YAŞAMI DİYARBAKIR’DA ÖĞRENDİ, İSTANBUL’DA PİŞTİ: FERMAN GÜLER

YAŞAMI DİYARBAKIR’DA ÖĞRENDİ, İSTANBUL’DA PİŞTİ: FERMAN GÜLER

Cengiz Çetik: Merhaba Ferman Bey, röportajımıza hoş geldiniz. Sorularıma geçmeden önce SEÇKİNHABERTV okurları için bize biraz hayat hikayenizden bahseder misiniz? Kimdir Ferman Güler?

Ferman Güler: Hoş buldum Cengiz Bey. Ben hayatı Diyarbakır'da öğrendim, İstanbul'da piştim. 1971 yılında Diyarbakır'da, şu an müze olan o tarihi Cemilpaşa Konağı'nda doğdum. Sekiz çocuklu bir aile babasıyım; dört kız, dört oğlan evladım var. Çocuklarımı Finike'de büyüttüm. Çok şükür hepsini okuttum, kalanları da okutmaya çalışıyorum. Hayatım boyunca hep bir mücadele içinde oldum.

Cengiz Çetik: Sektörün mutfağına, kamera arkasına ve oyunculuğa odaklanalım istiyorum. Oyunculuk sektörüne çeşitli projelerde figüranlık yaparak adım attınız. Çekirdekten yetişmiş olmanın, o mutfaktan geçmenin oyunculuk vizyonunuza ne gibi katkıları oldu?

Ferman Güler: Doğrudur, bu sektöre figüranlıkla başladım. Ama kimse figüranlığı küçük görmesin. Şöyle düşünün: Siz varsanız her şey var. Evet, belki para kazanmıyorsunuz ama o film sizinle var oluyor. Figüran yoksa film de olmaz. Figüranlığın bana en büyük katkısı, dönemin devasa duayen oyuncularıyla aynı seti paylaşmak oldu. Rahmetli Erol Günaydın, Ayşen Gruda, Ercan Yazgan gibi daha ismini sayamadığım pek çok büyük ustayla çalıştım. Benim için en büyük okul ve katkı onlardı.

Cengiz Çetik: Sadece kamera önünde kalmadınız; kısa filmlerde yönetmen koltuğuna da oturdunuz. Kamera arkasına geçmek, hikayeyi kadrajın arkasından yönetmek oyuncu kimliğinizi nasıl besledi? Kısa film tecrübelerinizden bahseder misiniz?

Ferman Güler: Benim için filmin kısası uzunu yoktur. Biz insanlar her şeyi sınıflandırmayı severiz, bu da öyle bir şey. Eğer anlatmak istediğiniz hikayeyi ve mesajı insana geçirebiliyorsanız, bunun kaç dakika olduğunun bir önemi kalmaz. Mesela şu an 4 sezonluk, toplam 52 bölümlük bir dizi çekiyorum; ancak derdimi bu sürede anlatabiliyorum. Ama zamanında 11 dakikalık bir kısa film de çektim, orada da derdimi anlattım. Asıl mesele sürede değil, mesajdadır.

Aslında ben uzun metrajlı bir filme de giriştim. 1980 dönemini anlatıyordum ama maalesef sansüre uğradı ve proje yarım kaldı. Şimdi o projenin kitabı üzerinde çalışıyorum, kitap olarak çıkarmak istiyorum. Ama siz de bir yazar olarak bilirsiniz ki maalesef piyasa şartları, maliyetler çok kötü. Her şey paraya dökülmüş durumda. Yazdığınız bir şeyi kendi paranızla bastırmak insanın zoruna gidiyor açıkçası. Film ve yayıncılık dünyasında kapılar ne yazık ki sadece parayla açılıyor.

Cengiz Çetik: Geçmişte Diyarbakır’da "Sinema Diyar" adında bir ajansınız, ardından film şirketleriniz olduğunu biliyoruz. Bölgede sanata öncülük etme deneyimi nasıldı? Sonrasındaki geçiş süreci sanat yolculuğunuzu nasıl şekillendirdi?

Ferman Güler: Bu konuda yanlış bilinen bir şeyi düzelteyim; ben reklam ajansını devretmedim. Biz ajansı büyüterek 400 metrekarelik daha büyük bir yere taşıdık. Diyarbakır Kültür Sanat, Genzidiye ve KSM adında film şirketleri kurduk. Buraya kadar olan kısmı bugüne kadar ne basına söyledim ne de dışarıda konuştum; sadece ailem ve çocuklarım bilir. Oradayken çok güvendiğim bir öğrencimin ihanetine uğradım ve bunu psikolojik olarak kaldıramadım. Gözümü bir açtım ki Finike’deyim. Hikayenin aslı budur, devretme falan yok. Zaten ben gittikten sonra da yürütemeyip kapatmışlar, o haberi aldım.

Ama şunu net söyleyebilirim: Sanat farklı bir şeydir ve gerçek anlamda sanatla uğraşan insandan kimseye zarar gelmez. Birçok sanatçının geçmişine, hayatına bakın; eğer kötü bir bağımlılığı yoksa kimseye zararı dokunmamıştır. Sanat bu kadar asil ve güzel bir duygudur.

Cengiz Çetik: Yazarlık ve bağımsız üretime değinmek istiyorum. Kendi imkanlarınızla çıkardığınız bir romanınız var. Türkiye'de bağımsız bir yazar olarak, kendi emeğinizle bir eseri okurla buluşturma sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bu süreç size neler öğretti?

Ferman Güler: Benim asıl branşım, çıkış noktam aslında yazmaktır. Sinema sektörüne de yazarak girdim. Mantığım şuydu: "Yazdıklarımı film yaparsam insanlara daha çabuk ulaştırırım." Sinema aşkım böyle başladı. Ancak gel gör ki ülkemizde durum acı. İslam’ın ilk emri "İkra" yani "Oku"dur. Ama tam tersine biz hiç okumuyoruz; okuma oranı Türkiye'de neredeyse sıfır. İnsanlara izlemek, okumaktan daha kolay ve cazip geliyor.

Kitap olarak basılan ilk eserim "Ne İş Olsa Yaparım Be Abi" adlı romanımdır. Aslında bu benim yazdığım yedinci ya da sekizinci projemdir ama kitaplaşan ilk çalışmam oldu. O dönemin işsizlik sorununu anlatan bir kara komediydi. Bu kitap benim değil, tamamen çocuklarımın mücadelesiyle çıktı. 2018'de bir kalp rahatsızlığı geçirmiştim. Çocuklarım "Babamız ölmeden önce en azından bir eserini basalım" diyerek bana sürpriz yapmak istemişler. Ankara'da uygun fiyata bir yayıncı bulmuşlar. Tabii izin ve imza gerektiği için sonradan haberim oldu, ben de onları kırmadım ve çıkardık. Açık konuşmak gerekirse hiç beklemiyordum ama kitap piyasada tükendi, kalmadı. İkinci baskıyı yapacaktık fakat Murat Kitap Yayınevi’nden Mehmet Fatih Elhan hastalanınca öylece kaldı, ben de zorlamadım.

Ben biraz da şu mantıktayım: Tek bir kitapla hemen "yazar" olunur mu? Kitap çok sattı ama kapağı mı cazipti, hikaye mi farklı geldi, yoksa şans mıydı? Eğer ikinci bir kitap çıkarır ve aynı başarıyı yakalarsam, işte o zaman "Tamam, ben bir yazarmışım" diyebilirim. Son zamanlardaki ekonomik kriz de belimizi büküyor tabii. Dijital döneme geçtik, "Ağaçlar kesilmesin, e-kitap olsun" deniyor ama kimsenin e-kitap okuduğu da yok. Bir sinemacının gıdası nasıl alkışsa, yazarın gıdası da okunmaktır. Okunmadığınızda özgüveninizi kaybedersiniz.

Cengiz Çetik: Gelelim heyecan verici yeni projeniz "Yıl 2222"ye. Yapay zeka teknolojisini fantastik ve bilim kurgu unsurlarıyla harmanlayarak YouTube'da bir dizi hazırlıyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı ve bir yazar-yönetmen olarak yapay zekayı üretim sürecine nasıl dahil ediyorsunuz?

Ferman Güler: Şu an YouTube'da yayınlanan Yıl 2222 projesi, benim ta 1985 yılında yazdığım üçüncü ya da dördüncü projemdir. O dönem gazetede gördüğüm trajik ve sarsıcı bir aile içi hamilelik haberinden çok etkilenmiştim, rüyalarıma giriyordu. Bunu kaleme almak istedim ama o dönem toplumun buna hazır olmadığını düşünerek hikayeyi bilim kurgu formatına çevirdim. 1985'teki dünyayı aldım, 2222 yılına götürdüm. İşin ilginç yanı, şu an 2026 yılındayız ve 1985'te o hikayede hayal ettiğim teknolojilerin neredeyse hepsi çıktı. Bir tek uçan arabalar ve iletişim bilezikleri gelmedi, onlar da yoldadır.

Bu projeyi yapay zekayla yapmamın sebebi tamamen ekonomik. Sinema sektöründeki maliyetler korkunç boyutlarda. Popüler bir oyuncunun kaşesi olmuş 2 milyon. Ben o paraya dizinin tamamını çekerim. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi, bir stratejisi vardır. Biz bu projede hiç gerçek oyuncu kullanmadık; bütün karakterleri yapay zekayla ürettik. Ama senaryomdan, hikayemden asla taviz vermedim. Filmde 20-21 tane ana karakter var ve hiçbirini ne ünlü birine ne kendime ne de tanıdık birine benzettim; hepsi tamamen özgün yapay zeka tasarımları.

Tabii yapay zekayla çalışmak göründüğü kadar kolay değil, arkasında büyük bir sabır var. Video ürettirirken yapay zekayla resmen kavga ediyorum; karakterin yüzünü, boyunu, kıyafetini değiştiriyor. Aslında insanoğlu olarak sabırsız ve tembeliz, her şey hemen olsun istiyoruz. Eğer yarın bir gün yapay zeka insanlığa hükmedecek olursa, bu teknolojinin değil, ipin ucunu kaçıran insanların suçu olacaktır.

"YIL 2222" LİNKİ: https://www.youtube.com/channel/UCrpMht2XGfVMtVuXAMJ6rsQ

 

Cengiz Çetik: Bilim kurgu ve fantastik türü Türkiye’de üretimi cesaret isteyen, riskli alanlar. "Yıl 2222" projesinde izleyicileri nasıl bir evren bekliyor? Bizimle ufak bir ipucu paylaşır mısınız? Seyirciyi kaç sezonluk bir macera bekliyor?

Ferman Güler: Ben bu evreni kurmadan önce Karadeniz'de, Ege'de, Doğu'da, İstanbul'da geniş bir anket yaptım. Yaklaşık 270 bin kişi "Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz?" sorusuna yanıt verdi. Yani Yıl 2222, sadece benim değil, Türkiye'deki insanların ortak hayal gücüyle kuruldu. Bu evrende artık cumhuriyetler, krallıklar kalmamış; tamamen küreselleşmiş bir dünya var. Siyasi ya da politik bir yorum yok, tamamen hayal ürünü. Evrende hologremlar, bilekten iletişim cihazları ve nanoteknolojik akıllı kıyafetler var. Hani şu bedeni ne olursa olsun üstünüze oturan, tuşla rengi değişen, yazın serin kışın sıcak tutan kıyafetler... Ben bunları 85'te yazmıştım, bugün laboratuvarlarda yeni yeni tescilleniyor.

Dizinin ana temasına gelirsek; orada aslında "uzaylıları" anlatmıyoruz. Asıl hikaye, geçmişte uzaya giden dünyalıların yüzyıllar sonra geri dönüşü. Yani dünyalının dünyalıya karşı verdiği savaşı ve var olma mücadelesini işliyoruz. Dizide sinema tarihine, Matrix'e, Armageddon'a, Dune'a göndermeler yapan sahneler ve diyaloglar var.

Şu ana kadar 11 bölümü devirdik. Kısmetse bu cumartesi 12. bölüm yayınlanacak, haftaya da birinci sezonun finalini yapacağız. Proje toplamda 4 sezon olarak tasarlandı. Sezon isimleri de belli: 1. Sezon: İntikam, 2. Sezon: Kalkinos Cehennemi, 3. Sezon: Direniş Öncüleri ve 4. Sezon: Melesbrük. Bölümleri izleyicinin tepkisine göre revize ederek ilerliyoruz. Şuna inanıyorum: Bir anda zirveye çıkıp tepe taklak düşmektense, emin adımlarla yavaş yavaş tırmanmak her zaman daha iyidir. Eğer bu dizinin İngilizcesini yapıp globale açarsak milyonlar izler; ama Türkiye'de kendi dilimizde yapınca hak ettiği değeri görmesi zaman alıyor maalesef.

Cengiz Çetik: Sinema ve edebiyattaki nihai hedefinizi sormak istiyorum. Ferman Güler gelecekte kendini nerede görmek istiyor?

Ferman Güler: Bir yazar ne yazarsa yazsın, hikayesi ne kadar karanlık ya da komik olursa olsun aslında kendi dünya görüşünü anlatır. Ben çok büyük bir sinemacı ya da ödüllü bir yönetmen olmayabilirim, öyle devasa bir başarım henüz yok. Kendi kendimin yönetmeniyim. İnsanın kendini tatmin etmesi başkadır, sektörün ve halkın sizi kabul etmesi bambaşkadır.

Benim asıl niyetim, 21 yıldır üzerinde çalıştığım, gözüm gibi baktığım o özel dosyayı nihayet nihayete erdirmek. Biliyorsunuz, 21 Diyarbakır’ın plakasıdır. Benim bu hikayemin adı da Bir Diyarbakır Kültürü: Avare. 1950'li yıllardan 90'lı yıllara kadar Türkiye'nin siyasi ve sosyal yaşamını Diyarbakır gözüyle, tamamen tarafsız, sadece dönem olaylarını yansıtarak anlattım. 21 yılımı verdiğim bu eseri eğer bu yıl kitap olarak çıkaramazsam, bir daha da edebiyat sayfasına dönmem diye düşünüyorum. Çünkü bunca emeğin hakkının teslim edilmesi gerekiyor.

Cengiz Çetik: Son olarak, SEÇKİNHABERTV okurlarına ve sizin gibi tırnaklarıyla kazıyarak sinemada, edebiyatta var olmaya çalışan genç meslektaşlarımıza, genç sanatçılara ne söylemek istersiniz?

Ferman Güler: Gençlere tavsiyem; eğer sanata gerçekten gönül veriyorlarsa ve vakitleri varsa mutlaka bu işin mektebini okusunlar, eğitimini alsınlar. Ellerinde diplomalarıyla, donanımlı bir şekilde sektöre girsinler. Ben iki yıl önce üniversite sınavına girip yönetmenlik bölümünü kazandım ama harç yatırma sürecindeki bir dalgınlık yüzünden kaydı kaçırdım, sonra da hevesim kaçtı, kısmet değilmiş dedim. Yaşımdan sonra artık kalabalık aileme, çocuklarıma vakit ayırmak zorundayım.

Sinema sektörü çok acımasız ve vefasızdır. Piyasadan azıcık uzaklaşırsanız anında unutulursunuz, sektör sizin yerinizi hemen doldurur. Bugün popüler dizilerin kast sistemine bakın; başroller eğitimlidir ama yanlarına hemen görseli tamamlasın diye takipçisi yüksek bir YouTuber, bir Instagram fenomeni ya da sporcu koyarlar. Sektör tamamen matematik ve ticaret üzerine çalışıyor. Gençler bunun bilincinde olsunlar, asla pes etmesinler ama işin eğitimini ve tekniğini de elden bırakmasınlar. Okusunlar, sürekli okusunlar.

Cengiz Çetik: Ferman Bey, bu içten ve samimi röportaj için SEÇKİNHABERTV ailesi adına çok teşekkür ederim. Projelerinizde başarılar dilerim.

Ferman Güler: Ben teşekkür ederim Cengiz Bey, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

HABER LİNKİ https://seckinhabertv.com/haber-sinemanin-ve-edebiyatin-bagimsiz-sesi-ferman-gulerden-carpici-aciklamalar-181738.html

 

Diğer Röportajlar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler