldim. Aslen Burdur’un Kemer ilçesine bağlı Belenli köyündenim. 1986 yılından itibaren Yakalar Köyü’nde yaşamaya başladım. İlkokulu Yakalar Köyü İlkokulu’nda, ortaokulu Kemer İlköğretim Okulu’nda, liseyi ise Tefenni İbrahim Kafesoğlu Lisesi’nde okudum. Üniversite eğitimimi Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Meslek Yüksekokulu Pazarlama Bölümü’nde tamamladım.

2023 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulu’nda başarılı olarak “Halk Şairi” unvanını almaya hak kazandım. Yaklaşık on altı yıldır bir kamu kurumunda özel güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum.

“Kalemşah TV Kültürün Sesi” adlı YouTube kanalımda Yörük köylerinin kültürel değerlerini araştırıp kayıt altına alıyorum. Yazdığım şiirler ve çektiğim belgesellerle geçmişten geleceğe Türk kültürüne katkı sunmaya çalışıyorum.

Şiirlerimi “Kalemşah” mahlasıyla yazıyorum. Yöremizde “Meçhul Şair” olarak da tanınmaktayım. Özellikle Yörük kültürüne dair şiirlerim ve belgesel çalışmalarım, Burdur’un ilçeleri ve köylerinde büyük ilgi görüyor. Yediden yetmişe herkese hitap eden şiir seslendirmeleri yaparak bu alanda farklı çalışmalara imza atıyorum.

“Gönül Pınarım” ve “Sözüm Olsun Sana” adlı iki kitabımın yanı sıra çeşitli antoloji çalışmalarında da yer aldım. Mesai sonrası kalan tüm zamanımı Anadolu kültürünü, köylerimizi ve unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi kayıt altına almaya adıyorum. Ayrıca TRT Antalya Radyosu’nda her perşembe yayınlanan “Sözlerle Burdur” programını hazırlayıp sunuyorum.

2. Yazmak için zamanı nasıl buluyorsunuz?

Vardiyalı çalışan bir insan için yazmaya zaman ayırmak gerçekten gönül işidir. Şiir ve kelam zamana sığmaz. Bazen köy yollarında bir çekim arasında, bazen iş çıkışı herkes uyuduktan sonra, bazen de yürürken içime düşen bir mısrayla yazmaya başlıyorum. İnsan gönlünü verdiği şey için mutlaka zaman buluyor.

3. Yazmak için günün en uygun vakti hangisidir?

Benim için en verimli zaman gece yarısından sabaha kadar olan sessiz vakitlerdir. O saatlerde insan kendi iç sesiyle daha fazla baş başa kalıyor. Hatıralar, duygular ve maneviyat daha derinden hissediliyor. Şiirlerimin çoğu gecenin o dinginliğinde doğmuştur.

4. Ne yazacağınızı nasıl belirliyorsunuz?

Aslında bunu bana gittiğim yerler, gördüğüm insanlar ve tarih fısıldıyor. Bir köy çeşmesinin başında oturduğumda, o taşların geçmişte şahit olduğu sevdaları, ayrılıkları hayal ediyorum. Tarihi bir yapının önünde durduğumda ise orada durmuş zamanı dinlemeye çalışıyorum.

Ben çoğu zaman ne yazacağımı önceden planlamam. Mekânın, insanın ya da bir hatıranın maneviyatı içime doğar; kalem kendiliğinden yürür. Bazen de yaşamak isteyip yaşayamadığım duyguları empatiyle mısralara dökerim.

5. Bir kitabın ortaya çıkması ne kadar sürüyor?

Şiir kitapları bir anda ortaya çıkan eserler değildir. Her kitap yılların birikimidir. “Gönül Pınarım” ve “Sözüm Olsun Sana” adlı kitaplarımda yer alan şiirler; yapılan yolculukların, araştırmaların ve yaşanmışlıkların ürünüdür. Bir kitabın olgunlaşıp baskıya hazır hale gelmesi ortalama iki ila üç yılımı alıyor.

6. Kitap yazmanın en zor tarafı nedir?

En zor tarafı, yazılan duygunun okurun kalbine gerçekten ulaşıp ulaşamayacağıdır. Ayrıca kendimi tekrar etmemek adına sürekli gelişmek zorundayım. Şiirlerimde bazen gizli isimler, şifreli anlamlar ve özel kafiye zincirleri kullanıyorum. Duygu ile edebi disiplini aynı çizgide tutabilmek işin en meşakkatli tarafı diyebilirim.

7. Yayın sürecinde hangi yolu tercih ettiniz?

Ben geleneksel yayıncılığı tercih ettim. Eserlerimin devlet kütüphanelerinde yer alması, bandrollü basılması ve gelecek nesillere kalıcı bir miras bırakması benim için önemliydi. Ayrıca MESAM gibi kurumlarda eserlerin kayıt altına alınmasını da değerli buluyorum.

8. Yayıneviyle anlaşma süreciniz nasıl gelişti?

İlk kitabım “Gönül Pınarım” döneminde, beni destekleyen kıymetli büyüklerimizin referanslarıyla halk kültürüne önem veren bir yayıneviyle görüştük ve anlaşma sağladık. İkinci kitabımda ise değerli üstadım Safiye Samyeli’nin tavsiyesiyle farklı bir yayıneviyle çalışma fırsatı buldum.

9. Birden fazla kitap anlaşması yaptınız mı?

Genellikle her kitabım için ayrı sözleşmeler yaptım. İlk kitabımın gördüğü ilgi, ikinci kitabımın yolunu daha kolay açtı. Şu sıralar ise “Bir Şairin Kültür Yolculuğu” temalı gezi ve kültür kitabı üzerine çalışmalar yapıyorum.

10. İlk kez kitap yazacak insanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Sabırlı olsunlar ve acele etmesinler. “Yazdım, hemen kitap olsun” düşüncesi doğru değil. Bir eser demlenmelidir. Yazmak ciddi bir iddiadır ve bu iddiayı sürdürebilmek için bol bol okumak gerekir. Okumadan yazmaya çalışanların mürekkebi çabuk kurur.

İnsan içindeki naif duyguyu kaybetmemeli. Eleştirilere açık olmalı ama kırıldığı yerde de pes etmemeli. Engeller bazen insanı yükselten merdivenlere dönüşebilir.

11. Sizce bir yazara sorulması gereken en önemli sorular nelerdir?

Bence bir yazara şu sorular sorulmalı:

“Yazarken sustuğunuz, kelimelerin yetersiz kaldığı o sınır neresi?”

“Eserlerinizde okurun fark etmediği gizli sırlar var mı?”

“Öldükten yüz yıl sonra birisi sizin bir mısranızı okuduğunda, ruhunuzun onunla nasıl bir bağ kurmasını isterdiniz?”

Kültüre, şiire ve Anadolu’nun hafızasına emek veren kıymetli halk şairimiz Hüseyin Yıldız’a teşekkür ediyor; çalışmalarında başarılarının devamını diliyoruz.

Diğer Röportajlar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler