Hemberice Kelâmlar’ın konuğu Samet Yıldırım: Çocukluk yıllarında başlayan şiir tutkusu, gurbetin zorlu yolları ve edebiyata uzanan uzun bir hayat hikâyesi…
Kars’ın sert iklimi, geniş bozkırları ve mert insanlarıyla yoğrulan Hacıveli Köyü’nde başlayan bir hayat… Dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelen Samet Yıldırım, çocukluk yıllarını tarım ve hayvancılığın içinde, doğayla iç içe geçirdi. Bugün ise onu şiir dünyasında “Sultani” mahlasıyla tanıyoruz.
Yıldırım’ın hayat hikâyesi, yalnızca bir şairin biyografisi değil; aynı zamanda eğitim hayatına erken yaşta ara vermek zorunda kalan bir çocuğun, çalışma hayatında kendisini yetiştirerek edebiyatta kendi yolunu bulmasının hikâyesidir.
Köyden Gurbete Uzanan Yol
İlkokulu Hacıveli Köyü’nde tamamlayan Samet Yıldırım, ortaokul eğitimine komşu köyde devam etti. Ancak eğitim hayatı uzun süratle kesintiye uğradı; henüz ikinci sınıfa geçmeden okuldan ayrılarak gurbet yolculuğuna çıktı.
İzmir’e giden Yıldırım, burada bir elektrikçinin yanında çırak olarak çalışma hayatına başladı. Fakat okuldan uzak kalması onun öğrenme isteğini hiçbir zaman söndürmedi.
Menemen’de Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki çıraklık okulunda eğitimini sürdürerek kalfalık, ustalık ve eğitici ustalık belgelerini aldı. Meslek hayatında gösterdiği gayret ve tecrübe sayesinde formenlik ve bölüm şefliği görevlerine kadar yükseldi.
Bu yönüyle Yıldırım’ın hayatı, insanın şartlar ne kadar zor olursa olsun kendisini geliştirmeye devam edebileceğinin dikkat çekici örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Bir Şiir Defteriyle Başlayan Sevda
Samet Yıldırım’ın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri ise şiirle tanışması oldu.
Henüz çocukluk yıllarında tesadüfen eline geçen bir askerin şiir defteri, onun gönül dünyasında yeni bir kapı açtı. Defterdeki dizeler, içinde tarif edemediği duyguların uyanmasına vesile oldu.
İlk yazdığı şiirlerin kendisini nereye götüreceğini bilmiyordu; ancak kalemi elinden bırakmadı. Yıllar içerisinde şiirleri çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda yer aldı. Böylece çocuklukta başlayan şiir merakı, zamanla ciddi bir edebî yolculuğa dönüştü.
Karacaoğlan’ın İzinde
Yıldırım’ın şiir dünyasında önemli bir isim de halk şiirinin güçlü temsilcilerinden Karacaoğlan oldu.
İslamiyet’in derin hikmetlerinden beslenen bir okuma ve düşünme dünyasına sahip olan Yıldırım, şiirde ise Karacaoğlan’ın samimiyetinden, doğallığından ve halkın içinden gelen söyleyişinden ilham aldığını ifade ediyor.
Onun için şiir yalnızca kâğıda dökülen kelimelerden ibaret değil; insanın kendisini anlatması, gönül dünyasını paylaşması ve gelecek kuşaklara bir iz bırakması anlamına geliyor.
“Sultani” Mahlasıyla Yeni Nesillere Bir Miras
Şiir söyleyişleri ve edebî buluşmalar da Samet Yıldırım’ın hayatında önemli bir yer tutuyor. Şiirin gönülden gönüle aktarıldığı ortamlarda bulunmayı, şiiri okumayı ve yaşatmayı hayatının vazgeçilmezlerinden biri olarak görüyor.
“Sultani” mahlasıyla sürdürdüğü şiir yolculuğundaki en büyük amacı ise Türk edebiyatına kalıcı değerler kazandırmak, gönüllere dokunan eserler ortaya koymak ve şiir sevgisini gelecek nesillere aktarabilmek.
Kars’ın soğuk ve sert ikliminde başlayan hayat yolculuğu, bugün kelimelerin sıcaklığıyla devam ediyor. Bir zamanlar köy yollarında başlayan hikâye, bugün şiir sayfalarında, edebiyat sohbetlerinde ve okuyucuların gönlünde yeni karşılıklar buluyor.
Samet Yıldırım’ın hikâyesi bize bir kez daha gösteriyor ki hayatın önümüze çıkardığı zorluklar, insanın içindeki öğrenme ve üretme azmini söndürmek zorunda değil. Bazen bir şiir defteri, bazen bir kelime, bazen de tek bir mısra insanın bütün hayatının yönünü değiştirebiliyor.
“Sultani” mahlasıyla şiir yolculuğunu sürdüren Samet Yıldırım’a, kelimelerin peşinde nice güzel eserler ve nice gönül buluşmaları diliyoruz.
Şiir aşkıyla yanan bütün gönüllere selam olsun.
RÖPORTAJ
Mahmut Çiçekdağı:
Samet Bey, öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Samet Yıldırım:
Ben Samet Yıldırım. Şiir dünyasında “Sultani” mahlasıyla tanınıyorum. Hikâyem, Kars’ın Hacıveli köyünde başladı. Yusuf Bey ve Fincan Hanım’ın dokuz evladının en küçüğüyüm. Çocukluğum köy hayatının, tarımın ve hayvancılığın içinde, doğayla iç içe geçti.
İlkokulu köyümde tamamladım. Ortaokula komşu köyde devam ederken hayat şartları nedeniyle ikinci sınıfa geçemeden okuldan ayrılmak zorunda kaldım. Daha sonra İzmir’e giderek bir elektrikçinin yanında çırak olarak çalışmaya başladım.
Eğitim hayatım yarım kalmış olsa da öğrenme isteğim hiç bitmedi. Menemen Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki çıraklık okuluna devam ederek kalfalık, ustalık ve eğitici ustalık belgelerimi aldım. Meslek hayatımda da çalışarak formenlik ve bölüm şefliği görevlerine kadar yükseldim.
Ancak hayatımın bir başka tarafında hep şiir vardı. Kalbimdeki şiir sevgisi beni hiçbir zaman bırakmadı.
Mahmut Çiçekdağı:
Ne zamandır şiir ve edebiyatla ilgileniyorsunuz?
Samet Yıldırım:
Şiirle tanışmam çocukluk yıllarıma dayanıyor. Küçük yaşlarda tesadüfen bulduğum bir askerin şiir defteri, benim için adeta bir dönüm noktası oldu. O defterdeki dizeler bende farklı duygular uyandırdı.
İlk zamanlarda yazdıklarımın nereye varacağını bilmiyordum. Sadece içimden gelenleri kâğıda döküyordum. Zaman içerisinde bu duygular şiire dönüştü. Yıllar içinde şiirlerim çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda yer buldu.
Bugün hâlâ yazmaya, okumaya ve kendimi şiirin içerisinde geliştirmeye devam ediyorum.
Mahmut Çiçekdağı:
Yazmanızdaki en büyük etken nedir?
Samet Yıldırım:
Benim için şiir, insanın iç dünyasının dışa vurumudur. Hayatta yaşadıklarım, gördüklerim, insanların sevinçleri, hüzünleri, özlemleri ve gönül dünyası şiirlerime yön veren en önemli unsurlar.
Bazen bir insanın sözü, bazen bir manzara, bazen geçmişten gelen bir hatıra, bazen de sessizce yaşanan bir duygu kalemi elime almama vesile olur.
Şiir benim için yalnızca kelimeleri yan yana getirmek değildir. Şiir, gönülden geleni gönüllere ulaştırma sanatıdır.
Mahmut Çiçekdağı:
Yazarken çektiğiniz en büyük zorluklar nelerdir?
Samet Yıldırım:
En büyük zorluk, insanın içindeki duyguyu doğru kelimelerle ifade edebilmesidir. Çünkü bazı duygular vardır ki kelimelere sığmaz.
Bir şiiri yazmak kadar, o şiirde anlatmak istediğiniz duyguyu bozmadan doğru sözcükleri bulmak da önemlidir. Bazen bir mısra üzerinde uzun süre düşündüğüm olur. Şiirin samimiyetini kaybetmemesi benim için çok önemlidir.
Mahmut Çiçekdağı:
Kitaplarınız hangi yaş grubuna hitap ediyor?
Samet Yıldırım:
Şiirin belirli bir yaş sınırı olduğuna inanmıyorum. İnsan hangi yaşta olursa olsun şiirde kendisinden bir parça bulabilir.
Benim şiirlerimin de gençlerden büyüklere kadar farklı yaş gruplarındaki okuyuculara ulaşmasını isterim. Çünkü şiir, insanın yaşından önce gönlüne hitap eder.
Mahmut Çiçekdağı:
Şiirlerinizde belli bir yaş grubu var mı?
Samet Yıldırım:
Hayır, şiirlerimi belli bir yaş grubuyla sınırlandırmıyorum. Gençlerin de yaş almış insanların da kendi dünyalarından bir şeyler bulabileceği şiirler yazmaya gayret ediyorum.
Benim için önemli olan, şiirin okuyucunun gönlünde bir karşılık bulmasıdır.
Mahmut Çiçekdağı:
Yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdir?
Samet Yıldırım:
İlhamın hayatın her yerinde olduğuna inanıyorum. Çocukluğumun geçtiği Kars’ın bozkırları, köy hayatı, doğa, insanlarımız, yaşanmışlıklar ve gönül dünyamız şiirlerime ilham veriyor.
Ayrıca İslamiyet’in derin hikmetleriyle yaptığım okumalar da düşünce dünyamı besliyor. Fakat şiir anlayışımda gönül rehberlerimden biri her zaman Karacaoğlan olmuştur.
Onun samimiyeti, doğallığı ve insanı doğrudan yakalayan söyleyiş biçimi beni derinden etkilemiştir.
Mahmut Çiçekdağı:
Beğendiğiniz şair ve yazarlar kimlerdir?
Samet Yıldırım:
Karacaoğlan benim için ayrı bir yere sahiptir. Onun şiirlerindeki samimiyet ve doğallık beni her zaman etkilemiştir.
Bunun yanında Türk edebiyatının farklı dönemlerinde eser veren şair ve yazarları okumaya gayret ediyorum. Her şairin ve yazarın kendine özgü bir dünyası vardır. Okudukça insan hem başkalarını tanıyor hem de kendi kalemini daha iyi keşfediyor.
Mahmut Çiçekdağı:
Yazarken görüş alışverişinde bulunduğunuz kişiler oluyor mu?
Samet Yıldırım:
Elbette. Edebiyat insanı tek başına bir yolculuğa çıkarsa da dostların, şairlerin ve yazarların fikirleri bu yolculuğa katkı sağlar.
Şiir söyleyişlerine ve edebiyat ortamlarına katılmayı seviyorum. Farklı insanlarla bir araya gelmek, şiir üzerine konuşmak ve düşüncelerimizi paylaşmak benim için çok değerli.
Her fikir insanın ufkuna yeni bir pencere açabilir.
Mahmut Çiçekdağı:
Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz?
Samet Yıldırım:
Okurlarıma en büyük tavsiyem; okumaktan, düşünmekten ve gönüllerindeki güzellikleri yaşatmaktan hiçbir zaman vazgeçmemeleridir.
Şiir yalnızca yazılan bir metin değildir; şiir yaşanır, hissedilir ve gönülden gönüle taşınır.
Ben “Sultani” mahlasıyla kalemimden dökülen her mısranın okuyucunun gönlünde bir iz bırakmasını arzu ediyorum. Türk edebiyatına kalıcı değerler bırakabilmek ve gelecek kuşaklara güzel bir miras bırakmak en büyük gayemdir.
Şiir aşkıyla yaşayan, kalbinde güzellik taşıyan bütün gönüllere selam olsun.
Teşekkürler.
......
SAMET YILDIRIM
Şair – Yazar
“Sultani” Mahlası
Doğum Yeri: Kars – Hacıveli Köyü
Samet Yıldırım, şiir dünyasında “Sultani” mahlasıyla tanınan şair ve yazardır. Kars’ın mertliği ve zorlu iklimiyle yoğrulan Hacıveli Köyü’nde, Yusuf Bey ve Fincan Hanım’ın dokuz evladının en küçüğü olarak dünyaya geldi.
Çocukluk yılları tarım ve hayvancılığın içinde, geniş bozkırların ve doğayla iç içe köy yaşamının atmosferinde geçti. İlkokul eğitimini Hacıveli Köyü’nde tamamladı. Ortaokula komşu köyde devam etti; ancak eğitim hayatına ikinci sınıfa geçmeden ara vermek zorunda kaldı ve genç yaşta gurbet yolculuğu başladı.
İzmir’e giderek bir elektrikçinin yanında çırak olarak çalışma hayatına başlayan Yıldırım, eğitimden kopmasına rağmen öğrenme ve kendini geliştirme azmini hiçbir zaman kaybetmedi. Menemen Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki çıraklık okulunda eğitimine devam ederek kalfalık, ustalık ve eğitici ustalık belgelerini aldı. Meslek hayatında edindiği bilgi ve tecrübelerle formenlik ve bölüm şefliği görevlerine kadar yükseldi.
Şiirle Tanışması
Samet Yıldırım’ın şiire olan ilgisi henüz çocukluk yıllarında başladı. Tesadüfen eline geçen bir askerin şiir defteri, onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Defterdeki dizeler, içinde daha önce adını koyamadığı duyguların kapısını araladı.
İlk yıllarda yazdıklarının kendisini nereye götüreceğini bilmese de kaleminden vazgeçmedi. Yıllar içerisinde kaleme aldığı şiirleri çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda yer aldı.
Şiiri yalnızca edebî bir uğraş olarak değil, insanın gönül dünyasını ifade etme ve gelecek nesillere aktarma biçimi olarak gören Yıldırım, Türk edebiyatına kalıcı eserler bırakmayı amaçlamaktadır.
Şiir Anlayışı ve İlham Kaynağı
İslamiyet’in derin hikmetlerinden beslenen bir okuma ve düşünme yolculuğuna sahip olan Samet Yıldırım’ın şiir dünyasındaki önemli gönül rehberlerinden biri Karacaoğlan’dır.
Karacaoğlan’ın samimiyeti, doğallığı ve halkın içinden gelen söyleyişinden ilham alan Yıldırım, şiiri bir yaşam biçimi olarak görmektedir. Şiir söyleyişlerine ve edebî buluşmalara katılarak şiirin gönülden gönüle aktarılmasına katkı sunmaktadır.
Sanat Hayatındaki Gayesi
“Sultani” mahlasıyla şiir yolculuğunu sürdüren Samet Yıldırım’ın en büyük gayesi; Türk edebiyatına kalıcı değerler kazandırmak, gönüllere dokunan eserler ortaya koymak ve şiir sevgisini gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Kars’ın bozkırlarında başlayan hayat hikâyesini şiirin mısralarıyla sürdüren Yıldırım, yazmayı, okumayı, şiiri yaşamayı ve yaşatmayı hayatının önemli bir parçası olarak kabul etmektedir.
“Şiir aşkıyla yanan bütün gönüllere selam olsun.”
SANA BENZİYOR
Akasyanın dalı, kırın sümbülü,
Açan her tomurcuk sana benziyor.
Gönül bağımızın dertli bülbülü,
Gülün her gülüşü sana benziyor.
Ömrüme ışıksın, ruhuma canan,
Gönlümün teline sözlerim yanan.
Sevdanın baharı kuşatmış saran,
Sevdanın baharı, sana benziyor.
Gözlerin ömürdür, bakışın derin,
Cihana değişmem yakar gözlerim.
Yüreğe su serper tatlı sözlerin,
Türkülerin aslı sana benziyor.
Sensiz geçen günler zifiri gece,
Çözülmez içimde kutsal bir hece.
Sırrını saklarsın derin gizlice,
Gönüldeki Alev sana benziyor.
Dünyaya bedeldir bir tek bakışın,
Yüreğin kalbime gizli sır aşkın .
İlmek ilmek aşkla kalbe nakışın,
Göklerin yıldızı sana benziyor.
Aklımı başımdan aldı bu sevda,
Gezdirir peşinde eylemez feda.
Gözümden dökülen kutsal damlada,
Bulutun gözyaşı sana benziyor.
Çiçekler baharı açınca mutlu.
Seherde sevgiler baharı kutlu.
Arı bal peşinde uçar umutlu
Çiçeklerin özü sana benziyor
Samet’im bıkmadım senin aşkından,
Bir ömür vazgeçmez sevda köşkünden.
Eser deli rüzgâr yürek mülkünden,
Esip geçen yeller sana benziyor.
Samet Yıldırım (Sultanî)